Yazı, Bediüzzaman'ın zulüm altında da halkın sevgisini kazandığını ve onun etrafındaki insanlarla kurduğu manevi bağları anlatır. Yazar, otuz küsur yıl sürgün ve baskıya maruz kalan bu kişinin vücudundaki mucize gibi iyileşmelerin, dönem halkının ona olan sadakatinin bir göstergesi olduğunu öne sürer. Ancak bu anlatıda ayrıntılar muğlak kalırsa—hasta mı gerçekten, yoksa algıda bir etki mi—hikayelerin gücü eksik kalır mı?
Mehmet Metin, Bediüzzaman'ı ziyaret etmek için Isparta'ya gitti. Isparta'da Mustafa Ezener ve Rüştü Çakın ile görüştü.
Onlara, Emirdağ'a Bediüzzaman'ı ziyaret edeceğini söyleyince, ona mürekkepli kalem ucu içinde bulunan küçük bir kutu verdiler. Bir süre sonra, Bediüzzaman'a kâtiplik yapmış olan Kâtip Osman da iki kilo ağırlığında kiraz dolu bir sepeti götürmesini söyledi. Mehmet Metin, Bediüzzaman'ın hediye konusundaki hassasiyetini bildiğinden, bunu götürmek istemedi. Kâtip Osman ise ısrar ederek, "Nur bahçesinin mahsulüdür dersin" diyerek sepeti mecburen aldırdı.
Mehmet Metin, Emirdağ'da "alışkanların dükkânı"na gitti. Emaneti getirdiğini söyledi. Kısa bir zaman sonra, Bediüzzaman'ın talebesi Zübeyir Gündüzalp dükkâna geldi. Mehmet Metin, kutuyu ve sepeti ona verince, sepeti almadı ve "Üstad'ın bir şey almadığını bilmiyor musun kardeşim" dedi. Mehmet Metin, Zübeyir Gündüzalp'a Bediüzzaman'ı ziyaret etmek istediğini söyledi. Zübeyir Gündüzalp, "ok rahatsız" dedi. Mehmet Metin: "Ne olursunuz, karşıdan bari göreyim" dedi. Zübeyir Gündüzalp, "Günlerdir ziyaret için bekleyenler var" dedi. Israrına devam edince, "Tamam" diyerek onu odasına götürdü.
Bediüzzaman gerçekten çok hastaydı. Sanki vefat edecek gibi bir durumda görünüyordu. Sesi gayet az çıkıyordu. Mehmet Metin eğilerek konuştuklarını dinlemeye çalıştı. Anladığı tek şey, "Hastayım, dua edin." sözleri idi. Yanında fazla kalamadan dışarı çıktı.
Dışarıda Mehmet Metin, Zübeyir Gündüzalp'a, "Üstad cuma namazına çıktığı zaman nerede namaz kılar Bugün ben de onun kıldığı yerde cuma namazını kılmak istiyorum." dedi. Zübeyir Gündüzalp: "Camide yukarı mahfile çık. Üstad sağ taraftaki bölmenin yanında namaz kılar." dedi.
Mehmet Metin, başkası o yere oturmasın diye namazdan çok önce camiye gitti, tarif edilen yere oturup bekledi. Ezan okunmaya başlayınca cemaatte bir hareket oldu ve herkes merdivene doğru bakmaya başladı. O da baktı. Ne görsün Birkaç saat önce ölüm döşeğinde gördüğü hasta, sanki o kişi değilmiş gibi, 40 yaşlarında zinde ve sıhhatli biri hâlinde merdiven başında göründü.
Bütün cemaat ayağa kalktı ve ona yol açtı. Zübeyir Gündüzalp, Bediüzzaman'ın seccadesini serdi ve yanına oturdu. Mehmet Metin de Bediüzzaman'ın arkasında safa durdu. Ezan bitip cuma namazı eda edildikten sonra cemaat bekledi. Bediüzzaman camiden çıkarken yine cemaat ayağa kalkıp ona yol verdi.

5