İman dediğimiz hakikat, dile sığmaz.
İman, düşüncenin ötesinde bir derinliktir. Kalbin meselesidir.
İnsan, inandığını yalnızca aklıyla taşımaz. İnandığı hakikat, onun bakışına, ideallerine, korkularına ve cesaretine siner. Hayatını düzenleyen, bildikleri değil, inandığı o hakikattir.
İnanç, insan tekinin sınırlarını aşar; bir milleti, bir coğrafyayı ve tarihi yoğurur.
İman, tarihe yön veren bir yürüyüşe dönüşür.
Bu topraklarda yaşayan insanların hikâyesi böyle bir inancın hikâyesidir.
Türkistan'dan, Horasan'dan gelen erenler ve dervişler, bu toprakları imanla yoğurarak vatan kıldı.
Anadolu öyle hızla kavrandı ki bu tarihî bir mucizedir. 1071'de Malazgirt... 1075'te İznik'te Süleyman Şah'ın kurduğu devlet... Bu kısa zaman aralığı, tarihin hızlandığı bir eşikti. Bu süratli ve derinlikli oluşta insanlar da mayalandı; İslam'la müşerref oldular. O tazelikle, o canlılıkla İslam ideallerini içselleştirdiler ve kendilerini yoğurdular.
Bu toprakların gerçek bir vatana dönüşmesi, bir bilgi meselesi değildir. Kalbe ve toprağın derinliklerine işleyen imanla ilgilidir. En sade ilkelerin kalbe inmesi ve benimsenmesiyle hayat bulur. Bu topraklar gazâ heyecanıyla yoğruldu; burada medeniyet inşa edildi.
Bu coğrafya, bir iman yürüyüşüyle şekillendi.
Hz. Peygamber'in sancaktarı Ebû Eyyub el Ensâri'nin İstanbul önlerinde toprakla haşrolmasının elbette bir anlamı vardı. Anadolu'yu Malazgirt'ten çok daha önce baştan sona alt üst eden alperenlerin, bu "iman yürüyüşü"nden habersiz olduğu düşünülebilir mi
1071'de Anadolu'nun tapusunu Doğu Roma'dan gazâ ile alan Sultan Alparslan'ın, Hz. Peygamber'in İstanbul'a gönderdiği mektubun izini sürdüğü söylenemez mi Büyük Selçuklulardan sonra 1075'te Anadolu'da kurulan devlete ve bu topraklara Haçlıların Türkiye demesinin bir anlamı olduğu açıktır.
Türkiye, bir milletin bu topraklardaki bin yıllık varlığının, kültürünün ve imanla yoğrulmuş tarihinin adıdır; tüm bu tarihî-kültürel oluşumun, şuurun ve sevginin ifadesini bir arada taşır.
Müslümanlar yeryüzünde geniş bir coğrafyada yaşarlar. Bu coğrafyada İslam tarihi ve İslam medeniyeti kapsamında müstesna yerler var. Bazı topraklar ayrıdır. Anadolu, bu büyük çınarın kökünün dal budak saldığı coğrafyadır. Önemli olan toprak değil, o toprağın ifade ettiği anlamdır. Toprağın ağırlığı, imanla yoğrulmuş olmasından gelir.

25