Warning: getimagesize(): http:// wrapper is disabled in the server configuration by allow_url_fopen=0 in /home/koseyazarioku/public_html/yzr.php on line 106

Warning: getimagesize(http://www.koseyazarioku.com/images/resim_yazar/11/abdullatif-uyan.jpg): failed to open stream: no suitable wrapper could be found in /home/koseyazarioku/public_html/yzr.php on line 106

Abdüllatif Uyan Tüm Yazıları

451 yazı (1 - 10 arası) listeleniyor

Ben yalnız değilim ki

Devrinin en büyük âlimlerinden ve Tebe-i tâbiîn'den olan Abdullah bin Mübârek hazretlerinin pek dışarı çıkmayıp, devamlı evinde hadîs-i şerîflerle meşgul olduğunu gören bazı dostları; "Efendim, sizler yalnızlıktan rahatsız olmuyor musunuz" dediler. Büyük velî; "Ben yalnız değilim ki... Gece gündüz Peygamber Efendimizle ve Eshâb-ı kirâm'la beraber o

Bugün
3 0 0

Niçin ağlıyormuş

Abdullah bin Mübârek hazretleri Şam'a giderken, yol kenarında "ölü bir merkep" gördü. Yanında da biri vardı. Ve devamlı ağlıyordu! Adama yaklaşıp; "Niçin ağlıyorsun" diye sordu. Adamcağız; "Ben fakirim. Bunu üç yüz dirheme almıştım, ama öldü, ne yapacağım diye ağlıyorum" dedi. İbni Mübârek, ona; "Ben buna beş yüz dirhem veririm kabul mü" buyurdu. F

10.12.2018
3 0 0

Cins bir atı vardı...

Devrinin en büyük âlimlerinden olan Abdullah bin Mübârek hazretleri, 181 (m. 796)'da Horasan'da vefat etti. Uzun bir yolculuğa çıkmıştı. Bir müddet sonra bir yerde konakladı. Cins bir atı vardı. O namazdayken başkasına ait otlaktan ot yedi. O, bunu öğrenince çok üzüldü! O atı otlak sâhibine hediye etti. Yaya olarak yoluna devam etti. Bir gün de

09.12.2018
5 0 0

"Bu kulun gözlerini aç!"

Devrinin en büyük âlimlerinden olan Abdullah bin Mübârek hazretleri, Horasan'da 736'da doğup, aynı yerde 181 (m. 796)'da vefat etti. Bu zata bir âmâ geldi. Gözleri görmüyordu. "Efendim, bir duâ buyurun da Allahü teâlâ gözlerimi açsın!" diye rica etti. Mübarek zat; "Yâ Rabbî! Bu kulunun gözlerini aç" diye dua etti. O anda açıldı gözleri. Ve görmeye

08.12.2018
5 0 0

"Kardeşim Ömer..."

Seyyid Abdülkâdir hazretleri şunu anlattı sevdiklerine: Bir gün Peygamber Efendimiz, Hazret-i Ömer'e; "Ey kardeşim Ömer! Bana da duâ et" buyurmuştu. Hazret-i Ömer; "Ben, bu 'kardeşim' sözünden daha güzel ve daha tatlı bir kelâm duymadım" demiştir. Eshâb-ı kirâm; "Yâ Resûlallah! Sizin de duâya ihtiyâcınız var mıdır" diye sordular. Efendimiz cevâben;

07.12.2018
5 0 0

Sevgi, itaat ve ihlas..

Seyyid Abdülkâdir hazretlerinin yaşadığı Mültan şehrinde bir "kemik hastalığı" yayılmıştı. Yakalanan ölüyordu. Bu zâtın talebesinden Gıyâseddîn adında bir "genç" bir gece Efendimizi gördü rüyâsında. Resûl-i ekrem, ona bir tüylü kanat verip; "Bu kanadı, seyyid Abdülkâdir'e ver. Hasta olan bir uzva bunu dokundurur ve o hastaya on İhlâs-ı şerîf okursa

06.12.2018
4 0 0

Sofra ve yemekler

Irak'ta yetişen evliyânın büyüklerinden Mâcid-ül Kürdî hazretlerinin oğlu anlatıyor: Babamla aynı evde kaldığımız zamanlarda kapımıza kim gelse, karnını doyurur ve giderdi sevinerek. Bir gün, yine birçok fakir gelip çok aç olduklarını söylediler babama. Babam bana; "Gir şu küçük odaya. Orada olan yemek sofrasını alıp buraya getir!" dedi. Çok şaşırd

05.12.2018
6 0 0

Deriden su kabı

Irak'ta yetişen evliyânın büyüklerinden Mâcid-ül Kürdî hazretleri 1166'da Irak'ta vefât etti. Bu zatın pek çok kerâmetleri vardı. Bir tanesi şöyle: Bir dostu vardı. O kimse gelip; "Efendim, tek başıma nâfile hacca gitmek istiyorum" dedi. Ve dua istedi bu büyük velîden. Ancak hiç azık almamıştı yanına. Zira azık alacak parası yoktu. Mâcid-ül Kürdî h

04.12.2018
5 0 0

Evliyâ himmeti dağı devirir!..

Büyük velîlerden Kadîb-ül Bân hazretleri zamanında bir kimse vardı ki; yanında pehlivanlar gezdirir ve bunları güreştirip nam yapardı. Bu kişi, bir gün Kadîb-ül Bân hazretlerinin şehrine geldi. Ve bir talebeye sordu: "Hocanız nerededir" Talebe de; "Falan göle gitmiştir" deyince, adam o göle gidip gördü ki, Kadîb-ül Bân hazretleri, gölün ortasında b

03.12.2018
4 0 0

En büyük düşman

Evliyânın büyüklerinden Kadîb-ül Bân hazretleri, bir sohbetinde; "Kardeşlerim! İnsanın en büyük düşmanı, nefsidir. Dînin her bir emrinde bu nefsi kırmak vardır ve nefis kırılırsa netice hayır olur" buyurdu. Sordular: "Nefsi nasıl kıralım efendim" Buyurdu ki: "İstişâre edin ki, bu, nefsi kırar. Zîra nefis, istişâre etmek, fikir sormak istemez. 'Ben

02.12.2018
5 0 0