M. Said Zeki

Yeni Asya

Hakikat tekelciliği ve "dâne-i hakikat" arayışı-2

Yargılama makamında kim var Kişinin imanını teşhis, tespit ve kalpleri bilme yetkisi kime ait Sadece kendi grubunu kurtulan "fırka-i nâciye" olarak görüp, diğerlerini Ceheneme göndermeye kimin hakkı var Tekel yetkisi kimdeİsmini değiştirmekle hakikatin mahiyeti değişir mi Zulme 'adalet', fakirliğe 'zenginlik', istibdada 'ileri demokrasi,' yalana ve

Yanlış uygulanıyor diye adaletten vazgeçemeyiz

Adaletin tecellisi için bedel ödeyenler, bu uğurda mücadele edenler hep var oldu.Adalet, hak ve hukuk tecelli edecek diye ödü kopanlar da. Adaletin müsbet tarafı, haklıya hakkını vermektir. Menfî tarafı ise, haksızı cezalandırmaktır. İnsanın bütün duyguları, insanlığın bütün değerleri -maalesef- zaman zaman kötüye kullanıldı; hâlen de kullanılmakta

Hakikat tekelciliği ve "dâne-i hakikat" arayışı-1

Hakikat, sadece bir grup veya kimsenin tekelinde olabilir mi sizce Bâtıl dediğimiz bir mezhepte veya sapıtmış dediğimiz bir insanda bile, güzel bir düşünce, bir "dane-i hakikat" bulunamaz mıToptan kabul veya red yerine; "adalet-i mahza" gereğince, 'suçların, cezaların, suçluların ve fikirlerin şahsîliği' prensibi uyarınca her olayı, her ferd veya d

Özerk insan uydu insan

"Ene" veya benlik, ancak hürriyet zemininde gelişip olgunlaşır. İstibdatla yok edildiği zaman şahsiyet kaybolur. Ortaya "özerk insan" yerine, "uydu insan" çıkar.Benlik kendimizi, kâinatı ve Rabbimizi tanımamızda bir ölçüdür. İnsanın özerk oluşudur. Benlik, insanın kendi varlığından ve sıfatlarından haberdar olması, nefsini ve malını kendine nispet

Hayatı sorgulamak

İçinde bulunduğu fikriyatı, görüşü, grubu, derneği, partiyi, takımı, cemaati azıcık eleştirenlere vurulacak etiketler hazırdır:Dönek, hain, satılmış veya daha hafif tabirle kafası karışık, fikren hasta. Çünkü kimilerine göre vatandaşın, öğrencinin, müridin, mensubun, partilinin ve taraftarın en iyisi, en makbulü düşünmeden itaat eden ve sorgulamaya

Demokratik şuur ve basın hürriyeti

Toplumun sağlıklı, mutlu ve güvenlik içinde yaşayabilmesi için demokratik bir zemin olması şarttır. Demokratik şuur geliştikçe, toplum, üzerine düşen sorumluluk ve ödevleri yapar, kendi temel hak ve hürriyetlerine sahip çıkar.Bunlardan basın hürriyeti; içinde -geniş anlamda- ifade, fikir ve eleştiri hürriyetini, bilgi edinme ve haber alma hürriyeti

Yeni yıla girerken 2099 yılına mektup

Azıcık nostaljinin kimseye zararı olmaz sanırım.Yeni Asya Gazetesi'nin eski yazarlarından; şair, ressam, yazar Gürbüz Azak beyefendi 'Nedim Gürbüz' imzasıyla "Dostlara Mektup" köşesinde, kendine has tatlı üslubuyla sohbet tadında yazardı. Bu yazılar daha sonra kitap olarak da neşredilmişti. Unutmadığım bir yazısının başlığı '1999 yılına mektup' idi

Sevgi diline ihtiyacımız var

Birbirimizi sevmedikçe nasıl mutlu olacağız ki Tebessümü, hoşgörüyü, sabır ve anlayışı ne zaman unuttuk, sahiTemiz ve aziz olma hâli, masumiyet zedeleniyor sanki. İyi insanlar hızla tükeniyor gibi. Toplumda kin, nefret, ötekileştirme, ayrıştırma, mutsuzluk, umutsuzluk günümüze, gönlümüze ve özümüze galebe çalmak üzere. Küresel gıybet ve nefret, çağ

Bilinen hakikatleri hatırlamak

İnsan nisyana müptelâ. Bazen unutuyoruz. Zaten bildiğiniz bazı hakikatleri birlikte hatırlayıp tekrarlayalım mı"Hayat; inanan ve salih ameller işleyenler dışında, hiç kimsenin kazanamadığı bir oyundur" der merhum İzzetbegoviç. "Unutmayın! Kur'ân'ı yaşayın ve ölüme hazırlanın!" diye de ilâve eder. Çünkü ömür yolculuğu her gün biraz daha hızlanıyor.

"Beni mihenge vurdunuz!"

"Beni mihenk taşına vurdunuz. Acaba fırka-i hâlisa dediğiniz adamlar böyle mihenge vurulsalar, kaç tanesi sağlam çıkacaktır"1Mihenk taşı, keyfiyeti ortaya çıkaran, altın mı bakır mı olduğunu anlamamızı sağlayan bir ölçü aracıdır. Akıl, ilim ve irfan dünyasına asil bir çağrıdır. Korkuyu, tereddütü ve menfî algıyı gidermenin yolu mihenge vurmaktır.