Mustafa Kutlu

Yeni Şafak

Kırk yıl önce İstanbul Gezi yazıları: Kendi gitmiş adı kalmış

Yağmur ince ince yağıyor...Çemberlitaş baharatçılarının önünde durup karşıya, Atik Ali Paşa Medresesi'ne bakıyorum.Giriş kapısının üzerinde birkaç tabela: "Anıtlar Derneği-İstanbul Şubesi". Sağ yanda "Milliyetçiler Derneği", sol yanda "Türkiye Muallimler Birliği".Milliyetçiler Derneği'nin mermer tabelası oldukça küçük. Yazıların siyahı silinmiş, ya

Kırk yıl önce İstanbul Gezi yazıları: Fasl-ı Enderun

Marmara Kıraathanesi'nden Çarşıkapı'ya doğru giderken yol üstünde bulunan Beyaz Saray adlı büyük binanın bodrum katında kitapçılar çarşısı var. Adını binadan aldığı için "Beyaz Saray Kitapçılar Çarşısı" diye anılıyor.Çarşıda yer alan kitabevlerinden biri de Enderun. Enderun'un sahibi İsmail Bey ile sohbet ediyoruz. Beyaz Saray kitapçılığının hususi

Kırk yıl önce İstanbul - Gezi yazıları: Erenler Kahvesi

Sahafların Kapalıçarşı'ya açılan kapısından çıkıp "Yugo Pazarı"ndan geçiyorum. Yugoslav, Rumen, Bulgar, Macar, Polonyalı otobüsler sıra sıra dikiliyor. Bu "bavul turizmcileri" en çok deri eşyaya rağbet ediyor. Böylece dericiler, tıpkı halıcılar gibi gelişe gelişe diğer esnafı yerlerinden etmeye çabalıyor. Bir gün bakıyorsunuz eski bir ciğerci kepen

Kırk yıl önce İstanbul Gezi yazıları: Sahaflar Çarşısı

Sahaflar'a girince, gariptir kitaplardan önce bahçenin ortasındaki heykel dikkatimi çekiyor. Müteferrika İbrahim'in heykeli imiş. Niçin böyle sağlıksız, hatta sakat bir şekilde düşünmüşler İbrahim Efendi'yi Yoksa şimdilerde kitap okuyanlara, okumayanların söylediği "Fazla okuma, üşütürsün!" kelâm-ı kibarını hatırlatsın diye mi Kim bilir Ben yakıştı

Kavaklar ile kahveler

Aksaray Meydanı'ndan başlıyor kavak istilası. Kimden izin aldılarsa bazı dükkânlar, yaya kaldırımının ortasına sözüm ona XIX. asırda bahçe mimarisinde görülen o mahut fenerlerden dikmeye başladı. Hani Çelik Gülersoy bazı parklarımıza özel kalıplar döktürüp yaptırdı ya onlardan. Müessesenin önünü geceleri aydınlatacak ve bir hava basacak.Kimileri de

İstanbul'un ağaçları

"Eski İstanbul'da mimarinin saltanatına rekabet eden bir başka güzellik varsa o da ağaçlardı. Fakat buna rekabet denilebilir mi Doğrusu istenirse, ağaç, mimarimizin ve bütün hayatımızın en lütufkâr yardımcısıdır... Mimarlarımız daima eserlerinin yanı başında birkaç çınar veya serviyi eksik etmezlerdi; gür yaprağın tezadı onların en güzel terkipleri

Hangi terkip..

Tanpınar, "Eski İstanbul bir terkipti" diyor ve şöyle devam ediyor: "...Hususi bir yaşayış şekli, bütün hayata istikamet veren ve her dokunduğunu rahmanileştiren dinî bir kisve bu terkibin mucizesini yapıyordu. Gümrükten geçen her şey Müslüman-laşıyordu... Büyük orkestranın içinde münferit sazlar kendiliklerinden kaybolurdu. Çünkü asıl yayı çeken v

Bahçe sinemaları öldü bahçe videoları geldi

Sinemanın ülkemizdeki altın çağı diyebileceğimiz 1960-70 arası, hemen her şehrimizde olduğu gibi, İstanbul'un da pek çok yöresinde, kökü eskilere giden bahçe sinemaları pek revaçtaydı.Bir torbacık kabak çekirdeği alınır, bir şişe gazoz açılır küçüğe, ailece gidilirdi sinemaya.Bilhassa orta tabakanın en büyük eğlencesiydi. Delikanlılar kız kovalar,

Geceler güzeldir

Hem de nasıl!Yaz güneşi bütün gün asfaltları, beton binaları kızdırmıştır. Tembel cami güvercinleri kuytuluklara sığınmıştır, serçe kuşları gagalarını açmış solumaktadır. Kalabalığın, trafiğin, iş gününün keşmekeşinden ter fışkırmaktadır. Ne boyalı limonatalar, ne soğuk meşrubat hararet kesmektedir.Oysa Arap turistlerimiz İstanbul'a bir derin nefes

İstanbul: İş yeri

Gerçekten İstanbul artık bir "ikametgâh" olmaktan çıktı.Bilhassa İstanbul, yani Kadıköy ve Beyoğlu yakaları değil de asıl İstanbul. Yani "Sur içi".Eminönü, Çemberlitaş, Sultanahmet, Çarşıkapı, Gedikpaşa, Cağaloğlu, Beyazıt, Laleli vb. gibi saymaya gerek görmediğimiz semtleri; ardından Kumkapı, Yenikapı, Haseki, Fındıkzade, Kocamustafapaşa, öbür yan