Misbah Eratilla

Yeni Asya

Bibliyoterapi ve Risale-i Nur

Geçtiğimiz günlerde, ismini ilk defa duyduğum fakat aslında uzun zamandır kullanılan bibliyoterapi kavramıyla karşılaştım.Kavramın içeriğini araştırırken, farkında olmadan uzun süredir bu sürecin içinde bulunduğumu gördüm. Bazen bir şey insanın yanı başında olur fakat farkına varılmaz; benim için de durum tam olarak böyleydi. Kaynaklarda bibliyoter

Şefkatle sahip çıktı

Ahmet Emin Salbaş'ın babası, Bediüzzaman'a karşı büyük bir saygı ve sevgi duyardı.Onu görebilmek için Denizli ve Afyon hapishanelerinde ziyaretlerine gitmişti. En son Emirdağ'da Bayram Yüksel'le birlikte Bediüzzaman'ı ziyarete gittiğinde, oğlu Ahmet Emin'in ilkokulda okuduğunu; okulu bitirdiğinde kendisini ona emanet edeceğini söylemiş, Bediüzzaman

Gönüllerde taht kurmuştu

Bir gün Mustafa Türkmenoğlu, Bediüzzaman Said Nursî'nin ziyaretine gider. Bediüzzaman ona Yirmi Üçüncü Söz'den bir yer okur. Okunan bölümde hayalî bir olay şöyle anlatılır:"Hızlı giden bir şimendiferin her iki yanında açılan delikler ve o deliklerden görünen cazibedar çiçekler ve leziz meyveler var" diye okur. Sonra devamla, o hayalî olayda çiçekle

İbretlik bir ders

1956 yılı Haziran ayında Afyon Mahkemesi, Risale-i Nur'ları serbest bırakan kararını verdi.Bunun üzerine Bediüzzaman Said Nursî, Atıf Ural, Cahit Türkmenoğlu, Said Özdemir, Tahsin Tola ve Salih Özcan'ın da içinde bulunduğu Nur talebelerine, Risale-i Nur'un tüm eserlerini basmak için harekete geçmelerini söyledi. Yapılan araştırmalar sonunda Ankara'

Ümmühan Hanım'ın sadakati

Hâfız Ali'nin Bediüzzaman'la bağlantısı arttıkça üzerindeki baskılar da artmıştı. Baskınlar can sıkıcı bir hâl alınca Hâfız Ali, hanımı Ümmühan'a şöyle dedi: "Eğer sen bu gelen gidenlerden, jandarma baskınlarından, okuttuklarımdan, yazdıklarımdan rahatsız oluyorsan, ben sana müsaade edebilirim. Yediğimiz içtiğimiz belli, zengin de değiliz."Ümmühan

Şifa-i Şerif'in şifası

Kadı İyaz, 1083 yılı sonlarında Sebte'de doğdu. Eğitimini muhtelif hocalardan ders almak suretiyle tamamladı.Yolculuk ve eğitimin akabinde Sebte'ye geri döndü ve on altı yıl gibi uzun bir süre Sebte'de kadılık yaptı. Sebte'nin dışında Gırnata Kadılığı da yaptı. Ancak, tarafsız tutumu ve idarecilerin hoşuna gitmeyen tavrından dolayı görevine son ver

Kitapların tehlikeli yolculuğu

1960 askerî darbesinden sonra bir kısım Nur talebesi, canlarını dişlerine takarak Ankara'da bir matbaada Risale-i Nurları gizlice bastı.Baskın olma korkusuyla kitaplar matbaadan alınarak bir kamyona yüklendi. Kitapların daha güvenli bir yerde muhafaza edilmesi için Eskişehir'de Abdulvahid Tabakçı'ya haber verilerek gönderildi. Kamyon Eskişehir'e ul

Namaz tesbihatını yaptın mı

Bediüzzaman Said Nursî, önemli hizmetler için her seferinde Mustafa Sungur'u görevlendirirdi.Yine bir gün, mühim bir vazife için onu Ankara'ya gönderdi. Mustafa Sungur verilen görevi tamamladıktan sonra Emirdağ'a döndü. Bediüzzaman'a yaptığı hizmetle ilgili bilgi vermek istiyordu. Bu sırada namaz vakti girmiş, ezan yeni okunmuştu. Bediüzzaman namaz

Bir konferanstan fazlası

Zübeyir Gündüzalp'in Ankara Üniversitesi'nde farklı zamanlarda, 1947–1950 yılları arasında verdiği iki tarihî konferansın metinlerini ihtiva eden mühim bir eserdir.Bu konferanslar, yalnızca birer hitabe olmanın ötesinde, Risale-i Nur'un üniversite gençliğiyle ilk ciddi temaslarından biri olması bakımından da ayrı bir önem taşımaktadır. 1950 yılında

Diyarbakır'ın yıldızıydı

Askerî Yıldız, doğduğu ve yaşadığı Diyarbakır'ın Eğil ilçesine bağlı Gürünlü köyünde (o dönem Dicle ilçesine bağlıydı) yaşıyordu ve ilkokula gitmediği için okuma yazma bilmiyordu. Daha sonra dışarıdan imtihanlara girerek okuma yazmayı öğrendi.Askerî Yıldız'ın köylerine Mustafa Özsoy adında bir öğretmen gelir. Bediüzzaman Said Nursî ve Risale-i Nur

Cesaretin aldığı yol

Mustafa Kırıkçı, ilkokulu Ahırlı nahiyesi bölge yatılı okundan okudu. Sonra 1940 yılında Eskişehir-Çifteler Köy Enstitüsüne gitti. Beş yılın sonunda öğretmen oldu ve kendi köyüne öğretmen olarak atandı.Mustafa, köy enstitüsüne gittiği ilk günden itibaren inanç noktasında büyük bir eksiklik hissetti. Okulda her öğrenci ağır tarım işleri yanında inşa

Nur Talebesi bir derviş

Derviş Yalçın, Mardin'in Savur ilçesine bağlı Soylu (Dêrîş) Köyü'nde doğdu. İlkokulu doğduğu köyde tamamladı. Askere gidinceye kadar köyde tarla işlerinde çalıştı. Askerlik dönüşü, 1966 yılında Batman'da TPAO'da işçi olarak çalışmaya başladı.Derviş Yalçın, sonraki yıllarda bir mürşid arayışı içine girdi. 1970'lerin başında, dönemin tanınmış müftüle