Bekir Fuat

Karar

Ülkücü Hareket'in entelektüel imtihanı

İki haftadır bu köşede Ülkücü Hareket'in yaşadığı "entelektüel irtifa kaybı"na işaret ediyorum.Bu kaybın bir isimler meselesi olmadığını, daha derin bir "zihnî kopuş"a dayandığını vurguladım. Dündar Taşer'i, Galip Erdem'i, Erol Güngör'ü andım. O isimleri zikretmek, düşünceyle kurulan bağın mahiyetini hatırlatma çabasıydı.Şimdi meselenin başka bir e

Ülkücü Hareket'in entelektüel irtifa kaybı - II

Geçen hafta bu köşede Ülkücü Hareket'in "entelektüel irtifa kaybı"na değinmiş, hareketin düşünce geleneğiyle kurduğu ilişkinin zamanla zayıfladığına işaret etmiştim.Oradan devam edelim.Ülkücü Hareket'in içinde bir dönem güçlü bir entelektüel damar vardı. Düşünceyi merkeze alan, fikri hareketin önüne koyan bir damar…Dündar Taşer, Galip Erdem ve Erol

Ülkücü Hareketin entelektüel irtifa kaybı

Bir zamanlar Ülkücü Hareket'in içinde güçlü bir entelektüel damar vardı. Düşünceyi merkeze yerleştiren bir damar. Dündar Taşer, Galip Erdem ve Erol Güngör bu damarın öncü isimleriydi.Dündar Taşer'in devlet ve tarih üzerine soylu kavrayışı… Galip Erdem'in ahlâk ve kimlik merkezli metinleri… Erol Güngör'ün sosyal bilimle millî ideali buluşturan berra

Devletin unuttukları

"Uzun ince bir yoldayım, gidiyorum gündüz gece…"Aşık Veysel'in bu dizeleri yalnızca bireysel bir yolculuğu değil, hepimizin ortak kaderini anlatır. Bu yol uzundur, incedir. Sonunda herkes için aynı menzile çıkar ama bu yolda herkesin ayak izi görünmez.Bazıları sessizce geçip gider, fark edilmeden, hatırlanmadan.GÖRÜNMEYEN HAYATLARGazetelerin birinc

Bazı kitaplar vardır; rafta durmaz, bekler

Kitapevine düşmüştür yolumuz. Bir raftan uzanır elimiz, bir kapağa takılır gözümüz, bir başlık çağırır bizi. Kitapları seçtiğimizi düşünürüz. Oysa asıl olan, kitabın -kitapların- insanı seçmesidir. "Bazı" kitapların bizi seçtiğine inanırım. Bazı kitaplar vardır, ne aradığımızı bilmediğimiz bir anda çıkar karşımıza. Bir cümlesiyle durdurur bizi. Bir

Dermanı dertte arayan ses

Bazı sözler vardır, insanın içinden değil, içini aşan bir yerden gelir.Bir sır gibi iner gönle."Derman arardım derdime, derdim bana derman imiş" diyen o ses…Niyâzî-i Mısrî'nin sesidir.17. yüzyıl Malatya'sında doğan Mısrî, medrese ilimleriyle yoğruldu. Öğrendiklerinin ardında hep daha derin bir hakikat aradı; kendi içini aşan o sese tutunarak yürüdü

Anların izinde

Her adım ardımızda bir iz bırakır. Bir yoldayız. Uzun, inişli çıkışlı. Zaman zaman ıssız, kimi vakit kalabalık.Bazen dümdüz bir patika gibi akar önümüzden, bazense kıvrıla kıvrıla sarar benliğimizi. İnsan bu yolculukta attığı her adımın, yaşadığı her ânın bir anlam taşımasını ister.Ne gariptir ki çoğu zaman yaşadıklarımızın kıymetini ancak onlar ge

Akıl çağında / gönlün çağrısı

Gönlün halleri kelimelerle tam anlatılamaz. Orada çiçekler, yıldızlar, garipler var. Gönül, gariplerin suretidir.Gönülden tanışık olmamız da bundan. Sebepsiz ve hesapsız oluşumuz da… Akıl bir hesap makinesi gibi işlerken, gönül bir rüya gibi akar, rasyonelin ulaşamadığı derinliklerde sessizce gezinir.Anlatmaya kalksan eksik kalır, dinlemeye yeltens

Gurbetin hikâyesi

İnsan, yeryüzüne düştüğü gün başladı düşünmeye.Cennetteydi. Kevser şarabını kana kana içiyor, misk ve amber kokuları arasında, Rıdvan ağacının gölgesinde, bitimsiz bir huzurun içinde yaşıyordu. Düşünmek yoktu. Çünkü soru yoktu, eksiklik yoktu, acı yoktu.Ama artık yeryüzündeydi…Düşünmek, onun dünyayla tanıştığı ilk çileydi belki de. O günden sonra h

Yolun sırrı

Dünya, sevinçlerin, kederlerin ve umutların yol işaretleri gibi karşımıza çıktığı bir yer.Şahit olduklarımız satırlara dökülür, içimize sızar.Yürürüz, konuşuruz; durur, bekleriz. Arar, bulur, yeniden yollara düşeriz.İnsan da vakit tamamlanana kadar o yolda yürüyecek, her kervanda bir meziyet, her tenhada bir güzellik arayacaktır.Kelam taşırız; kend