İsmail Kılıçarslan

Yeni Şafak

AK Parti'nin liberallerine bir hatırlatma: Türkiye'nin ekseni Türkiye'dir

Recep Tayyip Erdoğan'ın Türkiye'ye kazandırdığı en önemli ufuklardan biri, belki de birincisi Türkiye ile ilgili yerleşik algıyı değiştirmeye cesaret ederek "Türkiye'nin ekseni Türkiye'dir, Türkiye'nin merkezi Türkiye'dir" önermesini yerleşik hale getirmesi oldu. "1839'da açılan parantez kapandı" diyemeyiz elbette. Daha çok yolumuz var ama "Türkiye

Sen rüyama bir kerre gel ki noliy

"Sevmek nasıldır" diye sormuşlar dervişe. "Cevabı kolay gibi görünen zor soruları sormadan önce düşünün ki cevabını bildiğiniz sorunun sorumluluğu da vardır" olmuş cevabı. Anlamamışlar dervişi. Soruyu cevaplandırmak istemediğini düşünmüşler. Bunu da söylemişler dervişe. Gülümsemiş bizimki. "Musab gibidir" demiş. Görenler onu, "Mekke'nin bir kralı o

AK Parti'nin liberallerine Leman şoku

Boşluğu dövmeye de, gölge boksu yapmaya da niyetim yok bu yazıda. Evet, isim vermeyecek, "kim bu AK Parti'li liberaller" sorusunu şimdilik cevaplama-yacağım ama bunu işi magazine kurban verip esası elden kaçırmaya niyetim olmadığı için yapacağım. Yoksa onlardan korkan -Allah muhafaza- onlar gibi olsun. Önce şuradan başlayayım. Sıkı takip etmiyor bi

Senden ötürü oluyor be abi, senden ötürü

Bir hafta tatil yapalım diye yola çıkıp geldiğimiz Marmaris'te esnafından taksicisine, tekne kaptanından plaj işletmecisine kadar herkesin gündemi aynı: "Yerli turist yok bu sene. Yaprak kımıldamıyor. Öldük biz öldük." Durun bunu az geriden alayım. Tatile gelirken İstanbul Havalimanı'nın iç hatlar bölümünde oldukça doyurucu üç sandviçe, iki çaya ve

Açlığı bastırmanın derdiyle

Dervişe "bize açlıktan bahset" demişler. "Midenin açlığından mı, gözün açlığından mı, nefsin açlığından mı, kalbin açlığından mı bahsedeyim" diye sormuş derviş. Gözle görülür bir sessizlik olmuş dervişin bu sorularının ardından. Derviş, usul usul anlatmaya koyulmuş. Midenin açlığını o Norveçli büyük yazar herif anlatmıştı en iyi değil mi Ne demişti

Bir fikrî takip yazısı: ÜNİDES

Önce seneler öncesine gideyim. Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'nde öğrenciyken Çetele isimli bir dergi çıkartmıştık arkadaşlarımızla. Fakültenin edebiyat kulübünün bir faaliyeti olarak hayata geçirdiğimiz dergide imzalarını gördüğünüzde "o da mı yazmış burada" diyeceğiniz pek çok isim kalem oynatmıştı. Dergi, tamı tamına imece yöntemiyle çı

Bu savaşı biz kazanırız ama nasıl

En sonda söyleyeceğimi yekten söyleyeyim. İsrail ile Türkiye'nin gireceği herhangi bir savaşı, ABD'nin İsrail desteğine rağmen Türkiye kazanır. Bu, burada bir dursun. "İran, İsrail'e füze atmasına, Siyonist köpeklere korku dolu anlar yaşatmasına ve hatta çok uzun süre sonra İsrail ile çarpışmayı göze alan ilk Müslüman ülke olmasına rağmen niçin dün

Yanlış sorudan doğru cevap hasıl olur mu

"Nedir" diye sormuşlar bizim dervişe. Böyle ne idüğü belirsiz sorulara cevap vermeyi pek sevmez bizim derviş. Yürüdüğü yolu sırlı, esrarlı, -nasıl derler- sofistike zanneden akıl ve kalp kumkumalarından pek hazzetmez. Çünkü yolun sırlı, esrarlı olmadığını bilir. Yol düzdür zira. Yolu çatallı, çapraşık, karışık kılan insanın kibri ve cehlidir. Sır v

"Değişmez" denileni değiştirmek

Üniversite sınavına gireli 30 yılı aştı. Mart ayında yapılan ÖSS'de işler benim açımdan yolunda gitmişti. Ancak Hazirandaki ÖYS'nin sabahına kuvvetli bir baş ağrısıyla uyanmıştım. Sınav boyunca zonklayan başım, potansiyelimin en az 8-10 net altında kalmamı sağladı. İstanbul Hukuk beklerken Marmara İlahiyat geldi. "Nasip" deyip yoluma devam ettim el

Bu sefer de madde madde anlatmak istedim

1.İsrail isimli terör organizasyonuyla kim savaşırsa savaşsın, kim ona bir zarar verirse versin fark etmez. Yerim İsrail'in karşısı, yanım İsrail ile çatışanın yanıdır. Bu, tartışmaya kapalıdır. 2. İran, İsrail ile savaşırken yanım sadece bu ilk maddeden hareketle İran'ın yanı değildir. İran'ı destekliyor olmamın iki net gerekçesi daha vardır. Bunl