Ömer Türker

Ömer Türker

Yeni Şafak
Kültür-Sanat / Eğitim 40 yazı 0 takipçi

Kelam geleneği (7)

Gazzâlî ve Râzî, antik düşünceyle hesaplaşırken kelam ve felsefenin sınırlarını ortadan kaldırdılar—peki bu birleşme, düşünsel yenilenme mi yoksa geleneklerin çözülüşünün başlangıcı mı?

Kelam geleneği (6)

Gazzâlî'nin cesur tespiti: Kelam bilim değil, sadece ikna gücüne sahip retorik midir?

Kelam geleneği (5)

Şimdiye kadar kelam geleneği hakkında kaleme aldığım dört yazıda genel olarak bu geleneğin ayrıcı hususiyetlerini belirtmeye çalıştım. Her ne kadar ayrıntıda mezhepler çok farklılaşsa da temel hususiyetlerde ortak oldukları söylenebilir. Bu sebeple ortaklıktan farklılığa doğru ilerleyen bir skalada hem genel olarak kelam geleneğinin hem de her bir

Kelam geleneği (4)

Öncelikle Ramazan Bayramınızın feyizli ve bereketli olmasını, başta İslam âlemi ve hususen içinde bulunduğumuz coğrafya olmak üzere tüm insanlık için sükunete vesile olmasını niyaz ederim. Bugün kelam geleneğini değerlendirmeye devam edeceğim. İslam'da düşüncenin tarihiyle ilgilenenlerin iyi bildiği üzere kelam ilmi iki temel ilke üzerine kuruludur

Kelam geleneği (3)

Bu yazıda kelam geleneğinin üçüncü hususiyetini müzakere edeceğim. Bilindiği üzere hem kelamcılar hem de filozof ve sûfîler kelamın temel işlevlerinden birinin dinî inançları savunmak olduğunu dile getirir. Hatta filozof ve sûfîler bu işlevin kelam için tanımlayıcı olduğunu düşünür. Meşhur filozof Fârâbî kelamın asıl itibariyle retorik (hatabî) bir

Kelam geleneği (2)

Geçen yazıda kelam geleneğinin üç hususiyeti olduğunu belirtmiş ve bunlardan ilkini açıklamıştım. İkinci hususiyet, inanç esaslarının makuliyetini gösterme işi idi. Gerek bir bilim veya çalışma alanı gerekse bir tavır olarak kelamı, diğer gelenekler karşısında ayrıcalıklı konuma getiren temel özelliklerden biri, inanç esaslarının makuliyetini göste

Kelam geleneği (1)

İslam tarihinde kelam geleneğinin diğer bütün gelenek ve akımlardan üç temel farkı vardır. Birincisi: Kelam, İslam akaidini temsil eder. İkincisi: İnanç esaslarının makuliyetinin gösterilmesi esas itibariyle kelamcıların işidir. Üçüncüsü: İnançların belirli bir dönemde savunulması işidir. Bu maddelerin sıralamasını bir tür önem sıralaması olarak da

Farklı ekolleri anlama çabasının ortak ilkeleri

İslam düşüncesinin kaynak metinlerini okuduğumuzda insanın büyük sorularına verilen farklı cevaplarla karşılaşıyoruz. Geçen haftaki yazımızda kelam ve felsefe geleneklerinin verdiği cevabın temel kabullerine dikkat çeken ve bunların ana iddialarının (i) usule uygunluğunu, (ii) bugün bizim için ne anlam ifade ettiğini değerlendirmeye çalışan bir yaz

İnsanın büyük arayışına verilen cevaplar

Önümüzdeki çarşambayı perşembeye bağlayan gece ilk sahura kalkacağız, ramazan ayının herkes için bereketli geçmesini niyaz ederim. Bu yazıdan itibaren düşünce tarihimizin sorunlu alanlarından biri üzerine bir yazı dizisi başlatma niyetindeyim. İslam düşüncesiyle bir şekilde irtibat kurup okumalarını derinleştirenler hatta kelam, felsefe, tasavvuf g

Akıl, arzu ve ihtiyaç üçgeninde ahlâk

Bilindiği üzere ahlâk, bireyin kendisinde meydana gelen hal ve melekelere verilen isimdir. İnsanda meydana gelen hal ve melekeler ise pek çok etkenin katkısıyla oluşur. Çünkü canlılar gibi insan fertleri de birtakım özelliklerle donanmış olarak doğar. Bu özellikleri temelde üç grupta değerlendirmek mümkündür. Birincisi, insanın diğer canlılardan ay

Eğitim, ikinci farkındalık ve fikrî anarşi

İnsan pek çok canlıdan farklı olarak bakım ve eğitime muhtaç bir varlık. Hayatını tek başına idame ettirecek melekelerle doğmuyor, kabiliyetlerle doğuyor. Yaşadığımız sürece öğrendiğimiz bilgileri, kazandığımız alışkanlıkları, edindiğimiz meslekleri düşündüğümüzde bir insan ferdindeki kabiliyetler yelpazesinin ne denli geniş olduğu hemen fark edili

Utanma veya hayâ

Bir şeyin ayıp kabul edilmesi insanın utanma bilincinden kaynaklanır. Utanmanın bir duygu olduğu söylenir ve böyle bir duygumuz olduğu doğrudur. Fakat utanma duygusunun kaynağı, aklın kendisine ve başka şeylere dair ikinci farkındalığa sahip idrakidir. Yani kendi varlığına dair açık bir farkındalığı bulunmayan bir nesnede utanma bilinci ve bunu izl