Bekir Fuat

Bekir Fuat

Karar
Kültür-Sanat 122 yazı 1 takipçi

Batı'nın Türk / Müslüman Meselesi

Bu coğrafyaya yönelen tarihî bakış hatırlanmadan, bugün yaşananları kavramak güçtür.Hristiyan Avrupa'nın şuuraltında Türkleri Anadolu'dan çıkarma meselesi birinci derecede önemli yer tutar. Sadece şuuraltılarında değil, I. Dünya Savaşı öncesi anlaşmalarında büyük ölçüde Avrupa'dan çıkarılmış olan Türklerin Anadolu'dan da sürülmesi planlanmıştı.I. D

İmanla yoğrulan toprak

İman dediğimiz hakikat, dile sığmaz.İman, düşüncenin ötesinde bir derinliktir. Kalbin meselesidir.İnsan, inandığını yalnızca aklıyla taşımaz. İnandığı hakikat, onun bakışına, ideallerine, korkularına ve cesaretine siner. Hayatını düzenleyen, bildikleri değil, inandığı o hakikattir.İnanç, insan tekinin sınırlarını aşar; bir milleti, bir coğrafyayı v

Bir gönül olarak Türkiye

Türkiye'yi sadece coğrafya değil ruh olarak anlamak gerekir; peki bu 'ruh', farklı gönüllerdeki insanları aynı şekilde çağırıyor mu?

Bir anlam olarak Türkiye

İman, düşüncenin ötesinde bir derinliktir ve bir milleti, bir coğrafyayı şekillendirir; peki bu inancın gücü tarihsel kırılmalarda gerçekten koruyucu olabilir mi?

Türk'ü tanımak

Yazarı göre Türklük soyla değil, zalime karşı duruş ve mazlumun yanında olmak demekse, bu tanımı seçkin bir etnik grup yerine evrensel bir ahlak ilkesine dönüştüren düşünce gerçekten kapsayıcı mıdır, yoksa yeni bir ulus-devlet mitolojisi mi?

Türklüğün izinde

Türk olmak tarih ve bugünün arasında yürüyen bir ruh mu, yoksa nostaljik bir mitoloji inşası mı?

Türk kimdir - Bir rüyanın izinde

Bazı ülkeler vardır ki bir fikrin, bir rüyanın ve bir ümidin adıdır.Türkiye böyle bir ülkedir.Türkiye'yi yalnızca Anadolu'daki bir devlet olarak görmek, onun hikâyesini eksik okumaktır.Türkiye, yüzyılların kurduğu bir rüyanın adıdır.Tıpkı dili gibi: Türkçe, birçok dili konuşan insanların içinde birleştiği, yükselttiği bir dua gibidir."Türk" ve "Tür

Enver'in rüyasıyla buluşmak

İki yıl süren bir yolculuğun sonunda bir kitap ortaya çıktı: Melekler Tebessüm Eder / Enver'in Rüyası.İtiraf edeyim, çok heyecanlıyım.Tarihimizin en çalkantılı dönemlerinden birinde yaşamış; ancak sıradan bir tarih şahsiyetinden çok daha fazlası olan bir adamın, Enver Paşa'nın hikâyesini yazmak nasip oldu.Onu yalnız askerliğiyle değil, rüyalarıyla

Deftere yazılan gün

Bazen bir mezarlık, insana ölümden çok hayatı düşündürür.Bir gezginin anlattığı eski bir hikâye vardır.Günlerden bir gün, yolu küçük bir köye düşer. Köyün çıkışında, sessiz bir mezarlığın başında durur. Toprağın kokusu ve taşların sessizliği arasında bir an bekler. Bir Fatiha okur.Sonra mezar taşlarına bakarken tuhaf bir şey fark eder.Taşlarda doğu

Uzaktan sevilen insanlar

Uzaktan sevilen insanlar vardır; farkında olmadığımız, yalnızca takvim günlerinde hatırlanan...Bu düşünce, dostum Selman Devecioğlu'nun mektubunu okurken daha da anlam kazanıyor. Kendisi görme engelli ve satır aralarında bir sitem taşımıyor, bir kalbin sessiz beklentisi var:"Size içimden geçenleri yazmak istedim. Asıl muradım bu sözlerin birilerine

İftar sofrasında davetiye

Ezana bir dakika vardı. İki kişiydik. Kapıdan çevrildik. "Davetiyeniz yok, sizi alamayız" dediler.Yıllar geçti. Ama o cümle hâlâ kulağımda. Bu hatıra benim için Ramazan hilali gibidir. Her yıl yeniden görünür; unutulmasın, hatırlansın diye.Her Ramazan'ın ilk günü bu hatırayı paylaşırım. Adını da saklamam. O gün kapısında durduğumuz yer: Birlik Vakf

İkramın ve vefanın ismi: Hilmi Oflaz

Her Ramazan geldiğinde, hüzünle ve muhabbetle hatırladığım bir isim var: Hilmi Oflaz.Hüzün kısmı şuradan gelir...İstanbul'da İLESAM'da oturuyorduk. Ezana bir dakika vardı. Hilmi Abi çıkageldi: "Haydi gençler, iftara gidiyoruz," dedi.Sevinçle peşine takıldık. Bizi Birlik Vakfı'na götürdü. Kapıda durdurulduk: "Davetiyeniz yok, alamayız."Üç öğrenciydi