Bekir Fuat

Karar

Türk kimdir - Bir rüyanın izinde

Bazı ülkeler vardır ki bir fikrin, bir rüyanın ve bir ümidin adıdır.Türkiye böyle bir ülkedir.Türkiye'yi yalnızca Anadolu'daki bir devlet olarak görmek, onun hikâyesini eksik okumaktır.Türkiye, yüzyılların kurduğu bir rüyanın adıdır.Tıpkı dili gibi: Türkçe, birçok dili konuşan insanların içinde birleştiği, yükselttiği bir dua gibidir."Türk" ve "Tür

Enver'in rüyasıyla buluşmak

İki yıl süren bir yolculuğun sonunda bir kitap ortaya çıktı: Melekler Tebessüm Eder / Enver'in Rüyası.İtiraf edeyim, çok heyecanlıyım.Tarihimizin en çalkantılı dönemlerinden birinde yaşamış; ancak sıradan bir tarih şahsiyetinden çok daha fazlası olan bir adamın, Enver Paşa'nın hikâyesini yazmak nasip oldu.Onu yalnız askerliğiyle değil, rüyalarıyla

Deftere yazılan gün

Bazen bir mezarlık, insana ölümden çok hayatı düşündürür.Bir gezginin anlattığı eski bir hikâye vardır.Günlerden bir gün, yolu küçük bir köye düşer. Köyün çıkışında, sessiz bir mezarlığın başında durur. Toprağın kokusu ve taşların sessizliği arasında bir an bekler. Bir Fatiha okur.Sonra mezar taşlarına bakarken tuhaf bir şey fark eder.Taşlarda doğu

Uzaktan sevilen insanlar

Uzaktan sevilen insanlar vardır; farkında olmadığımız, yalnızca takvim günlerinde hatırlanan...Bu düşünce, dostum Selman Devecioğlu'nun mektubunu okurken daha da anlam kazanıyor. Kendisi görme engelli ve satır aralarında bir sitem taşımıyor, bir kalbin sessiz beklentisi var:"Size içimden geçenleri yazmak istedim. Asıl muradım bu sözlerin birilerine

İftar sofrasında davetiye

Ezana bir dakika vardı. İki kişiydik. Kapıdan çevrildik. "Davetiyeniz yok, sizi alamayız" dediler.Yıllar geçti. Ama o cümle hâlâ kulağımda. Bu hatıra benim için Ramazan hilali gibidir. Her yıl yeniden görünür; unutulmasın, hatırlansın diye.Her Ramazan'ın ilk günü bu hatırayı paylaşırım. Adını da saklamam. O gün kapısında durduğumuz yer: Birlik Vakf

İkramın ve vefanın ismi: Hilmi Oflaz

Her Ramazan geldiğinde, hüzünle ve muhabbetle hatırladığım bir isim var: Hilmi Oflaz.Hüzün kısmı şuradan gelir...İstanbul'da İLESAM'da oturuyorduk. Ezana bir dakika vardı. Hilmi Abi çıkageldi: "Haydi gençler, iftara gidiyoruz," dedi.Sevinçle peşine takıldık. Bizi Birlik Vakfı'na götürdü. Kapıda durdurulduk: "Davetiyeniz yok, alamayız."Üç öğrenciydi

Enver Paşa'nın tenhalığı

Tarih bazı isimleri yalnız yürüyüşleriyle hatırlar.Kâmil Veli Nerimanoğlu, Azerbaycanlı bir mütefekkir olarak, Enver Paşa'yı tek cümleyle anlatır:"O, her yerde tenhadır. İnsanların arasında tenhalık, Enver Paşa'nın şahsiyetinin sırlarındandır."Bu, bir yalnızlık tarifi değildir. Bu, bir hâlin adıdır. Bir kaderin adıdır.Tenhalık, önden gitmenin adıdı

Enver Paşa'nın çizmeleri

Enver Paşa ismi, benim için geçmişte kalmış bir tarih bilgisi değildir; uzun zamandır süren bir fikrî ve duygusal yolculuğun adıdır. Ona karşı derin bir muhabbet duyuyorum. Hakkında bir hayli okuma yaptım ve bu sevgimi, İttihatçılar ve özellikle onun üzerine yoğunlaşarak sürdürdüm. Enver üzerine bu yolculuk, beni sonunda onu anlatan bir kitap hazır

Kurban Çavuş'un selamı

Ortaokul mezunu babam. 1940'lı yıllarda askerliğini yapmış. Cumhuriyet'in ortasında duruyor.Cumhuriyetimiz kadar garip miydi bilmiyorum. Ama bir garipti babam. Bu ülkenin garipliğini ve asaletini temsil eden bir yönü vardı.Garipleri, delileri, çocukları ve yolcuları çok severdi. Onlarla kurduğu dostluğu dünya nimetlerine değişmezdi. Bir de toprağın

Nasip ve tercih arasında

Siz bilinçaltınızı bilince dönüştürene kadar, o sizin hayatınızı yönlendirecek ve siz ona kader diyeceksiniz."Carl Gustav Jung'un sözü, insanın kaderle ilişkisini başka bir yere taşır. Kader, başımıza gelenlerden ibaret değildir; farkına varmadan yöneldiğimiz, adını koyamadığımız bir akıştır.İnsanoğlunun önünde iki yol uzanır: Biri kendi tercihleri

Ülkücü Hareket'in entelektüel imtihanı

İki haftadır bu köşede Ülkücü Hareket'in yaşadığı "entelektüel irtifa kaybı"na işaret ediyorum.Bu kaybın bir isimler meselesi olmadığını, daha derin bir "zihnî kopuş"a dayandığını vurguladım. Dündar Taşer'i, Galip Erdem'i, Erol Güngör'ü andım. O isimleri zikretmek, düşünceyle kurulan bağın mahiyetini hatırlatma çabasıydı.Şimdi meselenin başka bir e

Ülkücü Hareket'in entelektüel irtifa kaybı - II

Geçen hafta bu köşede Ülkücü Hareket'in "entelektüel irtifa kaybı"na değinmiş, hareketin düşünce geleneğiyle kurduğu ilişkinin zamanla zayıfladığına işaret etmiştim.Oradan devam edelim.Ülkücü Hareket'in içinde bir dönem güçlü bir entelektüel damar vardı. Düşünceyi merkeze alan, fikri hareketin önüne koyan bir damar...Dündar Taşer, Galip Erdem ve Er