Turgut Tunç

Turgut Tunç

Yeni Birlik
Bölge 51 yazı 0 takipçi

Sıralarda başlayan eşitsizlik: Görünür olmanın ağır yükü

Her Eylül ayı yeni ümitler ve taze başlangıçlar demektir. Ancak son yıllarda Eylül, birçok anne babası için okul zili sesinden önce cüzdanları yakan kırtasiye listeleri, cepleri yakan forma fiyatları ve servis ücretleri anlamına geliyor. İlkokul birinci sınıf sıralarına oturan minik eller, daha okuma yazmayı öğrenmeden hayatın ilk ve belki de en ac

Burnumuzun ucundaki hazine: Bakarsan bağ, bakmazsan gıpta olur

İnsanoğlunun en kadim ve belki de en içten içe kemiren çelişkilerinden biri budur: Yanındakini görmezden gelip, uzaktakine iç çekmek. Hani eskiler "İnsan burnunun ucundakini göremez" der ya, tam da bu halin özeti. Kendi bahçemizde gözümüzün içine bakan fındık dalı kırılır, ceviz ağacı yabani otların arasında boğulur. Parmağımızı kıpırdatıp iki buda

Zamanın yavaş akıp samimiyetin hızlı büyüdüğü günler: "O sesi duydun mu"

Şimdilerde saatlerimizi akıllı ekranların sağ üst köşesinden takip ediyoruz. Oysa bir zamanlar zaman, ne kolumuzdaki akrep ile yelkovana ne de dijital rakamlara bakardı. Zaman, mahalle fenerinin cılız sarı ışığının yanmasıyla, sokak arasına çöken hafif serinlikle ve en çok da balkondan yükselen o tanıdık gür sesle ölçülürdü: "Hadi artık, hava karar

Hayat sahnesinin "Başarılı" oyuncuları

Hayatın bir sahne, bizlerin de bu sahnede birer aktör olduğu söylenir öteden beri. Ancak bazıları var ki, bu benzetmeyi sadece bir benzetme olarak bırakmayıp hayatın tam merkezine oturtuyor. Üstelik tek bir rolle yetinmeyip zamana, mekâna ve hepsinden önemlisi kişisel çıkarlarına göre sürekli maske değiştiriyorlar.Yıllarca farklı yüzleriyle karşı

Sızlanmayı bırakıp yolu çizenler: Şikayetten eyleme medeniyet inşası

Şikayet etmek, insan zihninin en konforlu tuzaklarından biridir. Çevredeki aksaklıklardan, imkansızlıklardan ya da destek görmemekten yakınmak çaba gerektirmez. Oysa tarihi ve bugünü değiştirenler; şartların zorluğundan dert yananlar değil, o şartların ortasında durup "Şimdi ne yapabilirim" diyerek kendi yol haritasını çizenlerdir.Köklerimizden gün

Gönlümüzün sesi; İnsan en çok da kendine sağır oluyor

Dünyanın tüm gürültüsünü içeri alıp kendi iç sesine kapılarını kapatan kaç kişiyiz acabaSabahın ilk ışıklarıyla başlayan ve gece başımızı yastığa koyana kadar devam eden o bitmek bilmeyen gayret: "Herkesin gönlü olsun." Çocuğun, eşin, patronun, arkadaşın; hatta otobüste yan yana oturduğumuz tebessüm bekleyen bir yabancının... Herkesi mutlu etme, ki

Sağ el verdiğini sol el görmeli mi

Toplumsal hafızamıza kazınmış en zarif ilkelerden biri şudur: "Sağ elin verdiğini sol el görmeyecek." Bu söz, yapılan iyiliğin bir kibir vesilesi haline gelmemesi, verenin alçakgönüllülüğünü koruması ve en önemlisi alan kişinin onurunu muhafaza etmesi adına koyulmuş muazzam bir ahlaki eşiktir.Ancak kötülüğün son sesle bağırdığı, olumsuzluğun ve ben

Kuşakların mesaiyle imtihanı

Geçen gün uğradığım bir şirket ortamında, dertlenen bir beyaz yakalı dostumun derin iç çekişine şahit oldum: "Kardeşim, yeni gelen çocuğa mesaiye kal diyorum, 'Benim saat 18:00'de sporum var, oradan da arkadaşlarla konsere kaçacağız' diyor. Biz zamanında ofiste sabahlardık!"Yalan değil; bizler evimize götüreceğimiz ekmeğe saygımızdan, işe dört elle

Sükûnetle ayrılık

İnsanın en büyük illüzyonlarından biri, kendi içindeki cömertliği karşı tarafın kapasitesi sanmaktır. Birine ederinden fazla değer verdiğinizde, o değerin kaynağının sizde olduğunu unutup kendilerini dev aynasında görmeye başlarlar. Dün derdini dinlediğiniz, düştüğünde elinden tuttuğunuz, başarısıyla gurur duyduğunuz insanların bugün bir selamı esi

Cenneti uzakta arama

Henüz kendi evinin odalarını keşfetmeden komşunun bahçesine hayran hayran bakanlara selam olsun. Sözüm, burnunun ucundaki güzellikleri ıskalayıp gözünü doğrudan yurt dışı tatil hayallerine dikenlere. Yanlış anlaşılmasın dünyayı görmek elbette vizyondur, zenginliktir. Ancak üzerinde yaşadığımız bu toprakların hakkını teslim etmeden geçmek bu eşsiz c

Her şeye rağmen

Günümüzün baş döndürücü koşuşturmacasında dilimize pelesenk olmuş, her cümlede duyulan o feryat var: "Her şeye rağmen..."Bu iki kelimeyi her fısıldadığımızda omuzlarımıza binen yorgunluğun biraz daha ağırlaştığını hissederiz. Dışarıdan bakan bir göz için bu durum, tükenmekte olan bir mumun son çırpınışları gibi görünebilir. "Yıpranıyoruz" deriz içt

Kaç testilik yaşıyoruz

Geçtiğimiz günlerde Türk tiyatrosunun ve sinemasının o kocaman gülüşlü, bilge çınarı Zihni Göktay'a veda ettik. Lüküs Hayat'ı İstanbul Şehir Tiyatroları'nda kaç kez izlediğimi hatırlamıyorum; ilerlemiş yaşına rağmen sahne enerjisi mükemmeldi ve her seferinde aynı coşkuylw izleyiciye ulaşmayı başarıyordu.Eksikleriyle, fazlasıyla, ardında bıraktığı y