Ünal Bolat

Türkiye

"Yarın cami günümüz"

"Ağustos başında gittiğimiz Zeytinburnu Millet Camii, sabah namazı tıklım tıklımdı..."Nadiren cemaatin dolup taştığı camileri de gördüm. Genelde boş, cemaatsiz. "Bu güzelim cami de bu mahallede garip kalmış" demekten kendimi alamadım.Bir de bu güzelim camileri sahiplenen imam efendiler çok dikkatimi çekti. Bazı camilerde namaz sonrası tesbihatlar,

Çocuklarım teklifimi beğenince...

"Bu muhteşem mabetlerin içinden kim bilir kimler gelip geçmiş, secde etmiştir"Ömür sermayemizi çok hızlı tüketiyoruz. Onun için vaktimizi olabildiğince dolu dolu anlamlı geçirmeye çalışalım. Evlatlarımızın, torunlarımızın zihninde küçücük deolsa hatıralar bırakalım. Sizlerle son zamanlarda yaşadığımız bir hikâyemizi paylaşmak istiyorum.Geçen yıl ço

Değirmenci Hasan ve kızı

"Çocukluğum değirmene binek sırtında buğday öğütmeye gidip gelmekle geçmişti"Bütün bölgenin ihtiyacını karşılayan su ile çalışan, buğday, mısır öğüten tek değirmen idi Hasan'ın değirmeni. Hasan'ın değirmenine kaç kere gidip geldiğimin sayısını bile bilmiyorum.Hasan, gözleri yuvalarından dışarıya çıkmış, iri gözlü iri cüsseli dev gibi bir adamdı. De

Utancımdan söyleyemedim!

"Abi sendeki bu değişim nasıl oldu İki yıl önce çok moralsiz ve umutsuz bir hâldeydin!.."Dünkü büro temsilcisi arkadaşıma yaptığım telefon şakasıyla ilgili hatıramı anlatmaya bugün de devam ediyorum...Kendisine arayanın ben olduğumu söyleyemedim ama üzüldüğüne de üzülerek iyi niyetle teselli etmeye çalıştım. Bu olaydan sonra bürodan ayrıldım.İki yı

Nihayet üzgünce itiraf etti

"O anki çaresizliği telefondan bile hissediliyordu. Nihayet üzgün bir şekilde itiraf etti..."Yıl 1993'tü... Türkiye gazetesinin Burdur bürosundaydım. Sabah mesaimiz başlamış, her zamanki yoğunluğumuz sürüyordu.Bölge Müdürümüz Nurettin Bey ve yardımcısı, bir ilçedeki büro temsilcisiyle günlük işlerimizle ilgili beni görevlendirmişti. Telefona sarıld

Elli yaşını geçtiğin hâlde...

"Cihazlar belli bir süre sonra güncellendiği gibi yaşlılar da hayatını güncellemeleri lazım..."Geçmişi hayatımızdan silemeyiz. Bizi bulunduğumuz noktaya o getirmiştir. Bizler, geçmişimizden sorumluyuz. Sorumluluk bizim tepki verme yeteneğimizdir.Hayatın sürprizlerle dolu olduğunu görüyor, yaşıyoruz. Hayatımızda hiç aklımıza hayalimize gelmeyen olay

Bana yine hasret düştü

Şimdi Ayşe üniversiteye gidiyor, Ali de liseyi bitirdi, Almanya'da. Ailesi "olur" diyor...Alilere gittik özlemiştik gece kalacaktık yemekten sonra Ali'nin ödevi varmış. Annesiyle yaptılar maket yapıldı. Minik ampuller yandı. Güzel oldu. Yeğenim "hadi herkes odasına" dedi. O yattı, biz de gidiyorduk. Ali ağlamaya başladı. "Annecim" diye sessiz sessi

Yeğenimin çocukları

"Ben seksen iki yaşındayım. Yeğenimin çocuklarıyla ilgili duygularımı yayınlar mısınız"Herkesin çocuğu var ama ben bizimkileri anlatmak istiyorum. Ayşe 5 yaşında Ali 2,5 yaşında. İkisi de güzel mi güzel. Ayşe yaramazca Ali de uslu mu uslu. Ayşe'nin annesi terzi. Ayşe'ye paltolar Ali'ye de ceket pantolon filan dikiyor.Ayşe gri kürk palto dikti. Çok

En büyük ödül

"Hayatım boyunca yetim-öksüz hakkı yemedim. Bu saatten sonra da yemem!"Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları, devletin şefkat elinin uzandığı yerlerdi.O gün, vakıf binasına giren üç kişi ve onların yanındaki yaşlı teyze. Neredeyse doksan yıllık zamanın yorgunluğu var. Yüzündeki çizgiler, bir ömrün ağır yükünü anlatıyor.Muhtar ve köyden gelenler

Ağlatırsa Mevla'm yine güldürür...

"Zeynep damada görünmemek için içerideki küçük odaya geçer, hiç dışarı çıkmaz..."Zeynep halanın çile dolu çocukluk ve evlilik hatırasını anlatmaya devam ediyoruz... Zeynep sevicinden içeri girer. Kaynanası hemen kümesten bir horoz çıkarıp müjdeyi getiren gence verir ve oğlunu karşılamaya gider.Zeynep evin penceresinde sevinç ve merak içinde gelenle