Bediüzzaman, Barla'ya sürgün olarak geldiğinde Ahmet Güvenç henüz beş yaşındaydı. Babası Marangoz Mustafa Çavuş, Bediüzzaman'ın Barla'daki ilk talebelerinden olup ona sahip çıkan, destek veren birkaç kişiden biriydi. Bediüzzaman, Barla Lâhikası'nda bu vefayı şu sözlerle ifade eder: "Ben hem garib, hem misafirim. Benim istirahatımı temin etmek köyün borcu idi. Bu köy namına Cenab-ı Hak onu (Sıddık Süleyman), Mustafa Çavuş'u, Muhacir Hâfız Ahmed'i ve Abdullah Çavuş'u bana ihsan etti. Ben de Cenab-ı Hakk'a şükrediyorum. Bunlar bana yüzer dost kadar kıymetdar göründüler; vatanımı bana unutturdular. Gurbet ve misafirlik elemini bana çektirmediler."
Bediüzzaman, 21. Mektup'ta da Mustafa avuş'un şahsiyetine dikkat çeker: "Ahiret kardeşlerimden Mustafa avuş isminde bir zat vardı. Dininde ve dünyasında muvaffakiyetli görüyordum, sırrını bilmezdim. Sonra anladım ki, o muvaffakiyetin sebebi, ihtiyar peder ve validelerinin haklarını anlaması ve o hukuka tam riayet etmesidir. Onların yüzünden rahat ve rahmet bulmuş; inşallah ahiretini de tamir etmiştir. Bahtiyar olmak isteyen ona benzemelidir." Bu ifadeler, Mustafa avuş'un hem ahlaki hem de manevi yönünü açıkça ortaya koymaktadır.
Bir başka mektubunda ise Bediüzzaman, Barla'da en yakın hissettiği talebelerini sayarken Mustafa avuş'u da zikreder ve kalben rahatsız olduğu bir dönemde yalnızca belirli kişileri kabul ettiğini belirtir. Bu durum, Mustafa avuş'un onun nazarındaki yerini daha da anlamlı kılmaktadır. Ayrıca Mustafa avuş, uzun yıllar boyunca Bediüzzaman'ın imamlık yaptığı mescidin ihtiyaçlarını karşılamış, temizliğini üstlenmiş ve zaruri bir işi olmadıkça vakit namazlarını burada kılmaya devam etmiştir. Bunun yanı sıra, Bediüzzaman'ın Barla'daki ikametgâhının önünde bulunan ulu çınar ağacı üzerindeki köşkü ve köşke çıkan merdiveni de o inşa etmiştir.
Ahmet Güvenç, babasının bu samimi hizmetine çocuk yaşlardan itibaren şahit olmuş ve o da küçük yaşına rağmen hizmetten geri durmamıştır. Bir gün Bediüzzaman'ın isteği üzerine Eğirdir Gölü'nden su getirmek için yola çıkar. Testileri doldurup dönerken arkadaşlarının oyun oynadığını görür ve kısa süreliğine onlara katılır. Ancak bu süre uzar; eşek, sırtında yüklü testilerle uzun süre bekler ve sonunda yere yığılır. Bu esnada testilerden birinin suyu dökülür. Ahmet durumu fark ettiğinde vakit geç olduğu için geri dönmek yerine yol üzerindeki bir çeşmeden testiyi doldurur ve suyu getirir.

24