İsmail Kılıçarslan

İsmail Kılıçarslan

Yeni Şafak
Gündem 250 yazı 7 takipçi

Uyuşturucu ile mücadelede hukuk bize yardım edebilir mi

Soruya hemen cevap vereyim: Kesinlikle evet ve kesinlikle hayır. Cumartesi gün dünyada ve Türkiye'de uyuşturucu gerçeği ile ilgili genel bir girizgâh sayılabilecek yazımı yazınca ilk etkileşim Adalet Bakanlığı'nın bence fişek gibi çalışan iletişim ekibinden geldi. İlgili arkadaşlar "Ceza hukukunda yapılan değişikliklerden haberdarsınız değil mi" di

Mutsuzluğum, sevgilim

Yazıda-yabanda hayvan otlatıp, akşamına koyunların sütünü sağıp, tertemiz havalı bir yayla köyünde yıldızları yorgan yapıp uyuyan çoban da mutlu değil artık. O da bir başka hayatın imkânına inanıyor. O da bir başka hayatta daha mutlu, daha da mutlu, en çok mutlu olacağına ikna olmuş çoktan. Levent'teki plazasından şoförü tarafından Zekeriya-köy'dek

Uyuşturucu gerçeği ve üç temel hedef

Önce bazı sert gerçekleri hatırlayalım. Dünyada uyuşturucu pazarı yıllık 450 milyar dolar ila 600 milyar dolar arasında bir ekonomiye oturuyor. Bu ekonomi, 290 milyonu aşkın ve çoğunluğu gençlerden oluşan bağımlılardan temin ediliyor. Dünyadaki tüm ölümlerin yüzde dört buçuğu da uyuşturucu ve alkol bağımlılığına bağlı olarak gelişiyor. Bağımsız kur

Adam "Kudüs ittifakı" dedi, sen de çok üzüldün

Önce, Cihat Gökdemir'in tespitini alıntılayayım: "Kudüs ittifakı, Selçuklu ruhu. Öyle görünüyor ki genç Türkiye Cumhuriyeti, Osmanlı'nın mirasını da bagajına alıp Selçuklu'nun mirasına yürüyor. Osmanlı, bir Balkan devletiydi. Selçuklu ise bir Anadolu-Ortadoğu devleti. Bir tür Türk, Kürt, Arap ittifakı. Devlet, Selçuklu mirasına karar vermiş." Bir d

Bulanığım, çok bulanık

Dervişe bir şey sormamışlar bu sefer.Tekkede genç derviş adayları, sokakta bu işlere meraklı adamlar. Hiçbiri ağzını açıp bir sorucuk olsun sormamış bizim dervişe.Kendisine soru sorulmasından hoşlanmayan derviş, başlangıçta memnun olmuş bu duruma. Kafasını dinlemiş. Sorusuzluk iyi gelmiş ona. Hatta "Ne güzel oldu bu iş. Kafamı dinliyorum işte" diye

Sensin geri kalmış da biz edebimizden susuyoruz

AKPartili liberaller derin bir nefes alabilir. Bu yazıdan sonra bir yazım daha kaldı. Ardından bu bahsi kapatacağım. Bakalım Cemil Meriç ne diyor: "Kıtaları ipek bir kumaş gibi keser biçerdik. Kelleler damlardı kılıcımızdan. Bir biz vardık cihanda, bir de küffar Zafer sabahlarını kovalayan bozgun akşamları İhtiyar dev, mazideki ihtişamından utanır

AK Parti'nin liberallerine bir hatırlatma: Türkiye'nin ekseni Türkiye'dir

Recep Tayyip Erdoğan'ın Türkiye'ye kazandırdığı en önemli ufuklardan biri, belki de birincisi Türkiye ile ilgili yerleşik algıyı değiştirmeye cesaret ederek "Türkiye'nin ekseni Türkiye'dir, Türkiye'nin merkezi Türkiye'dir" önermesini yerleşik hale getirmesi oldu. "1839'da açılan parantez kapandı" diyemeyiz elbette. Daha çok yolumuz var ama "Türkiye

Sen rüyama bir kerre gel ki noliy

"Sevmek nasıldır" diye sormuşlar dervişe. "Cevabı kolay gibi görünen zor soruları sormadan önce düşünün ki cevabını bildiğiniz sorunun sorumluluğu da vardır" olmuş cevabı. Anlamamışlar dervişi. Soruyu cevaplandırmak istemediğini düşünmüşler. Bunu da söylemişler dervişe. Gülümsemiş bizimki. "Musab gibidir" demiş. Görenler onu, "Mekke'nin bir kralı o

AK Parti'nin liberallerine Leman şoku

Boşluğu dövmeye de, gölge boksu yapmaya da niyetim yok bu yazıda. Evet, isim vermeyecek, "kim bu AK Parti'li liberaller" sorusunu şimdilik cevaplama-yacağım ama bunu işi magazine kurban verip esası elden kaçırmaya niyetim olmadığı için yapacağım. Yoksa onlardan korkan -Allah muhafaza- onlar gibi olsun. Önce şuradan başlayayım. Sıkı takip etmiyor bi

Senden ötürü oluyor be abi, senden ötürü

Bir hafta tatil yapalım diye yola çıkıp geldiğimiz Marmaris'te esnafından taksicisine, tekne kaptanından plaj işletmecisine kadar herkesin gündemi aynı: "Yerli turist yok bu sene. Yaprak kımıldamıyor. Öldük biz öldük." Durun bunu az geriden alayım. Tatile gelirken İstanbul Havalimanı'nın iç hatlar bölümünde oldukça doyurucu üç sandviçe, iki çaya ve

Açlığı bastırmanın derdiyle

Dervişe "bize açlıktan bahset" demişler. "Midenin açlığından mı, gözün açlığından mı, nefsin açlığından mı, kalbin açlığından mı bahsedeyim" diye sormuş derviş. Gözle görülür bir sessizlik olmuş dervişin bu sorularının ardından. Derviş, usul usul anlatmaya koyulmuş. Midenin açlığını o Norveçli büyük yazar herif anlatmıştı en iyi değil mi Ne demişti

Bir fikrî takip yazısı: ÜNİDES

Önce seneler öncesine gideyim. Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'nde öğrenciyken Çetele isimli bir dergi çıkartmıştık arkadaşlarımızla. Fakültenin edebiyat kulübünün bir faaliyeti olarak hayata geçirdiğimiz dergide imzalarını gördüğünüzde "o da mı yazmış burada" diyeceğiniz pek çok isim kalem oynatmıştı. Dergi, tamı tamına imece yöntemiyle çı