Yazı, İslâm tarihinin önemli âlimi Rebîa bin Ebî Abdurrahman'ın babasının uzun gazâ yolculuğundan sonra evine dönüş hikâyesini anlatır. Aile bireylerinin birbirlerini tanıyamaması, ünlü hâkim Mâlik bin Enes'in arabuluculuğuyla çözülür. Ancak sorulması gereken: uzun yıllar terk edilen bir aile için, dönüş anı gerçekten başarılı bir birleşme midir, yoksa koparılan bağların yaralarını açmaktan başka bir şey değil midir?
Rebîa bin Ebî Abdurrahman hazretleri, Tâbiînin büyük hadîs ve fıkıh âlimlerindendir.
137 (m. 753) senesinde vefât etti.
Babası Ferruh, Horasan tarafına gazâya giderken hâmile olan hanımına "üç bin dînar" verdi.
Ve helâlleşip yola çıktı...
Yirmi yedi sene sonra eve döndü.
At üstündeydi.
Ve mızraklıydı.
Atından inip mızrağıyla kapıya vurdu. Kapı açılıp da karşısında yakışıklı bir delikanlıyı görünce;
"Sen kimsin, evimde ne arıyorsun" diye çıkıştı!
Hâlbuki kendi oğlu Rebîa idi.
Sinirlendi, kızdı!
Ve sordu ona:
"Sen kimsin"
Tam kavgaya tutuşacaklardı ki, komşuları yetişip ayırdılar.
Meselenin hâlli için zamânın meşhur âlimi Mâlik bin Enes hazretlerine başvurdular.

5