Mustafa Sabri Beşer

Star

Urganî Kalıntıları tehlike saçıyor…

Bir kültür gezisi rotamızdaki Altay Dağları'nda, Ötüken'in Kalbi de denilen bir Şaman ayinin yapıldığı bir çemberdeyiz. Taze bir ayin sonrası dumanla külün birbirine karıştığı bu çemberin kör noktasında gözüme ilişti. Yarısı yanmış bir urganla bağlı küle bulanmış bir tomar parşömen kağıdıydı bulduğum.İlk parşömenin dış yüzeyinde silik şekilde de ol

Papalagi tam bir "şey" düşkünüdür…

Yirmi yıl önce bir kitap okumuştum. Ama kitap yüz yıl önce yazılmıştı.Bugünlerde, tahlil gruplarıma kadrosu öğretmenlerden oluşan yeni bir tahlil grubu daha eklemek nasip oldu. Haftalık okunacak kitap listesini hazırlarken, yirmi yıl önceki dostu hatırladım, Göğü Delen Adam.Grubun mihmandarı olarak her eserin tahlilini yapmam gerektiğini düşününce,

Okulda öğrencileri esir alan iki kişi!

Bir toplumu hangi yöne sürmek istiyorsan, o toplumun mayasını çözmek zorundasın. Sosyolojisini, tarihsel reflekslerini, hafıza kodlarını bilmezsen, kurmak istediğin düzen saman alevi gibi söner.Bütün büyük ideolojik projeler bu hakikati kavramış, işe eğitimden başlamıştır. "Ağaç yaş iken eğilir" sözü, sadece halk arasında değil, ideolojilerin strat

Müslümanlar ve Kürtler şaşkın! Res Publica halkın işi de Cumhuriyet kimin işi

Cumhuriyet... Adı ballı börek, tadı saman.Kâğıt üstünde halkın iradesi. Şûrâ gibi, res publica gibi... Kulağa nefes gibi geliyor.Ah ne hoş bir vaat!Ama iş Türkiye'ye geldiğinde bu tatlı vaat, acı bir gerçeğe dönüştü!Halkı hizaya sokmak isteyen bir avuç jakobenin sopası oldu.Cumhuriyet, halkın nefesi değil, sosyolojimizin çatısını çökerterek, dilimi

Aydınlanmanın loş odası, bağış sandığı ve sahte fatura!

Birileri gazetesi için "destek ve dayanışma" diye bağırıyor! Duyan oldu muSloganlara bakınca sanki basın özgürlüğü manifestosu. Perdeyi aralayınca ideolojik bir kale, bağış sandığı ve duvarda parıldayan, "Aydınlanma Devrimleri" putu.Gazetecilik mi Hayır.Mesaj mı "Kasayı doldurun, gerisini bize bırakın."Aynı gün aynı gazetede bir yazar tarih sahnesi

Hasan el-Benna Atatürk'ten ilhamla "Müslüman Kardeşleri" kurdu…

Elime bir makale geçti. Başlığı, insanı ister istemez okumaya davet ediyordu.Makaleyi satır satır dolaşırken her cümlenin altından kışkırtıcı bir iddia çıkıyordu.Hitler, Mussolini ve Atatürk aynı satırda yan yana gelince, insanın iştahı kabarıyor.Yıllar önce yaptığım okumalarla da örtüşünce, sizlerle paylaşmak kaçınılmaz oldu.Düşünün, Mussolini, Hi

Jandarma hukuku bitti, gürültüyle baş başasınız!

Bir gencin duasından ürküyorsun.Daha bıyığı terlemiş bir evladın avuçlarını semaya kaldırması seni niçin bu kadar rahatsız ediyor, hiç düşündün mü Çünkü zihnindeki putlar kıpırdıyor.Kenan Yıldız'ın duası seni bu yüzden sarsıyor. Sana mazini, senin unutturmaya çalıştığın tarihini hatırlatıyor.Hatırla,1932'nin uğursuz kışlarını, minareye çıkarılmış j

Manevi mafyaların tetikçisi olmayın!

Bir önceki yazımda "manevi mafyaları" yazdım. Hamdolsun güzel dönüşler oldu. Feryadımız yerine ulaşmış ki diş gıcırdatan, öfke köpürtenler de oldu.Yıllardır putlaştırılan, "hazret" diye ilahlaştırılan, kof sözlere iman edenlerin hakikatten incinmesi mukadderdir.Ne yapalım Hakikat acıtır.İslam'ın gizli odaları, kimsenin bilmediği sır kapıları, hayal

Manevi mafyalar

Toplumsal çürümenin en sinsi damarlarından biri, din, ideoloji ve maneviyat kisvesi altında örgütlenen çıkar şebekeleridir.Ellerinde tesbih, dillerinde zikir, yüzlerinde cila. Fakat içlerinde para, şehvet, makam, ihtiras.Bunlar ne papaz ne padişah ne alim ne arif. Bunlar düpedüz mürtekip...Memleketin belini büken dertlerin en sinisine, en müzminler

Eray'da bu ülkeye dönecek mi

Bir önceki yazımda "manevi mafyaları" yazacağımı söylemiştim. Yazdım da. Ama yiğitler ordusu Hamas ile organize terör çetesi İsrail arasında ilan edilen ateşkes sabaha karşı ruhumu başka bir çalkantıya sürükledi.Gazze sokaklarında ışıklarını yakıp tellal gibi bağıran gençlerin sevinci, çocukların sabaha umutla uyanışı, kadınların yüzündeki ferahlığ