Misbah Eratilla

Misbah Eratilla

Yeni Asya
Yaşam / Din 119 yazı 0 takipçi

"Hizmetin merkezi burasıdır"

Kadir İnci ile Musa Yukarı Bediüzzaman'ın nereye gittiğini bilmediklerinden ziyaret için birçok yerde onu ararlar. 1960 yılının Ocak ayında geldikleri Emirdağ'da olduğunu öğrenirler.Bediüzzamanın evini sora sora bulurlar. Eve geldiklerinde kapıyı çaldıkları anda polis onları yakaladığı gibi karakola götürür. Karakolda saatlerce ifadeleri alınır. Ay

Nurettin Topçu'nun istediği dua

Nurettin Topçu, Bediüzzaman ile Denizli'de aynı zamanda bulunuyordu. İkisi de sürgündü. Nurettin Topçu Denizli lisesinde edebiyat öğretmeni iken Bediüzzamanla tanışması hâkim Muslihiddin Sönmez ile Denizli Lisesinde tarih öğretmeni ablası Seher Sönmez aracılığıyla olmuştu.Bediüzzaman'ın kaldığı otelde akşam yemeği vakti gelince polis ve çalışanlar

Bir mektuptan sonra

Bediüzaman Urfa'da bulunan talebelerinden Zübeyir Gündüzalp, Abdullah Yeğin ve Hüsnü Bayram'a şöyle bir mektup gönderir: "Risale-i Nur sadaka-i makbule hükmündedir. Risale-i Nur'a engel olunursa belalar yol bulup gelir..."Talebeler mektubu hemen çoğaltarak vilayete, savcılık makamına, emniyet müdürlüğüne birer adet verdiler. Emniyet müdürlüğünde ka

Mersin'in ilk Nur Talebesi

Abdunnur Sezgin ilk ve ortaokulu Mersin'de, liseyi İstanbul Kabataş lisesinde okudu.Sonra İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türkoloji bölümüne kaydını yaptırdı. Yaz tatilini geçirmek için Mersin'e döndüğünde dayısını ziyaret esnasına "Gençlik Rehberi" kitabını onda görünce okudu ve çok etkilendi. Bir süre sonra dayısıyla birlikte İstanbul'a

Siirt'in ilk Nur dershanesi

Bediüzzaman'ın talebesinden Ceylan Çalışkan'ın 1951 yılında Siirt'e askere olarak gelmesiyle Bediüzzaman ve Risale-i Nur ismi ilk defa konuşulmaya başlandı.Korkunun ve baskının hâkim olduğu o yıllarda doğu ve güneydoğu şehirlerinde Diyarbakır ve Urfa hariç birkaç kişinin dışında Risale-i Nuru okuyan ve sahip çıkan pek kimse olmadı. Diğer şehirlerde

Hayalleri gerçek oldu

Servet Armağan'a ortaokul yıllarında bir arkadaşı, Eşref Edip'in Bediüzzaman'ın küçük "Tarihçe-i Hayat" adlı kitabını verdi.Kitabı okuduktan sonra Risale-i Nurları merak etti. Bediüzzaman'ın talebesi Abdullah Yeğin'i yıkık, bakımsız ve kimsenin oturmadığı Rıdvaniye Camisinin hücresindeki yerinde ziyaretine gitti. Kısa bir tanışmadan sonra Servet Ar

Sevgi evi

Okulların kapanmasına bir hafta kalmıştı.Okul müdürü, Cuma günü yapılan bayrak töreninde öğrencilerine seslendi: "Sevgili gençler, karne törenimiz konferans salonunda yapılacaktır. Her öğrencimiz karnesini anne ve babasıyla birlikte alacak. Amacımız, bu güzel anı ailelerinizle paylaşmanızdır." Bu sözler birçok öğrenciyi heyecanlandırırken, dokuzunc

Ölüm saati

Bediüzzaman, Denizli Cezaevi'nden tahliye edildikten bir süre sonra iki talebesini yanına çağırdı ve şöyle dedi: "Atalar Mahallesi, Serdar Geçidi'nde Hasan Feyzi beni çok görmek istiyor. Onu bana getirin."Bu sırada Hasan Feyzi de Bediüzzaman'ın talebelerinin evine doğru yola çıktığını hissetti. Hanımına: "Birazdan kapı çalınacak. Hazırlanıp hemen g

Babası için

Sıradan bir öğrenci olan Davut, ortaokulu bitirdikten sonra meslek lisesine kaydını yaptırdı."Yarın ne olacağım" diye bir düşüncesi olmadı. Üniversiteye gitmek aklının ucundan bile geçmedi. evresinde veya tanıdıkları arasında üniversite okuyan kimse de yoktu. Meslek lisesinden mezun olduktan sonra, sınıf arkadaşlarının dershaneye kayıt yaptırdıklar

Hacı Hüseyin Efendi'nin korkusu

25 Kasım 1925'te Şapka Kanunu'nun yürürlüğe girmesinin ardından birçok şehirde protesto gösterileri düzenlendi. Tutuklananlardan bir kısmı idama mahkûm edildi. İdamlar ve tutuklamalar uzun süre devam etti. Şapka Kanunu'nun oluşturduğu korku, milleti adeta suskunluğa mahkûm etti. Bu kanun, her şehirde farklı yaralar açtı.Diyarbakır'da ise 1925'te ya

Barla hayali

Risale-i Nur Külliyatı'nı uzun yıllardır defalarca okudum; hâlâ da okumaya devam ediyorum. Bu aralar da Bediüzzaman'ın saff-ı evvel talebelerinden Barla Sadıklarının hatıralarını okuyorum. Akılla izah edilmeyecek fedakârlıkları okudukça hayranlığım bir kat daha artıyor.Hatıra sayfaları arasında gezinirken birden kendimi hayalen 1930'lu yılların Bar

Telefondaki ses

45 yıllık öğretmenlik hayatımda geçmişime dönüp artılarımı ve eksilerimi düşündüm. Vicdan terazimde, bıçak sırtı gibi bir hayattan geçtiğimi hissettim.İlk defa öğretmenlik mesleğine 1979 yılı Mart ayının başlarında başladım ve beşinci sınıfı okuttum. Üç ay okuttuğum öğrencileri o yıl mezun etmiştim. O günlerde nasıl bir öğretmenlik yaptığımı pek ha