Ülkemde ne güzel şeyler oluyor

Ay'a çıkan ilk insana atfedilen bir cümle var. "Buradan dünya güzel ve ışıklı, yek vücut ve sakin görünüyor." Yeryüzünü yukarıdan görünce kavga küçülüyor, gürültü ince bir çizgiye dönüşüyor.

Roger Garaudy, bu ufuk kaydıran bakışı bir anahtar gibi kullanır ve şu soruyu diri tutar: "Zamanla biz de dünyayı böyle bütün, böyle sakin, böyle yekpare algılayabilecek miyiz"

Ardından cevap vermek yerine bir ikaz cümlesi kurar. "Bundan böyle insan kendi tarihinin sorumlusudur."

Garaudy, bu sorumluluk bilinciyle bizi tarihin kaçırılmış fırsatlarını ve insanın kaybedilmiş boyutlarını aramaya çağırır.

Batının kendini merkez sayan alışkanlığının insanı daralttığını söyler ve bu daralmaya karşı daha geniş bir idrakin mümkün olduğunu hatırlatır.

Bugün ben, ülkemde olup bitene bir astronot gibi yukarıdan bakmak yerine, en kıymetli kıvrımından bakarak bir tahlil yapmak istiyorum.

Bir millet bazen kendini eleştirirken yenilenir. Bazen savunurken toparlanır. Bazen köklerine döner. Bazen de tehlikeyi erkenden fark eder ve panik üretmeden tedbir dili kurar.

Bu kıvrımdan baktığımda, ülkemin insanlık galerisinde kıymetli bir titreyiş hissediliyor.

Eğitim alanında yürüyen tartışmalar bunun açık göstergesi. Müfredat, öğretmen, disiplin, okul kültürü, aile ile okul arasındaki bağlar. Bunlar bir ülkenin insan inşa atölyesidir.

Bu sebeple Bakan Yusuf Tekin'in kamuoyuna yansıyan çıkışları gündelik polemik başlığı altında toplanamaz.

Karneden Atatürk kaldırıldı yalanını yayanlara, bu yalanı akademik unvanların arkasına saklayarak dolaşıma sokanlara verdiği berber metaforlu yanıt, çözünürlüğü düşük bir fotoğrafın netleşmesi gibidir.

Bakan'ın Kemalist kamuflajıyla bozgunculuk yapan Siyonist aklın ayarlarıyla oynaması bir hak mücadelesidir.

Benim dikkat kesildiğim yer, tartışmanın kimin kazandığı meselesi değildir.

Daha basit, daha ağır sorular var.

Ülke, çocuklarını kime emanet ediyor Zihnini kim kuruyor Ahlakını kim taşıyor

Bu soruların ciddiyetle sorulduğu bir iklim oluşuyor.

Sapkınlığın ve LGBT lobilerinin saldırısına maruz kalan çocukların ailelerine bilinç kazandırmak amacıyla Tabii platformunda yayınlanan Gökkuşağı Faşizmi belgeseli etrafında dönen tartışma da bu bağlamda okunmalı.

Belgesel, rahatsız edici hakikati parlatmıyor, olduğu gibi gösteriyor. Bu bir şecaat mührüdür. Geleceğimizi hedef alan taarruza, vicdan merkezli ağır bir itiraz kurulmuştur.

Cirmimce benim de içinde yer aldığım Büyük Aile Platformu'nun beş yıldır yürüttüğü fevkalbeşer çabanın yanına Mehir Aile Platformu eklenmiştir.

Mehir Aile Platformu, aileyi geleceğin toplumsal omurgası olarak ele alıyor. Evlilikten boşanmaya, gençlik eğitiminden çocukların psikolojik güvenliğine uzanan, sahada devleti tamamlayan bir sorumlulukla çalışıyorlar.

Kampanya gürültüsü üretmeden, 81 ilde teşkilatlanarak taşları yerli yerine koyan uzun soluklu bir direnci örmeyi hedeflemişler. Bize de hizmet etmek düşer. (Bu konuyu daha detaylıca yazacağım.)