Latif Bozdoğan

Latif Bozdoğan

Milat
Yaşam 426 yazı 1 takipçi

Emanet gölgeler

Hatay'ın bereketli topraklarında, narenciye çiçeklerinin rayihası o sabah tuhaf bir kokuyla kesildi. Göğün sinesinden kopup gelen soğumuş bir metal parçası, toprağın bağrına usulca saplandı. Çiftçi, elindeki çapayı bırakıp başını yukarı kaldırdığında, bir yıkıma değil; gökyüzünde kazanılan ödünç bir sükûnetin yeryüzüne düşen faturasına bakıyordu. İ

Silikon ve kan petrole muhtaç

İki farklı coğrafyada, iki farklı odanın sessizliği yankılanıyor. Bir yanda, okyanus ötesinin steril, beyaz ışıklı devasa veri merkezleri; silikon damarlarda dolaşan algoritmalar hayatın, genetiğin ve küresel finansın kodlarını sessizce yeniden yazıyor. Diğer yanda, İsrail füzelerinin vurduğu Ortadoğu'nun kan ve petrol kokan topraklarında, İran'ın

Soğuk akıl

Gece yarısı Körfez sularında yankılanan infilak sesleri, salt bir askeri hareketliliğin değil, küresel nizamın çatırdayan fay hatlarının habercisidir. Gökyüzünü yırtan füzelerin aydınlattığı bu kaotik manzaraya bakarken kapılacağımız en büyük tuzak, olayları öfke yahut hamasetin dar penceresinden değerlendirmektir. Jeopolitiği duygusuz okuyabilmek,

Canlı tarih

"İyi insan olmak" yeryüzündeki en ağır imtihandır; kimliklere, etiketlere veya süslü inanç ambalajlarına sığınmadan o erdemi taşıyabilmek adeta ateşten gömlek giymektir. Hangi inanca, hangi ideolojiye mensup olursak olalım, o temel 'iyi insan olma' vasfını kaybettiğimizde geriye sadece bilmediği konularda inanılmaz cesur konuşan, kural tanımaz bir

Füzelerin gölgesinde Ortadoğu

Sahurun bereketli telaşı dinmiş, imsak vaktinin o ağırbaşlı sükûneti şehre çoktan çökmüşken başlayalım söze. Ramazan ikliminin sokakları sardığı bir pazar sabahının; dünyevi ihtiraslardan arınmış, kendi içine çekilmiş o derin sessizliğinde... İnsanın gürültüden uzaklaşıp sükûnete kulak verdiği bu telaşsız anın hemen ötesinde, coğrafyamızın kalbinde

Akidesi susamlılar

Zihninizin etrafını saran, attığınız her adımı, yutkunduğunuz her anı ve hatta zihninizden geçen o en karanlık tereddütleri bile saniye saniye kaydeden devasa bir hafıza hayal edin. Öyle bir hafıza ki; hiçbir kusurunuzu silmiyor, hiçbir hatanızı unutmuyor ve geçmişin bütün ağırlığını her sabah yeniden omuzlarınıza bindiriyor. Kadim bir hikâyede, ha

Fırtınayı öğüten kaptan

Dünya, alışılagelmiş dengelerin sarsıldığı, her taşın yerinden oynadığı keskin bir yol ayrımında duruyor. Tarihin ağır ve paslı menteşeleri, jeopolitik bir gürültüyle yeni bir çağa aralanırken; kadim pergelin sabit ayağını Anadolu'nun kalbine mühürleyip, diğer ayağıyla yeryüzünün dijital sinir ağlarını tarayan o sessiz karargâhı tahayyül edin. Bir

İstatistiklerin gizleyemediği çığlık

Geceyi yırtan cılız bir lomboz ışığında, denizin rengi mürekkepten yeşile dönerken sırılsıklam bir bekleyişin ortasında duran iki kaçak... Yüzlerinde tarihin bütün yenilgilerinin ağır tortusu, ellerinde ise sadece birbirlerine duydukları o dilsiz itimat var. Kader birliği dedikleri o kadim sır, karanlığın en zifiri anında şu hakikati terennüm ediyo

Tukidides tuzağı ve Türkiye

Dünya, tarihin en keskin virajında, yükselen bir gücün yerleşik bir devi yerinden etme sancısı olarak bilinen Tukidides Tuzağı'na doğru pupa yelken ilerliyor. Antik Yunanlı tarihçi Tukidides'in adıyla anılan bu kavram, hegemon güçlerin el değiştirdiği o 16 büyük düzen değişiminden 12'sinin kanla yazıldığını hatırlatır. Bugün etrafımızda biriken kür

Küresel kolezyumda taşlanan ruhlar

Haritada yerini bile tam kestiremediğimiz, okyanusun öte yakasındaki Meksika'nın puslu sokakları alevlere teslim olmuş durumda. Devasa bir uyuşturucu imparatorluğunu yöneten altmış yaşındaki o malum baronun ölümüyle, ağır silahlı milisler şehirleri esir alıp otoyolları ateşe veriyor. "Bize ne on binlerce kilometre ötedeki bu yangından" deyip omuz s

İçimizdeki o jakoben ses

Limanın o durağan, iliğe işleyen güvenli sularında yıllarca demirli kalmaktan omurgası çürümeye yüz tutmuş o devasa kadırgaları gözünüzün önüne getirin. Onların asıl trajedisi, açık denizlerdeki amansız fırtınalara, devasa dalgalara yenilmeleri değildir; o sığ sularda, kalın halatlarının paslanmasını beklerken kendi kendilerini sessizce yiyip bitir

Şuur ve şefkat

Gecenin dinginliğine inen sahur bereketinin, usulca ağaran şafakla toprağa karıştığı, tabiatın ve ruhun uyanışa geçtiği günlerdeyiz. Ramazan, o eşsiz iklimiyle yüreklerimize sükunet indirirken, bize en büyük imtihanımızın sadece midemizle değil; tüm uzuvlarımızla ve en çok da niyetimizle olduğunu hatırlatıyor. Çoğumuz orucu sadece yeme içmeyi kesme