"Azgınların gideceği yer cehennemdir!"
Tarihi örneklerle anlatılan bu yazıda, imanın derinliği maddi başarıdan daha mı değerli? Yoksa bu hikayeler günümüz Müslümanlarının gerçek sorunlarından kaçış mı?
Yazı, Sahabe ve Tabiin döneminin büyük şahsiyetlerinden örnekler vererek, dini sorumluluk ve ahiret korkusunun insan yaşamındaki merkezi rolünü anlatıyor. Selmân-ı Fârisî'nin bir ayeti işitmekle üç gün kendinden geçmesi, Ömer bin Abdülazîz'in mezarlıkta ağlaması gibi olaylarla yazı, imani duyarlılığın derecesini sorguluyor. Peki bu yoğun dini hassasiyet, dünyadaki adalet ve sorumluluk görevlerimize engel mi, yoksa onu besleyen kaynağı mı?
Meymun bin Mihrân hazretleri, Tâbiîn'in büyüklerindendir.
Bu zât anlatıyor:
Bir gün, Eshâb'tan biri, Kur'ân-ı kerîm okuyordu. Hicr sûresinde;
"Şüphesiz o azgınların gideceği yer cehennemdir" meâlindeki âyet-i kerîmeyi okudu...
Orada Selmân-ı Fârisî hazretleri de vardı.
O, bunu işitti.
Hüzünlendi .
Ve ellerini başına koyup, hemen ağlamaya başladı.
Sonra kalkıp ne tarafa gittiğini bilemez hâlde kendinden geçmiş olarak çıkıp gitti.
Aradan üç gün geçti.
Ancak kendine gelebildi...
● ● ●
Bu zât, beş vakit namâzı muhakkak câmide, cemaatle kılardı.
Bir gün yine cemaat için mescide gitti.
Namâzın kılınmış olduğunu öğrendi.
"Eyvaaah" dedi.
Çok hüzünlendi!

19