Haşmet Babaoğlu

Haşmet Babaoğlu

Sabah
Gündem 746 yazı 10 takipçi

Haftanın notları: Bardağı taşıran damla

Yan yana gelen, aynı havayı soluyan, birbirine dokunan insanlar... Yakınlık, ilişki, bir arada olmak... Muhabbet... Toplanma... Sosyal güç... Virüsler bunu sevmiyor. Birileri de tam bu yüzden virüsleri seviyor olabilir mi Gündüzleri idare edebiliriz... İş güç, medarı maişet motoru, koşuşturmaca, itişmece... Bin türlü uyaranın zihnimize hücum ediyo

Ulus devletler bu kez direnecekler mi

Acaba ABD seçimlerine yine pandemi ortamında mı girilecek Tarihin tekrarı komedi olur, derler ama insan merak ediyor işte... Bir virüs Trump'ı götürmüştü. Bir başka virüs de Trump'ın gelişini önler mi Ancak bu hafta hem DSÖ'nün acil durum ilanından hem de "virüs sever" global medyanın heyecanından anladığım odur ki; pandemi için ciddi bir çaba var!

Gelecek geldi, biz nereye gittik

20. yüzyıl onca büyük savaş, onca kriz, onca yıkıma rağmen gelecek fikrinin umut taşıdığı bir dönemdi. Gelecek, olumlu bir zaman kipiydi. İyi illüzyondu, doğrusu... Lakin 21. yüzyıl farklı çıktı. Gelecek artık ürpertiyor ve bunu okul çocukları bile biliyor. Vaatler, tehditlere dönüştü... Hayaller, şüphelere çevrildi... Niye Bu noktaya nasıl geldik

İşaretleşmeler

Şaşırmış gibi yapmayacağım... Ne oluyoruz yahu, diye sormayacağım... "Komplo teorileri bunlar" demeyeceğim; 2018'den beri bu bakışı terk ettim; çünkü biliyorum, ne kadar komplo teorisi, o kadar gerçeğe açılan yol... Baksanıza... Dünya The Economist dergisinin kapağı olup çıktı. Saklanan ne varsa, artık arsızca sergileniyor; ifşa ediliyor... Ezoteri

Çünkü İsrail öyle istiyor!

Görmüyor musunuz olup biteni Batı'nın muazzam bir pişkinlikle bütün medeniyet cilalarını söküp attığını görmüyor olamazsınız... Kör müsünüz Keyfiniz kaçsın istemiyor musunuz Yoksa fonlanarak Paris'te olimpiyatları mı izlediniz Hani bazılarınız sosyal medyaya "ilkel karanlık bir dönemin içinden çıkıp olimpiyatların medeni huzuruna vardık" diye yazmı

'Ona yalan söylemek imkânsızdır'

Şu laf nasıl da tanıdık... Maksim Gorki, Tolstoy'dan bahsederken diyor ya hani... "Onu her şeyden çok uğraştırıp düşüncelerini kemiren Tanrı fikriydi..." Marksist, solcu, "ilerici" falan oldun mu inançlı insanlara böyle bakmaya başlanılır ki, kendi "düzleştirilmiş" zihnin meşruiyet kazansın... Gorki de aynı klişeye sarılmıştı. Oysa Tolstoy'un hayat

Haftanın Notları: Şaşkın bilinç arsız iştah

Sonunda olacağı buydu... Artık kim orta yere "Arkadaşlar biz yine de pozitif düşünelim" lafını atsa, yüzler buruşturuluyor. En küçük motivasyon cümlesi bile işitenleri huysuzlaştırıyor. Çünkü herkes ruhen yorgun... "Aman moraller bozulmasın" diye diye çocuklaştırılmış beyaz yakalı seküler kesim ise iyice dağıldı... Şimdi de dilek manyaklığı büyütül

Japonya mı Hâlâ çıtını çıkartamıyor!

Hâlâ anlamadınızsa, nasıl bir dünyada yaşadığımızı... Yeryüzünü bir ahtapot gibi sarmaya çalışan siyonizmi... Ve "Büyük İsrail devletleri" olmasa küçük İsrail'in asla böyle zalim ve küstah olamayacağını anlayamıyorsanız... İşte size sıcak, yeni, güncel bir gelişme... Malum, bundan tam 79 yıl önce... 6 Ağustos 1945'te Japonya'nın Hiroşima şehrine A

Seri katil ruhu devrede; güzel şeyler kirleniyor...

37 bin Gazzeli çok önceden işaretlenmişti. Yapay zekâ ve insan işbirliğiyle... Hamas veya İslami Cihad militanı olduğu iddia edilen 37 bin insan... Hazırlanılmıştı... Bir saldırı başlatıldığında bu insanlar yok edilecekti. Ama nasıl Bu kişiler eğer savaşçı nitelikte Filistinliler ise mevzilerinde veya askeri bir etkinlikte mi vurulacaktı Hayır! İsr

Başarı fetişizmi ve ezilen millilik

Dünyaya ve kendimize bakışımızı, zihinlerimizi, değer algımızı dönüştürüyorlar... Hızla... Nasıl Birçok yolla... Lakin en çok da eğlendirerek; oyalayarak, duygularımızı okşayarak... Görmüşsünüzdür... Bütün dünya Olimpiyattaki altın madalyalı Amerikan Masa Tenisi takımını konuşuyor. Malum, her masa tenisi (bildiğimiz ping pong işte!) takımı Çin'e b

Ağustos

"Oğlum yaz bitiyor, Ağustos'a geldik bile" diyor arkadaşına... Az ötemdeki masada oturuyorlar. Kıpır kıpır fakat çok sıkılan iki delikanlı. Hep dillerinin ucunda bir şey var da, unutmuşlar sanki... Diğeri yüksek sesli bir küfür savuruyor; sonra "Ağustos ne ya, böyle ay ismi mi olurmuş" deyip gülüyor. Aklıma geliyor... Eskiden yaz mevsimini sevenle

Kimse birbirini anlamıyordu

"Asya'nın derinliklerinden Avrupa'ya gelen korkunç, yeni ve tuhaf bir salgın... Mikroplara da akıl ve irade bahşedilmişti. Saldırdıkları insanlar deliye dönüyorlardı ama kendilerini çok akıllı ve her şeyden haberdar sanmaktan da vazgeçmiyorlardı. Kimse birbirini anlamıyordu." Nereden bu satırlar Dostoyevski'nin 1866'da yazdığı Suç ve Ceza'dan... R