Ragıp Karadayı

Türkiye

Ömür dediğinnedir ki, su misali akıp gidiyor...

Maziye dönüp baktığımda; "Eyvah! Zamanlar ne kadar çabuk geçiyor! Süratleri gittikçe artıyor. Yaş ilerledikçe zaman darlaşıyor" demeye başladım.Geçsin günler, haftalar,Aylar, mevsimler, yıllar...Zaman sanki bir rüzgâr.Ve bir su gibi aksın...Sen gözlerimde bir renk,Kulaklarımda bir ses,Ve içimde bir nefes,Olarak kalacaksın...Ömür dediğinne ki Su mis

Ömrümün çok hızlı, geçti baharı, Neyleyim baharı, gülsüz olunca!

En çok da neyi seviyorum biliyor musunuz Teneke kutularda her gün rengârenk açan çiçeklerle alâkadar olmayı.Yeni harflerle okuma yazması yoktu ama gözü üzerimdeydi. "Vazifeni yaptın mı, eksiğin kaldı mı" der, çalışmaya teşvik ederdi. Derler ya "yiğidi öldür hakkını yeme." Annem, ben hem sıkılmayayım, hem de daha çok öğreneyim diye ne duysa, ne görs

Anam babam üzülmesinler diye gözyaşlarımı içime akıtırdım...

Anneciğim, babacığım üzülmesin diye en acı çektiğim zamanlarda bile sesli ağlamazdım. "Onlar duyarsa üzülürler" diye düşünürdüm...Sağlıklı bir hayat sürdüğümüze hamd ve şükrederdik bütün ailecek.Her şeye rağmen güzel ailemi, evimi, köyümü, şehrimi, memleketimi seviyordum. Biz büyüklerimizden öyle gördük ve öyle de yetiştik. Rahmetli ninemin seferbe

Odamızda bulunan soba,yazkış kaldırılmazdı...

Bu anlattıklarımı kafanızda şöyle bir hayal edin, bir de bugünkü evleri ve içindekileri düşünün:"Neydik ne olduk Nereden nereye""Hayat, ahirete hazırlık yapmakla, ebedîhayatını düşünmekle geçiyorsa doğru yoldasın. Gerisi boş işler. ""Al bu senin, sen gençsin tabii ki okuyup öğrenme çağındasın. Ömrünü eğlenmeye değil, faydalı şeylere harcayacaksın"

Azimli ve kararlı olmalıydım...

Yorulmuştum nefsimle, kötü çevreyle mücadele etmekten yine de pes etmiyordum!..Mesleğim, kabiliyetlerim, çevrem beni alıp hep uçurumların kenarına kadar getiriyordu.Yorulmuştum nefsimle, kötü çevreyle mücadele etmekten yine de pes etmiyordum, etmeyecektim de inşaallah. Azimli ve kararlı olmak, ahir ve akıbetimi düşünmek mecburiyetindeydim. Niyetimi

Başkaları için yaşarken kendimiz için yaşamayı beceremiyoruz...

Yaşadıklarımı yazmamın sebebi çoktu, biri de benim durumumda olanları ikaz edip uyandırmaya çalışmaktı.Nefsimediyordum ki: "Ah nefsin ah! Sen nesin, nelere kadirsin! Şu sonsuz kâinatın bütün hazineleri avucunun içinde, ancak onun kadir kıymetini bilmiyor ve nimetlerin elinden, avucundan kaçmasına ehemmiyet vermiyorsun. O kadar acı çekiyor, kederler

Mazide yaşamak, orada ölüp kalmak olacak şey değildi!..

Mazimi muhakeme edip iyi kötü yaşadıklarımı yazarak hem kendime çekidüzen veriyorum, hem de ders çıkarmaya, ibret almaya çalışıyorum.Muallimlik nurdur, asla sönmez,Dünyalar verilse hizmetten dönmez,Millet gemisinden başkaya binmez,Bitmez bir davadır, ölmez davamız.Her biri yıldızdır, parlar durmadan!Hizmet aşkı ile koşar sormadan.Gece gündüz demez,

Bir gün telefonum çaldı, karşımda nazik, kibar bir hanımefendi vardı

"Ragıp Bey, ben Ankara'dan arıyorum... Afyon Ahmetpaşa kasabasından talebeniz Reyhan Öney'in küçük kardeşiyim..."Hâlâ bir mektebin yanından geçerken cıvıl cıvıl çocuk bağrışmalarını duyduğumda birdenbire, neşemi kaybederim. Heyecanla haykırmak isterim. Yüreğimin içinde derin bir sızı büyür, büyür, içimi acıtır elimde olmadan.Mazi dertler paketi,Giy

Benim yüzümden insanlar kırılmasın diye acı sözleri sineme çekiyordum!

Hırsımdan sapsarı kesilmiştim. Kimseye belli etmesem de içten içe tutuşmuş çıra gibi yanıp kavruluyordum da dumanımı görecek gözler yoktu.Bayan öğretmen:- Bir defa "kızım, evladım öcü gibi görünüyorsun, başını aç, rahatla!" dediğini duymadım! Ne kadar sevecen davrandığını gözlerimle gördüm vallahi, ne hain... O çocuk bundan cesaret alıyor, eminim!.

Yerine gelen müfettiş hâlden anlayan biriydi...

Bu tertemiz Anadolu çocuklarının müşfik, inci-mercan bakışları, gözlerimde ümit, iç âlemimde muhabbet kıvılcımları oluşturuyordu.Sonra bu masumun küçük elini yavaşça tutup gülümsüyorum. Vücut diliyle; "yalnız değilsin" demek istiyor, çocuğun kendine olan güvenini artırıyorum aklımca. Öteki elimle sınıfı idareye çalışıyorum. Bu tertemiz Anadolu çocu