Ahmet Can Karahasanoğlu

Yeni Akit

Eşikler, gölgeler ve yüzleşmeler

Eşikler, gölgeler ve yüzleşmeler AHMET CAN KARAHASANOĞLU Her şey kapı eşiğinde başlar. İnsan ruhu, eşiğin ne tam içinde ne de tam dışında tekinsiz bir boşluktadır. Bir ayağınız içeride, diğeri dışarıdadır; tıpkı sallanan bir sarkaç gibi iki dünya arasında gidip gelirsiniz. Acıların içinde boğulma arzusu ile hedonist bir boşluğa sürüklenme isteği ar

Hayatın dalına tutunmak

Hayatın dalına tutunmak AHMET CAN KARAHASANOĞLU Tolstoy, İtiraflarım adlı eserinde bir Şark hikâyesinden ilhamla, bozkırda yol alan talihsiz bir seyyahın ibret dolu serüvenini anlatır. Seyyah, azgın bir canavar tarafından kovalanmaktadır. Kaçmak için önüne çıkan kurumuş bir kuyuya atlar; fakat kuyunun dibinde bu kez onu yutmak için bekleyen bir ejd

Mutlu hayat yoktur!

Mutlu hayat yoktur! AHMET CAN KARAHASANOĞLU Zamanı durma noktasına getiren uzun suskunlukların müntesipleri, içinde bulundukları ânı doğru okuyamaz; çünkü zaman, onların elinde ucu görünmeyen bir makaraya dönüşür. Oysa ömür kırılmış bir vazonun masada unutulmuş parçaları gibidir. Elini uzattığında kesiği hatırlarsın, güzelliğini değil. Ve genelde i

Hüzün çağının felaketi

Hüzün çağının felaketi AHMET CAN KARAHASANOĞLU Tolstoy mutsuzluğu tek cümlede özetlemişti: "İnsan, başkalarının gözünde iyi görünmek için kendinden ödün verir; işte mutsuzluğun kaynağı buradadır." Olgunlaşmamış insan fıtratı işte böyle muazzam bir ifadeyle özetlenir. Muhatabın tepkisine göre pozisyon aldıkça anlamsızlık artar, iç disiplin deforme o

Ağca neden Papa'dan önce İznik'e gitti

Ağca neden Papa'dan önce İznik'e gitti AHMET CAN KARAHASANOĞLU Anlaşılabilir tuhaflıklar ülkesindeyseniz hızlı yorumlayabilme kapasitesine sahip olmalısınız; aksi takdirde düş gücüne dair her şeyi berbat edebilirsiniz. Ağca'nın Papa'dan önce İznik'e gelmesi de bu türden bir tuhaflık. Anlaşılabilir tuhaflıklarda geçmişle buluşma takıntısı dikkat çek

Yoksul ve onurlu babaların dramı

Yoksul ve onurlu babaların dramı AHMET CAN KARAHASANOĞLU Öyle anlar vardır ki kimse duymaz, ama derin acıların çığlıkları siren çalar. Bir yoksul babanın hayatıdır sadece o sirenin sesini duyan. Cebinde taşıdığı bozuk paraların miktarı kadardır umudu. İstanbul'un kenar mahallelerinde sabahın ilk ışıklarıyla evinden çıkar o baba. Çocuklarının uyku k

Zeno'nun paradoksu gerçekte ne anlatıyor

Zeno'nun paradoksu gerçekte ne anlatıyor Ahmet Can Karahasanoğlu Şehir hep aynıdır; sadece içinden geçen yüzler değişiyor. Anlamın büyüsü değişiyor ve sürüklenme başlıyor. Bu, koşuşturmalı bir yarıştır. Tam o an düşünür insan Zeno'nun paradoksunu. Atılan ok, varacağı yere asla ulaşamaz. İşte bu koşuşturmalar, tıpkı Zeno'nun paradoksu gibi, hedefe v

Büyüdükçe kaybedilen şeyler

Büyüdükçe kaybedilen şeyler AHMET CAN KARAHASANOĞLU İnsan, hayatın henüz başındayken her şeyi kontrol edebileceğini sanır. Zanneder ki kaderin seyri, kendi arzularının kontrolündedir. Oysa büyümek; kalemin aslında başkasının elinde olduğunu fark etmektir. Ve bu fark ediş, insanın ilk uyanışıdır. Büyük İslam mütefekkiri Gazzâlî, bu hakikati ne güzel

Umursamak neden bir yük haline geldi

Umursamak neden bir yük haline geldi Ahmet Can Karahasanoğlu Frenk düşünür David Graeber, bir köşe yazısına on yıl kadar önce şöyle başlıyordu: "Toplumda en çok 'başkalarını umursayan' insanlar yani öğretmenler, hemşireler, temizlikçiler, bakıcılar, sosyal hizmet çalışanları ya da emekçilerin çoğu aynı zamanda en az değeri gören insanlardır." Kabac

Hatay'da 3 yıldır donan hayat Foucault varoluş acısı

Hatay'da 3 yıldır donan hayatAHMET CAN KARAHASANOĞLU 23 yaşında bir delikanlı. Hatay depreminin tüm sarsıntısını yalnızca bedeninde değil, şuuraltının en derin mahzenlerine kadar hissetmiş. İronik bir şekilde adı Barış. Oysa iç dünyasında derin bir savaş patlamış durumda. Üç yıldır evden dışarı çıkmıyor, özel bakımlarını yapmıyor, tırnaklarını kesm