Bekir Fuat

Bekir Fuat

Karar
Kültür-Sanat 130 yazı 1 takipçi

Kalpten Kâbe'ye

Allah insanı gözlerden uzak var eder. Anne karnında saklar, insanı insandan gizler. İlk korunmuşluk orada başlar.İnsan kendini kalbinde saklar. Bir kalpte var olur.Ev, kalbin sığınağı. İnsanın yeryüzündeki ilk vatanı. Güven ve aidiyetin doğduğu ilk mekân.İnsan, evde ne ile dolarsa hayata onu taşır. Orada şekillenir, derinleşir. Nereye giderse gitsi

Bir duruş olarak Türklük

Bir milletin en zor sorusu şudur: "Biz kimiz"Bu soru ilk bakışta kolay görünür. İnsan kim olduğunu bildiğini sanır. Biraz durulunca mesele basit değildir."Türklük" meselesi de yanlış kavranır. Onu yalnızca bir soy meselesi olarak görmek daraltır ve eksiltir.Tarih bize başka bir hakikat anlatır. Türklük, tarih içinde yoğrulur.Türklük, bir kökenden z

Ortaokul mezunu babam.

1940'lı yıllarda askerliğini yapmış, Cumhuriyet'in tam ortasında yaşamış bir adamdı. Cumhuriyetimiz kadar garip miydi bilmiyorum, ama babam garipti. Bu ülkenin garipliğini ve asaletini üzerinde taşırdı.Garipleri, delileri, çocukları, yolcuları çok severdi. Onlarla kurduğu dostluğu dünya nimetlerine değişmezdi. Toprağına aşkla bağlıydı, Allah'a bağl

Annemin ak sütü

İnsanları kavimlere ayıran diller, bir araya getiren ise aynı ülküye yöneliştir.Diller, ülkü birliğine vasıta oldukları ölçüde değer kazanır.Arapçayı tüm Müslümanlar için önemli kılan, Kur'an-ı Kerim'in dili oluşu.Dillerin varlığı, insanla anlam kazanır. İnsanın varlığı ise kulluğunu idrak etmesiyle.Dil, insanın manasına alan açtığı ölçüde büyür. D

Germir'in sessiz yüreği

Germir bağları insanı kendine çağırır.Bağların hemen ardında çukurun sessizliğine gömülmüş bir Germir bekler.Akşam olunca bağların sesi çekilir.Taş evlerin arasında ağır bir sessizlik gezer.Germir bağlarından yükselen o çığlık:"Arabaya taş koydum, ben bu yola baş koydum / Seni gelecek diye sol yanımı boş koydum."Germir'de bekleyiş toprağa sinmiştir

Dağların ardındaki ses

Gesi bağlarında doğdum. Türkülerle, üzüm kokusuyla ve biraz da gariplikle büyüdüm.Türkiye, üzüm tadında bir ülke... Bu topraklar insana kendi garipliğini öğretir.Gesi bağları insanın içine işler, sessizce kök salar.Gesi bağlarında dolanıyorumYitirdim yârimi aman aranıyorumBir tek selâmına güveniyorumGel otur yanıma hallarımı söyleyimDerdimden anlam

Bir ruh olarak Türkiye

Dünyada hiç görmediğimiz, hiç tanımadığımız insanlar hakkında bir kanaat taşırız.Hiç İngiliz görmemiş olabiliriz ama herkesin zihninde bir "İngiliz imgesi" vardır. Bu imgeyi besleyen hafıza, günlük tecrübemiz değil, tarihtir.Tarihin ayrıntıları bilinmese de onun ruhu sezilir.Biz "İngiliz" derken sokakta gördüğümüz bir turisti değil, tarih içinde ol

Rüyasını arayan Türkiye

Türkiye, kendini yeniden hatırlamaya çalışır.Bu topraklarda insanlar, bir rüya inşa ettiler.O rüya, bazen bir şehirde, bazen bir türküde, bazen bir annenin duasında; kimi zaman bir askerin duruşunda, kimi zaman bir dervişin susuşunda kendini gösterir.Kelimeler durur; fakat anlam yerinden edilmiştir."Türk" diyoruz; kimi kastettiğimiz artık muğlak."M

Batı'nın Türk / Müslüman Meselesi

Bu coğrafyaya yönelen tarihî bakış hatırlanmadan, bugün yaşananları kavramak güçtür.Hristiyan Avrupa'nın şuuraltında Türkleri Anadolu'dan çıkarma meselesi birinci derecede önemli yer tutar. Sadece şuuraltılarında değil, I. Dünya Savaşı öncesi anlaşmalarında büyük ölçüde Avrupa'dan çıkarılmış olan Türklerin Anadolu'dan da sürülmesi planlanmıştı.I. D

İmanla yoğrulan toprak

İman dediğimiz hakikat, dile sığmaz.İman, düşüncenin ötesinde bir derinliktir. Kalbin meselesidir.İnsan, inandığını yalnızca aklıyla taşımaz. İnandığı hakikat, onun bakışına, ideallerine, korkularına ve cesaretine siner. Hayatını düzenleyen, bildikleri değil, inandığı o hakikattir.İnanç, insan tekinin sınırlarını aşar; bir milleti, bir coğrafyayı v

Bir gönül olarak Türkiye

Türkiye'yi sadece coğrafya değil ruh olarak anlamak gerekir; peki bu 'ruh', farklı gönüllerdeki insanları aynı şekilde çağırıyor mu?

Bir anlam olarak Türkiye

İman, düşüncenin ötesinde bir derinliktir ve bir milleti, bir coğrafyayı şekillendirir; peki bu inancın gücü tarihsel kırılmalarda gerçekten koruyucu olabilir mi?