Millî Eğitim Bakanlığına teklifim açıktır ve bu teklif bir slogan değil, eğitim dilindeki bir çelişkiyi gidermeye dönük somut bir düzenleme çağrısıdır.
Yıllardır "Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi" dersinin içeriğiyle adı arasında ciddi bir mesafe bulunuyor. Dersin adında "kültür" ve "bilgi" vurgusu öne çıkarken içerik salt kültürel bir tanıtım düzeyinde kalmıyor.
İçinde "kültür" geçiyor ama müfredat aynı esaslar üzerine kurulu değil. İçinde "ahlak bilgisi" var ama program "terbiye" inşa etmeye çalışmıyor.
Yıllardır bu mesafeyi görmezden geliyoruz. Öğretmen sınıfa giriyor, iman esaslarını anlatacak ama ders adı "kültür".
Veli, çocuğunun bu dersten hangi zihinsel ve ahlaki çıktıları edinmesini beklemesi gerektiğini bilemiyor.
Ölçme değerlendirme de kavramın muğlaklığı yüzünden dağınıklığa mahkûm kalıyor.
Benim itirazım tam burada başlıyor.
İsim, bir dersin vitrini değil istikamet cümlesidir. Ad doğru kurulmazsa içerik güçlü olsa bile etki eksik kalır.
Bir asırdır eğitim sistemimizde kavram kargaşası operasyon aracı olarak kullanıldı. Tevhid-i Tedrisat denildi, birlik değil kökten koparma yapıldı. Harf devrimi denildi, milletin dedesiyle torunu arasına set çekildi. Laiklik denildi, dinin kamusal alandan silinmesi kastedildi.
Şimdi de "kültür" deniliyor, dinin özü olan iman esasları saklanmış oluyor!
İyi güzel de bu derste verilen şey salt kültür mü Hayır azizim!
Bu derste verilen şey imanın şartları, Allah'ın varlığı, birliği, sıfatları, meleklere, kitaplara, peygamberlere, ahirete, kadere iman.
E bunlar "kültür" başlığına sığar mı
Bu derinlik "kültür" kelimesinin arkasına gizlenirse, öğrenci neyin peşinde olduğunu anlayamaz. Öğretmen neyi öğrettiğini net söyleyemez. Veli neyi beklediğini bilemez.
Gençlik ekseninde inanç değerleri bu kadar karmaşıklaşmışken, "Hangi dinin kültürü" diye sorsak sarih bir cevap bile bulamayız.
Tarihî tecrübemiz de bu netliği destekler. Medrese geleneğinde isim ile içerik arasında güçlü bir uyum vardır. Darülhadis hadis öğretir, darülkurra kıraat öğretir, darülhüffaz hıfz öğretir.
İsim omurgayı korur, yöntem ve materyal zamanın ihtiyacına göre yenilenir.
Biz bugün içerikte var olan omurgayı isimde gizleyerek kendi elimizle bir kavram sisi üretiyoruz, sonra da gençlerin inanç krizlerine, seküler savrulmalarına, deizme kaymasına, anlam kopuşlarına şaşırıyoruz.
Şaşırılacak bir durum yok, dil bulanıksa hedef de bulanıklaşır.
Bu nedenle "Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi" ders adının "İslam İnancı Esasları ve Terbiyesi" olarak güncellenmesini teklif ediyorum.
Bu değişim iki şeyi aynı anda yapar. İnanç esasları ile bilişsel hedefleri adlandırır. Terbiye ile duyuşsal ve davranış boyutunu adlandırır.
"Terbiye" kelimesi kritiktir. Sadece bilgi aktarımı demek değildir. Karakter inşası, davranış dünyasına yön verme, ahlakı hayata geçirme demektir.
Şimdi birileri diyecek, "İsim değişikliği neyi değiştirir ki"
Çok şey değiştirir azizim.
Velinin beklentisini netleştirir. Öğretmenin ders dilini güçlendirir. Öğrencinin dersle kurduğu anlam bağını artırır. Ölçme ve değerlendirmeyi izlenebilir hale getirir.
Bu isim değişikliği yalnızca kelime değişikliği değildir, eğitimde niyetin, hedefin ve yöntemin netleşmesidir.
"İslam İnancı Esasları" ifadesi dersin bilişsel omurgasını açık biçimde tanımlar.

8