Mustafa Sabri Beşer

Star

Kim daha Müslüman yarışında A. Öcalan yedek kulübesinde!

Hiç alanım olmamasına rağmen terör grupları üzerine bir tarama yaptım.Devletlerin siyaseti bir yönetme sanatı olarak icra ettiği son bin yılda silahlı örgütlerle nasıl karşı karşıya geldiğini, nasıl çatıştığını, nasıl temas ettiğini, nasıl masaya oturduğunu inceledim.Bu okuma icbar ettirildi.Okuduğum her kayıt tanıdıktı.Bugün Türkiye'de terör örgüt

Atatürk'ü İslamlaştırma üzerine…

Dün bir haber platformunda bir yazı okudum. Pergelin sabit ayağından uzaklaşmış bir kalemin kendi çizdiği dairenin içinden çıkamıyor olmanın telaşını metne döktüğü bir yazıydı. Gülünçtü. Fakat acıdım da.Ey azîzan, yalanın sahibini ezdiği bir döneme tanıklık ediyoruz. Düne kadar dini gericiliğin tortusu sayan, Müslümanları çağın dışına itilmiş bir k

Genç mühendisler rahatsız…!

Bu rahatsızlık, gündelik bir şikâyetin ertesi gün buharlaşıp gideceği türden hafif bir sızı sayılmaz. Toprağın altından yükselen, fay hatlarını hatırlatan bir basınç var.Bir mühendis grubunun davetlisiyim. Kurdukları cümlelerden çok, cümlelerin kenarına iliştirip sustukları şeyleri duydum.Seküler mahallede büyümüş olan da var. Muhafazakâr kimlik ta

"Ateistlerin dine inananlara tepeden bakma sebebi!"

Dediler ki yazıların daha fazla okunması için Ahmet Hakan'ın yöntemini denemelisin. İlk kez duydum bu yöntemi. Ekşi Sözlük'te trend olan başlıklara yaslanırsam okunma artıyormuş.Doğrusu nedir bilmem ama Ahmet Hakan'ı takip ederim ve çok okunduğunu da bilirim.Kemmiyeti hiçbir zaman kıstas görmedim. Benim için asıl olan her daim keyfiyete gösterilen

Işığı görenler parmak kaldırsın!

Üzerimizde dolaşan gölgeler var. İnsanların yüzünü karartan gölgeler değil bunlar, gözünü açmaya zorlayan gölgeler.Her çağın bir imtihanı olur, bu çağın imtihanı hakikati duymanın güçleşmesi. Sokrates "Sorgulanmamış hayat yaşanmaya değmez" derken bir ömürden söz etmiyordu, bir toplumun kendi vicdanını uyandırma gücüne işaret ediyordu.Bizim de bugün

Hükûmet aleyhtarlığının kesişme noktası!

Aynaya baktığında kendini göremeyen bir tip dolaşıyor sokaklarımızda. İçinde çöl, yüzünde vaha. Kendi boşluğunu başkalarının hakikatine saldırarak teşmil eden, zıpçıktı reflekslerle kendine özgüven maskesi üreten bir figür.İçten kupkuru, dıştan yüksek perdeden diskur üreten, sorumluluk almak yerine tarihe kaçan, bugünü taşımak yerine geçmişi silah

Urganî Kalıntıları tehlike saçıyor…

Bir kültür gezisi rotamızdaki Altay Dağları'nda, Ötüken'in Kalbi de denilen bir Şaman ayinin yapıldığı bir çemberdeyiz. Taze bir ayin sonrası dumanla külün birbirine karıştığı bu çemberin kör noktasında gözüme ilişti. Yarısı yanmış bir urganla bağlı küle bulanmış bir tomar parşömen kağıdıydı bulduğum.İlk parşömenin dış yüzeyinde silik şekilde de ol

Papalagi tam bir "şey" düşkünüdür…

Yirmi yıl önce bir kitap okumuştum. Ama kitap yüz yıl önce yazılmıştı.Bugünlerde, tahlil gruplarıma kadrosu öğretmenlerden oluşan yeni bir tahlil grubu daha eklemek nasip oldu. Haftalık okunacak kitap listesini hazırlarken, yirmi yıl önceki dostu hatırladım, Göğü Delen Adam.Grubun mihmandarı olarak her eserin tahlilini yapmam gerektiğini düşününce,

Okulda öğrencileri esir alan iki kişi!

Bir toplumu hangi yöne sürmek istiyorsan, o toplumun mayasını çözmek zorundasın. Sosyolojisini, tarihsel reflekslerini, hafıza kodlarını bilmezsen, kurmak istediğin düzen saman alevi gibi söner.Bütün büyük ideolojik projeler bu hakikati kavramış, işe eğitimden başlamıştır. "Ağaç yaş iken eğilir" sözü, sadece halk arasında değil, ideolojilerin strat

Müslümanlar ve Kürtler şaşkın! Res Publica halkın işi de Cumhuriyet kimin işi

Cumhuriyet... Adı ballı börek, tadı saman.Kâğıt üstünde halkın iradesi. Şûrâ gibi, res publica gibi... Kulağa nefes gibi geliyor.Ah ne hoş bir vaat!Ama iş Türkiye'ye geldiğinde bu tatlı vaat, acı bir gerçeğe dönüştü!Halkı hizaya sokmak isteyen bir avuç jakobenin sopası oldu.Cumhuriyet, halkın nefesi değil, sosyolojimizin çatısını çökerterek, dilimi