Mehmet Biten

Mehmet Biten

Milli Gazete
Kültür-Sanat / Kitap-Edebiyat 54 yazı 1 takipçi

Futbolun sessiz ustası Mircea Lucescu

Mircea Lucescu futbolu sonuç değil, inşa süreci olarak gördü—peki sistemin yıldız olduğu bir oyun anlayışı modern futbola gerçekten uygun mudur?

Kuyunun etrafında

Modern şehir boşluğunu dolduramayan sanat, kaybedilmiş bütünlüğün hatırası olarak kalmaya mahkûmdur; fakat bu arayış gerçekten bir çözüm aramak mıdır, yoksa kendi melankoli halimizi romantize etmek midir?

Hayatın değeri

Barış zamanında emek vermeyenler, kriz anında farkındalığa ulaşır; ama bu bilgelik çoğu zaman geç kalınmış bir idraktir—acı çekmeden wisdomu öğrenebilir miyiz?

24 yıl sonra

2002'nin romantik hafızası mı yoksa modern futbolun soğuk hesabı mı? Türkiye'nin yeni nesli geçmişin gölgesinde mi yoksa kendi gerçekliğinde mi yolculuk yapıyor?

Ölçü ve Değer Arasında Müslümanca Bir Duruşun İmkânı

Hakikat güç dengeleri tarafından tanımlanırken, Müslümanca duruş iktidar karşısında ahlaki direnişi seçebilir mi?

Onur Kuşatması

Orta Doğu yine ateş çemberi içinde. Sürekli bombalanan Lübnan ve dümdüz edilen Gazze'den sonra İran'a yönelik başlatılan diz çökertme planı sadece ülkelerin ekonomik altyapısını değil insanlığı, adaleti, merhameti kısacası varlığı tahrip ediyor. Binlerce insan ya ABD-İsrail bombardımanı altında yahut daha güvenli bir yere sığınmak için göç yolların

Milli heyecan

Futbol bazen sadece bir oyun değildir; bir toplumun kendine bakma biçimidir. Türkiye'de bu bakışın kırıldığı, yeniden şekillendiği ve derinleştiği eşik ise hiç şüphesiz 1990'lardır. Bu dönem, yalnızca kronolojik bir dönüm noktası değil; aynı zamanda sosyokültürel bir dönüşümün de merkezidir. Öncesinde daha naif, daha yerel, daha "mahalle arası" bir

Kalbe düşen hikmetler ya da gönül penceresinden münacat

Bazı sözler vardır; çağları aşar, dillerden çok kalplerde yankılanır. Hele ki bu sözler bir gönül erinden, bir hak dostundan dökülmüşse, zamanın ötesinde bir anlam taşır. Hazreti Sezâî'nin mektuplarından süzülen nasihatler de böylesi bir derinliğe sahiptir. Onun sözleri, sadece bir çağın değil, her devrin dertlerine merhem olur; gönül penceresinde

Bir Madalyanın Gölgesinde Sporun Sessiz Yorgunluğu

Bazıları sporu bir gösteri sanır. Aslında o, sessiz bir yorgunluktur. Bir sporcunun nefesiyle başlar; tribünlerin alkışına, ekranların soğuk ışığına karışır. O nefes, her gün sabahın karanlığında atılan bir adımla, soğuk bir havada ısınmayan kaslarla, sponsorun logolu formasıyla değil, kendi kaderiyle yapılan bir anlaşmayla başlar. Spor, çoğu zam

Sadio Mane Şöhreti Aşan Adam ve Sporun Anlamı

Bir insanın büyüklüğü bazen kazandığı kupalarla değil, kaybetmeyi göze aldığı konforla ölçülür. Sadio Mane'nin hikâyesi, yoksulluğun içinden doğan bir iradenin, şöhreti aşarak yeniden insanlığa dönmesinin hikâyesidir. Senegal'in küçük bir köyünde, elektriğin, asfaltın, hatta bazen suyun bile olmadığı bir yerde başladı her şey. Açlıkla, savaşla, y

Aliya İzzetbegoviç: Liderliğin ve Düşüncenin Ortak Ufku

Aslında biyografileri, hatırlama ve hatırlatma metinlerini severim. Fakat son zamanlarda hem biyografiler hem de bu tür anma yazıları, çoğu zaman yeni bir kişilik inşa etme aracına dönüşüyor. Sanki her dönemin kendi ihtiyacına uygun bir "figür"e gereksinimi varmış gibi, o kişi yeniden kurgulanıyor; hatırasının etrafında yeni bir kimlik örülüyor. Bu

Kurtlar, Koyunlar ve İktidarın Döngüsü

Elias Canetti, Kitle ve İktidar adlı eserinde, güç ve kitle ilişkilerini ele alırken, tarihsel sürecin alışılmış döngülerine dikkat çeker. Kitaptaki çarpıcı bir cümle, belki de tüm modern toplumların temel sorunsalını özetler: "Sevgili dostum, hep kurtlar koyunları yemiştir; bu kez koyunlar mı kurtları yiyecek" Bu soru, basit bir metafordan öte, t