Abdüllatif Uyan

Abdüllatif Uyan

Türkiye
Yaşam / Din 698 yazı 1 takipçi

Namaz vakti girinceiyileşen felçli zat!..

Ebül Hüseyin Şirvânî hazretleri, İran'da yetişen büyük velîlerdendir.Hicrî dördüncü asırda, Mekke'de vefât eyledi.Ömrünün sonlarına doğru felç oldu.Eli ayağı tutmazdı.Ayağa kalkamazdı.Fakat her gün beş namaz vakitleri girince iyileşirdi.Sohbet esnâsında da sıhhatli ve sağlam olur, bu zamanlar hâricinde yine felçli olurdu...Kendisine;"Tasavvuf nedir

"Evliyâ zâtlara saygıda kusur etmemelidir"

Ebül Hayr Habeşî hazretleri, Mekke'de yaşadı. 383 (m. 993) yılında, Güney İran'daki Ebrikûh beldesinde vefât edip, oraya defnedildi.Resûlullahın kabr-i şerîfine vardığında;"Esselâmü aleyküm yâ Resûlissekaleyn!" derdi.Cevap beklerdi.Efendimiz ona;"Ve aleykesselâm yâ Tâvus-ül-Haremeyn!" diye cevap verirdi.● ● ●Kendisi anlatır:Altmış sene Mekke ve Med

Hangisi köle hangisi efendi

Ebül Hayr Habeşî hazretleri, Mekke'de yaşadı.383 (m. 993) yılında, İran'da, Ebrikûh beldesinde vefât etti.Ve oraya defnedildi.Gençliğinde birinin kölesiydi.Bir kula köle iken, "asıl Efendisine" kullukla meşgul olurdu.Yâni ibâdet ederdi.Efendisi, her zaman bir arzusu olup olmadığını sorar, bir şeyler istemesini arzu ederdi.Ama o, "yok" derdi.Bir şey

"Ey insanlar! Ben tövbe ettim!"

Ebül Hasen-i Eş'arî hazretleri, Ehl-i sünnetin itikattaki iki imâmından biridir.330 (m. 941) senesinde Bağdâd'da vefât etti.Kırk yaşına kadar bozuk fırka olan mutezileye göre yaşadı.Bir Ramazan-ı şerîf ayının ilk günlerinde, rüyâda Peygamber Efendimiz kendisine;"Yâ Alî! Benim ve Eshâbımın yoluna yardım et" buyurdular.Ramazanın onbeşi oldu.Efendimiz

İlim ve iffet sâhibi bir kız...

Buhâra'da yetişen âlim ve evliyânın büyüklerinden Ebû Hafs-ı Kebîr hazretleri, 264 (m. 877) senesinde, Buhâra'da vefât etti.Şöyle nakledilir:Bu zât, gençlik yıllarında ilim ve iffet sâhibi, sâliha bir kızla evlendi...İlk gece, kız buna;"Kadınların âdet hâlleriyle ilgili hayız ilmini öğrendin mi" dedi.Ebû Hafs;"Öğrenmedim" dedi.Bunun üzerine;"Allahü

"Herkese aynı şey söylenmez"

Ebû Alî Müştevlî hazretleri, Mısır'a on fersah mesâfede bulunan Müştevl köyündendir.340 (m. 951) senesinde orada vefât etti.Abdullah-ı Ensârî hazretleri anlatıyor:Ebû Alî Müştevlî, zamânın büyük velîlerinden Ebû Yâkub-i Sûsî'yi ziyâret için Basra'ya gitti.O zâtın talebelerini gördü.Ve birine yaklaşıp sordu:"Hocanız nerededir"Genç, tereddüt etti.Son

"Namaz kılmak, nefse acı geliyor"

Ebû Alî Müştevlî hazretleri, Mısır'a on fersah mesâfede bulunan Müştevl köyündendir.340 (m. 951) senesinde vefât etti.Gençliğinde, bir gece rüyâsında Peygamber Efendimizi gördü. Efendimiz kendisine;"Yâ Ebâ Alî!.. Seni, dervişleri sever ve onlara meyleder görürüm" buyurdu.O, buna sevindi...Ve cevap verip;"Öyledir yâ Resûlallah!" dedi.Efendimiz;"Derv

"Haydi, birlikte cennete girin"

Osmân bin Muhammed bin Ebî Şeybe hazretleri, hadîs hâfızlarından olup, aslen Kûfelidir.Bu zât, Resûlullah Efendimizin hadîs-i şerîflerinden şöyle naklediyor:-Kıyâmet gününde ümmetimden iki kişi, Hak teâlânın huzûruna çıkar.Biri, alacaklıdır.Ve hakkını ister.Rabbimiz, diğerine;"Bu kardeşinin sende olan hakkını ver" buyurur.O kimse;"Yâ Rabbî! Hiç sev

"Zemherîr nedir yâ Resûlallah"

Osmân bin Muhammed bin Ebî Şeybe hazretleri, hadîs âlimlerindendir.Aslen Kûfelidir.297 (m. 910) da Bağdâd'da vefât etti.Kendisi şöyle anlatır:Efendimiz, bir gün Eshâb-ı kirâma buyurmuşlar ki:Hava sıcak olduğunda, Allahü teâlâ kullarına bakar.Yer ehlini dinler.Gök ehlini dinler.Ve bir kişinin;"Bugün ne kadar da sıcak. Allah'ım! Beni Cehennemin harâr

"Günah işlediği zaman üzülenmümindir"

Muhammed bin Yûsüf İsfehânî hazretleri, Tebe-i tâbiînin âlimlerinden olup ibâdete çok düşkündü.Aslen İsfehânlıdır.Bu zât ile Fudayl bin Iyad hazretleri, çok arzu etmelerine rağmen bir türlü tanışamamışlardı.Bir gün, Basra çarşısında, bu iki velî zât karşılaştılar.Birbirlerine baktılar.Biri diğerine sordu:"Sen Muhammed bin Yûsüf müsün"O da ona sordu

Şöhret olmaktankorkan zat...

Muhammed bin Yûsüf İsfehânî hazretleri, Tebe-i tâbiînin âlimlerinden olup ibâdete çok düşkündü.Aslen İsfehânlıdır.Şöhretten korkardı.Bunun için tanınmamaya özen gösterirdi.Harran'a da bu yüzden gelmişti.Ancak gelir gelmez, oradaki hadîs âlimleri Onun geldiğini duydular.Yanına üşüştüler.O ise rahatsız oldu.Ve oradan da ayrıldı.Başka bir şehre gitti.

"Mümine sert bakmak bile kul hakkıdır"

Bir âlim akrep sokmalarını Fâtiha ile iyileştiriyor, ama aynı duayı okuyan başkası neden başarısız oluyor?