Cem Sancar

Sabah

Tantanadan çoktan geçtim - CEM SANCAR let baseAssetSrv = { uri: 'https://isbh.tmgrup.com.tr/sbh/site/v4',ver:'v=22132'

Ruhumun penceresine bir sardunya diktim. Toprağı avuçlarımda, tırnaklarım kırık. Sardunyamın dallarında eski yazlar, İspanyol paçalı Pink Floyd, solmuş fotoğraflar, çocuktum daha. Sağ kolum çıkıkçıda kırılırken her perşembe haftalarca, baharda çayır çimen bir varoş vardı benim hep aklımda. Sağ kolum, kalem kolum, çatır çutur her akşamüstü, hastane

İçimdeki ejderhalar - CEM SANCAR let baseAssetSrv = { uri: 'https://isbh.tmgrup.com.tr/sbh/site/v4',ver:'v=22288'

'Kendini bilen rabbini bilir' hadisi şerifi fena çarpmıştır bizi. Bir yol çizmiştir hâlden bilene, düşünen beyine. Kendini bilmek... Tamam da aynaya göz kırpmak kadar kolay mı bu Yoksa kendi ruhsal röntgenini çekmek midir asıl mevzu Ki bu söz insanoğlunun yeryüzünde konuşarak yürümesinden beri her parşömende, her taş yazıtta, her okaliptüs yaprağın

Standup vaizleri - CEM SANCAR let baseAssetSrv = { uri: 'https://isbh.tmgrup.com.tr/sbh/site/v4',ver:'v=22132'

Ertelenmiş bir yüzleşmenin eşiğindeyiz. Maskeler düşüyor, ardındaki gerçek pişmiş kelle gibi sırıtıyor... Ümit Meriç Hanımefendi geçende "Gardırop Müslümanlığı" kavramını ortaya atarak gerçeğin üstündeki uykulu örtüyü kaldırdı. Süregiden hayatı anlamak için bize bir uyanma sinyali çaktı. Ama bir de "Standup vaizleri" var... Onlar da ayrı bir yaş

Anneannemin dini - CEM SANCAR let baseAssetSrv = { uri: 'https://isbh.tmgrup.com.tr/sbh/site/v4',ver:'v=22027'

Anneannem Giritli bir öksüz çocuk. Mora Geylâni Dergâhının başındaki Tevhide Molla onu evlatlık almış. Orada büyümüş. Sonra Sorbonne'daki hukuk tahsilini yarım bırakarak dergâha dönen dedem ile evlenmiş. Ardından Balkan Ayaklanması denen büyük Müslüman katliamı başlayınca Osmanlı donanması tarafından İzmir'e kaçırılmışlar... *** Osmanlının parçalan

Cahide, bu koşu nereye - CEM SANCAR let baseAssetSrv = { uri: 'https://isbh.tmgrup.com.tr/sbh/site/v4',ver:'v=21794'

Yağmur birden başlayınca kaçtım, bir kafenin çardağına sığındım. Yanımdaki masada orta boylu, gümüş sakallı zarif bir zat vardı. Yan yana masalara oturduk, kaçışan insanları seyrettik. İri damlalar taş zemine vurup havaya sıçrıyor sonra binlerce küçük damlaya bölünüyordu. Hayat gibi diye düşündüm, her şey bölünüp dağılıyor. Saçlarını altın sarısı

Sosyal pil, mânevi pil - CEM SANCAR let baseAssetSrv = { uri: 'https://isbh.tmgrup.com.tr/sbh/site/v4',ver:'v=21711.1'

İnsan derin düşündükçe sosyal pili azalır, mânevi pili yükselir. Çevresi küçülür, içi genişler. Çünkü insanın olgunlaşma, olma, yanma, pişme yolu bir tür piramide benzer. İlk basamak nispeten kolay ama basamakları çıktıkça insan zorlanır. Önce bir kalabalık içindesinizdir, sonra etraf tenhalaşır. Piramit'in tepesine çıkmak için nefes gerek, sabır,

Geylâni bana bakardı

Yağmur gür gür başlayınca, evin damı yaz ortasında ziftlendiği için akmaz, odamdaki döküm sobada tutuşan çıralardan yükselen rayiha, "her şey yolunda" hissiyatı, bir dirilik bahşederdi. Penceremin önünde uzanan tarlaları su basar, birkaç kilometre uzakta akan dere taşar, oralardaki derme çatma, işçi sınıfının evlerini su basardı. Biz daha bir yuka

Ortak alanda piknik

Hayat ideolojik metinlerdeki gibi iki kutuplu, iyi-kötü, siyah-beyaz, ak-kara, ya o ya bu değildir. Serbest dolaşılan "Kırçıl" alanlar vardır. Siyah ile beyaz arasında serpe yayılan başka renkler nefistir. Hayat da fikrimce böyledir. Bilim de bunu tasdik eder, etmiştir. Bir şey hem odur hem budur. Bizim mantığımız (diyalektik) böyle çalışır. İyide

Değişim ve muhafaza

Değişim esas, fakat insan neyi değiştirip neyi muhafaza etmesi gerektiğini iyi bilmeli. Günün birinde içimdeki Geylâni kaldırınca başını, açınca yüzünü; "oğlum sen bu değilsin, topla kendini, ilmi tahkik et, iz sür, bitsin bu gereksiz şamata" deyince... Bendenizde şafak atmıştı. *** Mânevi kriz diyorlar, ama sizin seküler vaziyet alışlarınız varsa,