Ömer Türker

Yeni Şafak

Vahdet-i vücûd meselesi (3)

Vahdet-i vücûd hakkında klasik dönemde yazılan kitaplar ve çağdaş akademik çalışmalar, görüş birliğiyle bu nazariyenin birkaç ilkeden oluştuğunu ve bütün diğer ayrıntının bu ilkelerden türediğini ifade eder. Birincisi, "varlık olmak bakımından varlık Hak'tır" ilkesidir. Türkçede "varlık" kelimesi hem mastar anlamıyla varlık hem de var olan anlamınd

Vahdet-i vücûd meselesi (2)

Vahdet-i vücudun etkili savunucuları kadar etkili eleştirmenleri de olagelmiştir. Fakat düşünce tarihinde üç şahsın öne çıktığı söylenebilir: İbn Teymiyye (ö. 1327), Saadettin et-Teftâzânî (ö. 1390), İmâm Rabbânî (ö. 1624). Bu üç düşünürden her birinin etki alanı farklı olmakla birlikte bir takım ortak mülahazalardan hareket ettikleri de görülür. G

Vahdet-i vücûd meselesi (1)

Son zamanlarda biraz da nazarî tasavvuf çalışmalarının kısmen artmasıyla İbnü'l-Arabî ve vahdet-i vücûd konuşmaları sıklıkla gündeme gelmeye başladı. Doğrusu, gittiğim her yerde mutlaka vahdet-i vücûdla ilgili sorularla karşılaşıyorum. Soruların bir kısmı, meraktan kaynaklanıyor, bir kısmı ise eskilerin tabiriyle istifhâm-ı inkarî kabilinden yani r

Nefs ve ruh: Bir ıstılah kargaşasının serencamı

Türkçede son yıllarda çokça karıştırılan terim gruplarından biri de nefs ve ruh ikilisidir. Hem çeşitli vesilelerle verdiğim konferanslarda hem de televizyon programlarında konuşma nefs veya ruh hakkında ise bu iki kelimenin anlamı hususunda mutlaka sorularla karşılaşıyorum. Aslında meselenin epeyce ayrıntısı var. Kalb, fuâd, sadr, sır gibi kelimel

Ehl-i sünnet kimdir

Son yıllarda çok farklı tartışmalara konu olan kavramlardan biri de Ehl-i sünnet kavramıdır. Tartışmaların tarafları bu ifadenin hem mefhumunun hem de delalet ettiği şeylerin sabit olduğu düşüncesiyle hareket ettikleri hissi uyandırıyor. Halbuki diğer bütün kavramlar gibi Ehl-i sünnet de hareketli ve canlı bir kavramdır. Ortaya çıktığı şartlar ve t

Yeni adına eskiye veya eski adına yeniye düşmanlık

Düşünce tarihi çok ilginç olgulara tanıklık eder. Bir zamanlar "herkesin" karşı çıktığı görüşler bir dönem gelir yaygın kabullere dönüşebilir. Yahut bir zamanlar "herkesin" benimsediği görüşler bir dönem gelir kimse tarafından kabul edilmez hale gelir. Özellikle kuruluş veya dönüşüm dönemlerinde ya henüz bir gelenek oluşmadığından ya da gelenekler

Hiss-i müştereğin genişlemesi ve dönüşmesi

Klasik psikolojinin temel kavramlarından biri hiss-i müşterektir. Türkçeye "ortak duyu" olarak çeviriyoruz. Özelde Aritoteles psikolojisi genelde Meşşâî geleneğe ait psikoloji metinlerinin Arapçaya çevrilmesiyle İslam düşünce tarihinin temel kavramlarından biri haline gelmiştir. Daha sonra onuncu yüzyılda İbn Sînâ'nın meşhur Şifâ külliyatının Psiko

Yorum ve usule uygunluk

Düşünce ve bilim geleneklerinde bir görüş veya yorumun meşru kabul edilebilmesi için hangi alanda ileri sürülüyorsa o alanda usule uygunluğunun gösterilmesi yahut araştırma alanında kullanılan usulün sınırlılık ve yetersiz-liklerinin açıklanabilmesi gerekir. İlahiyat sahasıyla ilgililerin bileceği üzere usul kelimesi, temelde iki anlamda kullanılır

Dışarıdan aktarılan düşünce ve maharetlerle geleneğin yenilenmesi

Hangi alanda olursa gelenekler uzun zaman diliminde oluşur ve genellikle uzun ömürlü olurlar. Bu sebeple de daima değişim ve yenilenmeye konu olurlar. Değişim ve yenilenme geleneğin doğal bir parçasıymışçasına gerçekleşebileceği gibi uzun zaman dilimine yayılan sancılı bir süreç de olabilir. Diğer deyişle değişim ve yenilenme talepleri sadece içten

Gelenek içinde kalarak yenilenme

Gelenekler su gibidir. İçerden bir hareket olmadığı yahut dışardan beslenmediğinde zamanla kokuşmaya maruz kalır. Gerek iç gerek dış saiklerle yenilenmenin de tek bir yolu ve tarzı yoktur. Birbirine benzer yenilenmeler olabildiği gibi birbirinden farklı, birbirini yadırgayan, yadsıyan hatta birbiriyle mücadele eden yenilenme biçimleri vardır. İslam