Yazı, İslam tarihinin erken dönemindeki bir velinin (Sâbit el Benânî) hayatı ve öğretileri üzerinden mümin olmayı ve manevi ilerlemeyi işlemiştir. Yazar, bu kişinin hayatından hareketle, hakiki ilerlemenin kibir karşısında ölüm farkındalığı ve başkalarını sevindir etmekte olduğunu vurgulamaktadır. Peki bu manevi tasavvur, günümüz müslümanların günlük zorlukları ve sosyal sorumlulukları ile ne kadar uyumludur?
Tâbiîn'in büyüklerinden olan Sâbit bin Eslem Benânî hazretleri, 737 (H.120) senesinde vefât etti.
Zâhid, âbid, müttekî bir zâttı.
Enes bin Mâlik radıyallahü anh, onu çok severdi.
Bir gün onu gördü.
Ve dikkatle bakıp;
"Senin gözlerin, Resûlullah'ın gözlerine ne kadar da çok benziyor" dedi ve Resûlullah'ı hâtırlayıp çok ağladı!
● ● ●
Vefât ettiğinde defnedip mübârek kabrini kerpiçle ördüler. Ertesi gün kabre gelenler, kabrin üzerini "nûr" kaplamış gördüler.
Ayrıca kabrinin civârından geçen kimseler, bâzen içeriden Kur'ân-ı kerîm sesleri işitirlerdi.
Bir sevdiği vardı.
Bir gün bu zâta;
"Falan, çok kibirli" dedi.
Sâbit el Benânî de ona;
"Onun önünde 'ölüm' yok mudur ki, kibirleniyor"

20