A. Yağmur Tunalı

A. Yağmur Tunalı

Karar
Kültür-Sanat 63 yazı 0 takipçi

Açık konuşalım yoksa geç olacak

İki yıla yaklaşan bir zamandan beri ne idüğü hala tam belli olmayan yeni "süreç"le yatıp kalkıyoruz. Buraya nasıl gelindiğini iyi anlamak lazım. Yirmi yılı, bir bakışla kırk yılı, hatta yüz yılı aşan bir hazırlığı var.Yüz elli yıl önce çokça yaşandığı gibi Kürtleri Türklerden koparmak ve ayrı bir devlet kurdurmak hedefti. Fakat halkta karşılığı olm

Tom Barrack'ın Türklüğü

Vekâlet savaşçıları sadece ateşli silahları kullananlar değil. Onlardan daha yakıcı-yıkıcı tetikçiler var. Adları başkan, bakan, şu veya bu yüksek bürokrat. Milliyetlerinden bağımsız da beraber düşüneceklerimiz de var.Önce bildiğimiz silahlı tetikçilere bakalım: Cepheye sürülenler, vurduya kırdıya alışmış, İşid gibi, PKK ve türevleri gibi kansız ya

Filenin Sultanları bize süreci de gösterdi

Millet olmak tasada kıvançta bir olmakla tarif edilir. Son zamanlarda en çok sorduğum soru bu sade tariften gelir. Aynı şeylere sevinen, aynı şeylere üzülen yekpâre, muazzam bir topluluğa millet denirse biz öyle miyiz Bu sorunun cevabı millî meselelerde, özellikle dışarıya karşı tutum alışlarda yüksek seviyede görülür. En kolay anlaşıldığı millî ma

Yüz altı yıl sonra Sevr'i kendimiz konuşturuyoruz

Yeni sürecin iyilik getirmeyeceği basit bir şüphe veya kuruntu değildir. Baştan beri itiraz sebepleri ve gerekçelerini anlatanlara kulak vermek gerektiğine dikkat çekiyoruz. Komisyon, raporu ve arkasından gelen gizli saklı isli puslu kanun konuşuluyor. Yangından mal kaçırır gibi davranılıyor. Şeffaflık yok. Kamuoyu olanı biteni bilmiyor.Sokak tepki

Semboller konuşur

Sembollerimizle yaşarız. Küçük gruplaşmalardan başlayarak her topluluk ve hareket sembole ihtiyaç duyar. Kişilerin, ailelerin de sembolleri olur. Çocukluğumdan hatırlarım, hayvancılık edenlerin her birinin bir damgası vardı. Uçsuz bucaksız dağlarda otlayan sürülerden birbirine kaçan, karışan, karıştırılanlar kolaylıkla seçilirdi. Benzerliklerle sen

Her atılan taşla kuş vurulmaz

Memlekette açılımlar, süreçler bitmiyor. Kim oynuyor, kim oyalanıyor, ne kazanılıyor veya kaybediliyor.. düşünmeden bu karanlık dehlize tekrar tekrar sokuluyoruz.2019-2015 arasında altı yıl süren birinci açılımı doğru dürüst anladığımız ve sorguladığımız kanaatinde değilim. Habur rezaleti, Öcalan'ın mektubunun okunması ve sonrasında yaşadığımız hen

"Gizlide gebe kalan âşikâre doğurur"

Hani kırk kere söylenirse yanlışlar doğru gibi algılanmaya başlar ya, tam öyle oldu. Memlekette şu veya bu kesim arasında husumet yok. Etnik kavga yok. Karışıklık yok. Vatandaş olarak hepimiz eşitiz. Varsa haksızlık hukuksuzluk hepimiz için. Bugün bana, yarın sana. Vatandaşın düşüncesi bu. Hâlâ bu ve doğru.Yüz elli yıllık bir kurgunun piyasaya sürü

Yeni Parti bindiği dalı kesiyor

Yeni Parti, açılımcıların planının en vurucu hedefi egemenliği parçalama fikrine katılmış görünüyor. Başka millet ve etnisite adlarını gerine gerine söyledikleri halde kurucu millete mesafeli duruşları ondan. Atatürk'ün partisinin mirasçısı görünenler kurucu değerlerle aralarının açıldığını Dem çizgisine evrilerek gösteriyorlar demek abartılı bir t

Millet inşâsı yolunda "Halklar" nefretçiliği ve Yeni Parti'nin göz kırpışı

Tarihsiz millî kimlik oluşmaz. Millet varsa tarihiyle vardır. Yoksa -çokça yaşandığı gibi- istenirse yaratılır. Toplum mühendisliği özellikle burada geçerlidir. Doğrulara dayanmasa da yalanlar üzerine millet inşası görülmüştür. Yalanlarla yaşayan devlet pek olmaz. Tabii istisnası çıkar.Devlet kurulursa millet inşası zamana bırakılabilir. Toprağın u

Toplumun harcını çözecek halksız "Halklar" nutku

Ruslar, aile ve kabile adlarını millet yapmayı pek severler. Biz yetmiş iki buçuk millet diyerek millet sayısını değil çokluğu ifade ederiz. Onlar kendi egemenlik alanındakileri yüzlerle sayarlar. Neredeyse her mahalleden bir millet çıkarma maharetini gösterirler. Mesela nüfusça en küçük ülkelerden birine, Kırgızistan'a gidin, "Kırgızistan'da yüz y

Gücü yeten yetene rejiminde ülke kaybeder

Memlekette epeyce zamandır negatif seleksiyon çalışıyor. İyiye yer yok. Doğruyu gördüğü yerde yere yatıran bir toplum haline gelmemize ramak kaldı. Bu kadar bozulmayız desek de olanı göreceğiz. Elbette iyilerimiz çok. Gel gör ki iyiliğe alan bırakmıyoruz. İyiliği bile isteye karartan bir mekanizma göz göre göre bin türlü ayak bağı döşüyor.Kötülüğe

Doğrudan kaçış salgınında doludizgin ilerliyoruz

Memleket kaynıyor. Bizim kafalarımız da ayrı tellerden çalarak kaynadığı için kaynıyor. Sosyal anlaşma (kontra sosyal)mızda problemler vardı. İyice ayrıştık. Artık birleşecek değil ayrışacak mesele arıyoruz. Görünüş bu ve çeşitli yönlerden anlayacağımız bir mesele halinde önümüzde dağ gibi duruyor. Benim için halimizi anlama kılavuzu, şaşmaz anketl