Warning: getimagesize(): http:// wrapper is disabled in the server configuration by allow_url_fopen=0 in /home/koseyazarioku/public_html/yzr.php on line 106

Warning: getimagesize(http://www.koseyazarioku.com/images/resim_yazar/11/abdullatif-uyan.jpg): failed to open stream: no suitable wrapper could be found in /home/koseyazarioku/public_html/yzr.php on line 106

Abdüllatif Uyan Tüm Yazıları

556 yazı (541 - 550 arası) listeleniyor

Hiçbiri yiyemiyordu!..

Behâeddîn-i Buhârî hazretlerini çok seven talebeleri, bir evde toplandılar. Gaye, sohbet etmekti. Ve ondan bahsetmekti. Çünkü onu çok seviyor; "Aah, şimdi hocamız da olsaydı, mübârek ağzından nice hikmetler dökülürdü" diyorlardı. Ev sâhibi sütlaç yaptı. Getirip ortaya koydu. Ve; "Haydi buyurun, hep birlikte yiyelim" dedi. Gelip oturdular. Fakat o d

16.09.2017
64 0 0

Göz gözü görmüyordu!..

Behâeddîn-i Buhârî hazretlerinin talebesinden Mevlânâ Ârif şöyle anlatıyor: Bir kış günü, hocamla birlikte bir yere gidiyorduk. Hava pek soğuk değildi. Biraz yol gidince birden sertleşti hava. Sonra "kar fırtınası"na dönüştü. Öyle ki; Göz gözü görmüyordu. Soğuk ve kar, kasıp kavuruyordu her yeri. Buna rağmen ayakkabı bile yoktu ayağımda. Yalınayak

15.09.2017
72 0 0

Sanki kovadan boşalıyordu!..

Behâeddîn-i Buhârî hazretlerinin Seyyid Burhâneddîn adında bir talebesi vardı ki, çok severdi bu büyük "evliya" zâtı. O anlatıyor: Bir gün, hocamın bağda olduğu bir saatte, kendilerine "balık" götürüp hediye ettim. Kabul buyurdu hediyemi. Ateş yakıp pişirmek istedik. Ve başladık hazırlığa. Ancak hava karardı birden Üstelik de "yağmur bulutları" bel

14.09.2017
80 0 0

"Hocamın himmeti olmasa"

Evliyânın büyüklerinden Behâeddîn-i Buhârî hazretlerinin bir talebesi anlatıyor: Bir gün hocamı ziyâret maksadıyla evden çıktım. Yolumun üzerinde bir "ırmak" vardı. Ve her zaman köprüden geçip giderdim hocamın evine. Yine öyle yapacaktım. Ama köprü uzak geldi. Kendi kendime; "Suyun üstünden yürüyerek gideyim" dedim. Büyük bir cesâretle ve Allah'a g

13.09.2017
96 0 0

"Şemseddîn vefat etmedi!"

Behâeddîn-i Buhârî hazretlerinin bir talebesi anlatıyor: Üstadımla bir evde oturuyorduk ki kardeşim hakkında, "Şemseddîn Buhâra'da vefat etti" diye bir haber aldım birinden. Çok üzüldüm! Ve hocama; "Efendim, izin verirseniz kardeşimin cenâzesine gideyim" diye arz ettim. Hocam cevâbında; "İstiyorsan git, ama Şemseddîn vefat etmedi, şimdi sağdır. Hat

12.09.2017
89 0 0

"Hangi yemek şifâ olur"

Behâeddîn-i Buhârî hazretleri bir gün sevdiklerine; "Kardeşlerim! Gadap ve öfkeyle pişirilen yemekte zulmet olur. Böyle yemeklerde hayır olmadığı gibi yiyenlere şifâ değil, bilâkis dert ve hastalık olur" buyurdu. Sordular: "Hangi yemeklerde hayır vardır efendim" Büyük velî; "Bir yemek, gaflete dalmadan, Allahü teâlâyı düşünerek neşe ve sevinç içind

11.09.2017
136 0 0

Ölmeden önce ne yapayım

Evliyânın büyüklerinden Behâeddîn-i Buhârî hazretlerinin bir talebesi, bu zâtı rüyâda görüp; "Efendim, ölmeden önce ne yapayım" diye sordu. Büyük velî; "Son nefeste ne yapmak gerekirse onu yap. Hiç değilse 'Allah' de" buyurdu. Genç talebe; "Hocam! Allah demek, son nefeste gerekir, şimdi hayattayken ne yapayım" dedi Büyük velî sordu ona: "O son nefe

10.09.2017
124 0 0

"Sözümü dinler misin"

Behâeddîn-i Buhârî hazretleri bir gün Molla Necmeddîn adlı talebesine "Sana bir şey söylesem yapar mısın" diye sordu. Molla Necmeddîn; "Yaparım efendim" dedi. "Peki, günah bir iş söylesem de yapar mısın" Genç, tereddüt etti: "Nasıl günah hocam" "Meselâ hırsızlık yapmanı istesem yapar mısın" "Mazur görün hocam, onu yapamam" dedi. Başka talebeye sord

09.09.2017
137 0 0

Edep, insanı süsler...

Evliyânın büyüklerinden Behâeddîn-i Buhârî hazretleri, bir sohbette bâzı sevdiklerine; "Karşılaştığınız her Müslümana değer verin. Çünkü o kişi, Allah'ın sevgili bir kulu olabilir" buyurur. Ve şunu anlatır: Vaktiyle bir talebe çıkar evden. Medreseye gidecektir. Az sonra karşıdan "yaşlı biri" gelir. Genç, durup kenara çekilir. Yol verir ihtiyara. İh

08.09.2017
100 0 0

O yemeği neden yememiş

Evliyânın büyüklerinden Behâeddîn-i Buhârî hazretleri, yemek hususunda çok titizdi. Bir yemeği pişiren eğer "öfkeli" ise, yâhut "isteksiz" idiyse bunu anlar ve yemezdi o yemeği. Bir gün de, yemeğe dâvet ederler bu zâtı. Gelir, sofraya oturur. Ama yemek yemez. Ev sâhibi üzülüp; "Efendim, yemeklerimiz helâl ve tayyibdir, ne için yemezsiniz der. Büyük

07.09.2017
102 0 0