Yazı, yer değiştirmeden kaynaklanan çocukluk travmasının ve yabancılık duygusunun, öğretmenin sıcak karşılaması ve ilgisiyle nasıl hafifletilebileceğini anlatır. Yazar, eğitimcinin şefkatli tutumunun çocuğun uyum sürecindeki belirleyici rolünü vurgular. Ancak tek bir olumlu etkileşim gerçekten bu kadar derin travmaların tedavisine yeterli olabilir mi?
Harun, babasının tayini bilmediği tanımadığı bir şehre çıkınca içi buz tutmuş gibi üşüdü.
Yabancısı olduğu şehirde öğretmenini, arkadaşlarını, sırasını, okulunu ve mahalle arkadaşlarının hepsini kaybedince içi kan ağladı. Sevdiklerini birer mezar taşı gibi geride bıraktığında yasını kimseye sezdirmeden susarak tuttu. Yabancı olmak onu huzursuz ve mutsuz etmişti. Evde, okulda günlerce konuşmama orucu tutmuş gibi sustu. Konuşmak mecburiyetinde kaldığında kurumuş dudağını ıslatmadan konuşamadı.
Harun karanlık dünyasından babasının "Hazırlan okula gidiyoruz" sesiyle uyandığında içindeki buz daha da soğuyarak anlamadığı bir titremeye tutuldu. İstemeden giyindi, çantasını sırtına aldı ve bir hasta gibi babası ile yola düştü.
Okul bahçesine oradan koridora girdiklerinde kapısında müdür yardımcısı yazılan odaya geldiler. Müdür yardımcısı onları ayakta karşıladı "Hoş geldiniz" dedi. Babası "Mahalleye yeni taşındık çocuğumu kaydetmek istiyorum" dedi. Müdür yardımcısı bilgisayarın başına geçti bir süre bir şey arar gibi baktı ve babasına döndü "Harun'u 3/c sınıfına götürebilirsiniz" diyerek ona bir kâğıt uzattı. Babası 3/c sınıf kapısını çalıp içeri girdiğinde öğretmen "Hoş geldiniz" diyerek onları karşıladı ve gülümseyerek baba ile tokalaştı. Baba elindeki kâğıdı öğretmene uzattı. Öğretmen kâğıda bakarak "Harun hoş geldin" dedikten sonra sınıfa dönerek, "ocuklar bu arkadaşınızın ismi Harun sınıfımıza yeni geldi, hoş geldin diyelim" dedi. Öğretmen orta sırada tek oturan bir öğrencinin yanına oturmasını söyledi. Harun korkarak ve utanarak sıraya geçti ve oturdu. Sıraya oturduğunda etrafı kuşatılmış gibi hisseti. Hiçbir yere bakmadan kuru bir dal gibi bir süre sırasına oturdu. Babası sınıftan çıkıp gittiğinde Harun'un içindeki korku daha da artarak ter içinde kaldı.
Harun yavaşça göz ucuyla sırasındaki öğrenciye kaçamak bir bakış attı. Sonra sağ tarafında kimler var diye bakarken bütün gözlerin üzerinde olduğun görünce boncuk boncuk ter dökmeye başladı. Harun'un huzursuzluğu gittikçe arttı. Kendi kendine "Sınıftaki öğrenciler beni nasıl görüyor Öğrencilerin ve öğretmenin gözünde bir değerim olacak mı" diye sorular kafasında da uçuşmaya başladı. Birden korku ve endişe dolu bir soru yüreğini incitecek bir soruya döndü. "Sınıfta güvende miyim Öğretmen sınıftaki çocukları dövüyor mu Teneffüslerde birkaç çocuk birleşip beni döver mi Yanlış yaptığımda öğretmen bana kızarken çocuklar benimle alay eder mi Ders çalışmadığım, anlamadığım veya bilmediğim konuları öğrenmeye çalıştığımda öğretmenim babaannem gibi beni kırmadan incitmeden söyler mi"

7