Cem Sancar

Cem Sancar

Sabah
Kültür-Sanat / Kitap-Edebiyat 140 yazı 2 takipçi

Şehrin Köylüleri

Geçende semt pazarına çıktım. Tezgâh önünde bizi itip kakan atak kadınlar için yanımdaki ensesi kalın adam: "Bir tane sıtambul var, bunnar dağdan ünmüş ayu kibi!" demişti de hem gülmüş hem düşünmüştüm... Bir şehrin kıymeti, dışarıdan gelen nüfusu kendi standartlarına uyarlama (yontma) kapasitesiyle ölçülür. İstanbul'da 20. yüzyılın ikinci yarısında

Kalp işaretinin ardındaki koku

Ne zaman iki elinin parmaklarıyla kalp işareti yapan -siyasetçi olur şarkıcı olur- bir eleman görsem içim kararır. Ya sıradan bir sahtekârdır o ya da "süzme" bir idiotloji. Neden niye soracak olursanız, bu âni rahatsızlık, bu önyargı neden Çünkü o kalp işareti Dijital Çağın rüküş bir tiki ve kahredici yalnızlığıdır da ondan... *** Dünyanın bütün

Mevlâna nasıl Yaşam Koçu oldu

Felsefemizin kurucu metinleri Batı dillerine aktarılırken çoğunlukla değiştirilmiştir. Edward FitzGerald'ın 1859 tarihli Hayyam-Rubaiyat baskısından, Farsça bilmeyen Coleman Barks'ın Mevlâna çevirilerine, İbn Arabî'nin Spinoza süzgecinden geçirilip panteizme indirgenmesinden İbn Haldun'un pozitivist sosyolojiye hapsedilmesine uzanan bir istismardır

Kendini sansürleyen yazamaz

Laf kalabalığına saklanma hastalığı ve onaylanma hırsı... Modern psikoloji tüm bu farklı tezahürlerin kökeninde, çocuklukta çekilen duygusal acıdan (travmadan) kaçma dürtüsünün ve beynin "tanıdık" kimyasal sarsıntılara duyduğu açlığın yattığını gösterir. Beden, sakinliğin getirdiği sadelikten korkarak o eski bildik kaosu, öfkeyi ve kendine acıma s

Yağmur giyerlerdi sonbaharla bir

Yaz bitti biter. Gider o altın saçlı bronz kadın. Yaz aşkları denen terli rüya kaybolur âniden. Birden uyanırsın. Git bak topladığın çakıl taşlarına, istiridye kabuklarına, deniz yıldızlarına. O fotoğraflara. Artık onlar terk edilmiş bir evin ıssız bahçesinde bir yaban hissidir. Adı saklı deli divâne dervişlerindir artık o ıssız kumsallar. Bir düşü

Bıçakçı Ömer ve Somuncu Baba

Bizim medeniyetin külliyatında, paragözlerle gönlü zenginler arasındaki fark; insanları istismar edip servet biriktirenlerle... hakikatin peşindeki gerçek bilgeler arasındaki farktır... Şunu biliyoruz, tasavvuf tarihinin temel meselelerinden biri, mânevi otoritenin iktidar, sermaye ve kurumsal bürokrasi ile kurduğu ilişkidir. Bilakis ermişlerin "S

Bir suikastçının ruhsal portresi

On yıl boyunca bir gölge gibi yaşadı. Sonra tek bir fotoğraf, onu açığa çıkardı. 15 Temmuz darbe girişimi sırasında Marmaris'te Cumhurbaşkanı'na suikast girişiminde bulunan ekipteki Özel Kuvvetler mensubu eski Yüzbaşı Burkay Karatepe, tam 10 yıl boyunca yakalanmadı. Suikast timinin 36 üyesi kısa sürede yargılanırken, "Selim" kod adlı Karatepe, ağus

Herkes kendi evine

Yemyeşil koruların ortasında, ağaçların uzayan gölgeleriyle şiirsi, üstünde görülmemiş güzellikte nilüfer çiçekleri yüzen göllere benzeyen kadınlar vardır. Sakin, bilge, derin ve yanında hissettiğiniz huzurla serin. Nasibe Hanım öyle bir kadındı... Daha önce söylemiştim, ben anneannemin dinindeyim. Öyle bir mühür vurmuş ki bana. Dün gibi taze hâlâ.

İçimizdeki Figüran, Meydandaki Ajans

Meydanlarda alkıştan yıkılan kalabalıklar, mükemmel taranmış saçlardaki reklam, milimetrik hesaplanmış sırıtışlarıyla halka hitap eden liderler... Peki ya hepsi bir ajansın kurguladığı senaryodan, saati 950 liraya kiralanmış figüranların tuttuğu alkıştan ibaretse Ya her şey bir yalansa Dünya siyaset tarihi artık iletişim ajanslarının sahneye koyduğ

İnsan, hayâl ettiği şeydir

Saz bedenli gencecik kızlar, insanlık kıyafetini çoktan çıkartmış mahlûkat tarafından kullanılıp balkondan atılıp dere yataklarına gömülüp, tarla kenarlarına... Modern olacağız diye, çıplaklığı en ileri çağdaşlık diye, "ne var bunda" diye sunarak kızlarımızı kurban... Burnumuzun direğini testosteron kokularıyla kıran taciz... *** Bir an durup bakıy

Sinsi ve dolandırıcı

Bazıları sinsiyi gözünden tanır. Öyle derler. Sinsinin bakışlarında hep bir kaçamak, fıldır fıldır bir tuzak vardır... "Hınç İnsanları" bahsinde dediğimizi tekrarlayayım: Sinsi aslında "korkak ve iktidarsız" biridir. Ama zekidir. Zekânın çok övülecek bir şey olmadığının da ispatıdır. Zekâsını "Karanlıklar Prensine" ödünç vermiştir. Evet, ibli

HINÇ, iktidarsız bir ruhtur

Hayatta bazen, hiçbir zararınızın dokunmadığı, bilakis daima iyi yaklaştığınız birilerinden düşmanlık görürsünüz. Bu insanlarla aranızda hiçbir sürtüşme, hiçbir somut çatışma ve çıkar kavgası olmadığını düşünür, uğradığınız bu yersiz husumeti anlamlandırmakta güçlük çekersiniz... İyi bir insansanız dönüp aynaya bakar, kabahati kendinizde ararsınız;