Mehmet Biten

Mehmet Biten

Milli Gazete
Kültür-Sanat / Kitap-Edebiyat 105 yazı 1 takipçi

Kendine Yolculuk

İnsan, çoğu zaman ucundan tuttuğu şeylerle tanımlar kendini. Tam kavrayamadığı, bütünüyle sahip olamadığı ama yine de vazgeçemediği uğraşlar... Yarım kalacağını en başından sezdiği hâlde, sanki tamamlanacakmış gibi sarıldığı işler... Bunların her biri, insanın dış dünyayla kurduğu ilişkinin parçalarıdır. Fakat bu parçaların asıl anlamı, dışarıda de

Oyunu hatırlamak

Ligler yavaş yavaş perdeyi kapatıyor. Bir sezonun bütün yorgunluğu, sevinci, öfkesi ve hayal kırıklığı son düdüklerle birlikte başka bir hikâyeye dönüşüyor. Şampiyon olanlar kupaların etrafında fotoğraf verirken, kaybedenler yeni teknik direktör arayışlarına, transfer listelerine ve yönetim tartışmalarına gömülüyor. Futbolun, basketbolun, voleybolu

Mutedil kalmanın bedeli Türkiye'de yeni yalnızlık biçimi

Türkiye'de uzun zamandır siyasetin en büyük açmazlarından biri, stratejik aklın eksikliği değil belki ama stratejik ufkun sürekli taktik reflekslere kurban edilmesidir. Devlet aklı, parti aklı, ideolojik akıl ya da toplumsal reaksiyonlar... Hepsi çoğu zaman günü kurtarmaya odaklanan bir "tedbirler siyaseti" içinde hareket ediyor. Oysa toplum dediği

Ekranların değil sahaların ve salonların çocukları

Bugün anne babaların, öğretmenlerin ve hatta gençlerin kendi ağızlarından en sık duyduğumuz şikâyetlerin başında dikkat dağınıklığı, odaklanma problemi, sabırsızlık ve disiplin eksikliği geliyor. Bir işe uzun süre yoğunlaşamayan, sürekli uyarıcı arayan, hemen sıkılan ve çabuk vazgeçen bir nesilden söz ediyoruz. Fakat çoğu zaman şu gerçeği gözden ka

İmgenin Kıskacında İnsan

Çağımızın en belirleyici krizlerinden biri, insanın hem ideolojik hem de epistemolojik düzeyde kuşatılmış olmasıdır. Bu kuşatma, yalnızca siyasal söylemlerle değil, aynı zamanda imgelerle, anlatılarla ve temsillerle kurulur. Modern insan artık sadece düşüncelerle değil, görüntülerle de şekillendirilmektedir. Bu noktada sinema, sıradan bir sanat dal

Ekranların değil sahaların ve salonların çocukları

Bugün anne babaların, öğretmenlerin ve hatta gençlerin kendi ağızlarından en sık duyduğumuz şikâyetlerin başında dikkat dağınıklığı, odaklanma problemi, sabırsızlık ve disiplin eksikliği geliyor. Bir işe uzun süre yoğunlaşamayan, sürekli uyarıcı arayan, hemen sıkılan ve çabuk vazgeçen bir nesilden söz ediyoruz. Fakat çoğu zaman şu gerçeği gözden ka

Büyünün mimarisi: Yeni tüketim araçları ve modern dünyanın katedralleri

Modern toplum, üretimden çok tüketim üzerinden okunmayı hak eden bir aşamaya ulaşmış durumda. Artık mesele yalnızca ne tükettiğimiz değil; nerede, nasıl ve hangi deneyimsel çerçeve içinde tükettiğimizdir. Bu dönüşüm, klasik kapitalizm analizlerinin ötesine geçen yeni bir kuramsal dikkat gerektiriyor. Tam da bu noktada George Ritzer'ın "yeni tüketim

Hakk'ı, hakikati aramak

İlk karşılaştığım andan beri, Rûmî'nin "Hacca gidenler, orada Beytullâh'ın sahibini arasınlar..." sözü, bana ihtiva ettiği manadan daha çok şey söylüyor hissini veriyor. Modern zamanın içerisinde salınan bir insan böylesi derinlikli konularla karşılaştığında sadece meselenin mistik boyutuna mı inmeli yoksa daha şümullü bir anlam arayışına mı girmel

Kumaşı Sağlam Bir Hikâye: Alperen

Alperen'in inancı, azmi ve cesaretiyle Houston seriye tutundu. Dün gece oynanan 5. maçı kazanarak seriyi 3-2'ye getirmeleri, sadece bir skor değişimi değil; aynı zamanda bir karakter beyanıydı. Bu geri dönüşü, 4. maç öncesi yaptığı konuşmanın sahadaki karşılığı olarak okumak mümkün. Liderlik bazen istatistiklerle değil, kırılma anlarında söylenen s

Hakikatin yetim çağı

Modern dünya tekniği tapıyor ama hikmetin peşinden koşmuyor—bu dengesizlik ekonomik krizlerden savaşlara kadar her felaketi açıklar mı?

Karanlığı savunmak

Kurosawa'nın Düşler'inde insanlık ilerleme mitine rağmen doğayı ve vicdanı yitiriyor; peki teknolojinin her şeyi yapabilmeyi mümkün kıldığı bir dünyada, hiçbir şey yapmamayı seçebilmek gerçekten mümkün mü?

Sporun iyileştirici etkisi

Spor, çocuklara akademik başarıdan daha mı değerli bir şey öğretir, yoksa ailelerin bu dengeyi sağlayamamasının asıl sebebi sistemin yarattığı kaygı mıdır?