Ömer Türker

Ömer Türker

Yeni Şafak
Kültür-Sanat / Eğitim 53 yazı 0 takipçi

İslam dönemi felsefesi (9)

İslam dönemi felsefesiyle ilgili son bir meseleye değinip genel değerlendirmeye geçeceğim. Bu serinin yedinci yazısında metafizik bir mesele olarak nedenselliği reddetmek ile herhangi bir şeyin olgusal açıklamasında nedenleri dikkate almamanın farklı şeyler olduğuna dikkat çekmiş hatta bu meselenin çokça yanlış anlamaya yol açtığını belirtmiş ve bi

İslam dönemi felsefesi (8)

Önceki yazılarda İslam dönemi felsefesinin üç temel özelliği bulunduğunu belirtmiş ve bunlardan ilk ikisini kısaca özetlemiştim. Bu felsefenin üçüncü temel özelliği aslında birinci ve ikinci özelliğin bir uzantısıdır ve esas itibariyle bu ilkelerin nasıl tatbik edileceği sorusunun cevabında tebellür eder. Bu soruya verilecek cevabın hem ana nedenle

İslam dönemi felsefesi (7)

Geçen yazıda İslam'ın önceki dönemlerden devralıp geliştirerek sürdürdüğü ve Batı Avrupa'daki büyük dönüşümlerin dünyanın geri kalanını etkisi alıncaya kadar devam eden felsefenin, dolayısıyla bilimlerinin katı çekirdeğinin üç temel özelliği olduğunu söylemiş ve bunlardan ilkini kısaca açıklamıştım. Bu yazıda ikinci temel özellik olan "nedensellik"

İslam dönemi felsefesi (6)

Fârâbî'nin Tahsîlu's-saâde isimli eserinde felsefenin tarihini özetlediği meşhur bir metni vardır. Bu metinde Fârâbî, felsefe adı verilen hikmetin önce Irak halkı olan Keldânîlerde ortaya çıktığını, ardından Mısır halkına geçtiğini, sonrasında Yunanlılara, Yunanlılardan Süryanilere, nihayet Süryanilerden Araplara intikal ettiğini söyler. Bu oldukça

İslam dönemi felsefesi (5)

İslam döneminde felsefe geleneğinin başarı ve katkıları iki ayak üzerine kurulur. Birincisi, felsefe geleneğinin zuhurundan önce şerî bilimlerin gelişmesini de mümkün kılan İslam inançlarıdır. İslam'ın tevhid, âhiret ve nübüvvet başlıklarında özetlenebilecek iman esasları İslam tarihi boyunca felsefe araştırma ve tartışmalarını derinden etkilemişti

İslam dönemi felsefesi (4)

Hicrî üçüncü yüzyılın ilk çeyreğinde Yunan felsefesi külliyatının Arapçaya tercüme edilmesiyle İslam'da filozoflar cemaati oluştu ve fiilen felsefe geleneği başladı. Bu geleneğin iki temel hususiyeti vardır. Birincisi, zaten bilimler geleneğinin inşa edilip geliştiği bir muhitte ortaya çıkmış olduğundan gerek madenler, bitkiler, hayvanlar insanlar,

İslam dönemi felsefesi (3)

Önümüzdeki çarşamba günü Kurban Bayramının birinci günü. Şimdiden bayramınız mübarek olsun, Allah kesilen kurbanları kendisine yakınlığa vesile kılsın. Geçen yazıda İslam'da felsefenin konumunu anlamak için Şerî bilimlerin kuruluş sürecini doğru anlamak gerektiğine işaret etmiş ve üç bilimin kuruluşunu örnek vereceğimi söylemiştim. Kuruluşundan kas

İslam dönemi felsefesi (2)

İslam tarihinde Hz. Peygamber (sav) döneminde başlayan, Hulefâ-i Râşidîn ile devam eden, Emevîler döneminde zirveye ulaşan bir coğrafi genişleme olmuş, o dönemin bilinen dünyasının önemli bir kısmı Müslümanların yönetimine girmiştir. Kısa sürede gerçekleşen bu muazzam fütuhat, tahmin edileceği üzere sadece siyasi bir genişleme değildir. Hz. Peygamb

İslam dönemi felsefesi (1)

Bu yazıdan itibaren bir müddet İslam'da felsefe geleneğine dair birtakım mülahazaları paylaşacağım. Bu dizi, felsefe geleneğinin kendisine özgü karakteri nedeniyle tasavvuf ve kelama ayrılan yazı dizilerinden biraz farklı olacak. Öncelikle başlıktaki "İslam dönemi" ifadesini biraz açmak istiyorum. Hz. Peygamber (sav) Miladî yedinci asrın başında 61

Kelam geleneği (10)

Daha önceki yazılarda belirtildiği üzere kelami tefekkür gerçekte Teftâzânî ve Cürcânî gibi büyük yorumların yetiştiği on dördüncü yüzyılın sonu çeyreği ila on beşinci yüzyılın ilk yarısına tekabül eden dönemde doğal sınırlarına ulaştı. Aslında bu durum, İslam'da düşünce tarihi açısından sadece kelam için aynı zamanda felsefe ve tasavvuf için de ge

Kelam geleneği (10)

İslam düşüncesinde felsefe yaygınlaştıkça kelam geleneği neden kendi teorik kapasitesini keşfedemedi?

Kelam geleneği (9)

İslam düşüncesi felsefeden kaçarken, onu tüm bilim alanlarına yaymayı başardı—ancak bu İslam'ın kapasitesini güçlendirdi mi, yoksa antik dünyanın esareti mi oldu?