Ayvansaray Toklu Dede Haziresi'nde Ahmed Ensarî, Hamîdullah Ensarî ve Ebû Şeybetü'l-Hudrî gibi sahabeden zatlar yatıyor.
Toklu Dede, fetih sonrasında Hz. Şeybe'nin türbedarı olarak görevlendirilmiş. Burada kiliseden çevrilme bir de Toklu Dede Mescidi varmış, şimdi yok. Ama Toklu Dede'nin adı mahalleye isim olmuş.
Sur içinde bulunan mezarlığa büyük bir demir kapıdan giriliyor. Lakin kapı kapalı. Hadikatü'l-Cevâmi yazarı Ayvansaraylı Hafız Hüseyin Efendi'nin babası ve hocası da bu mezarlıkta yattığından Ayvansarayî bu konuda geniş malumat vermektedir.
Dileğimiz şehrin etrafında İstanbul'u bekleyen bu büyük zatların mezarlarına gereken ihtimamın gösterilmesi. Bizans'ın surları yeniden inşa edilirken, o surların dibinde İstanbul'u fethetmek için canlarını veren erenlerin, gazilerin mezarlarının böyle kilit altında yokluğa terk edilmesi hepimizi derinden yaralamalı. Surlara dökülen para, sahabe kabirlerinden esirgenecek mi Surları dolaşan turistler ise, kabirleri dolaşan Müslümanlar. Böyle diyerek ben sesimi yükseltiyorum. Eğer bu kabirlerin ziyaretçisi kaldı ise, onlar da seslerini yükseltsinler.
Yine de bu ahşap yıkıntıların arasından leylaklar fışkırmış. Bir atmaca başımın üzerinde dolaşıp duruyor. Ahşap olan yerde fare bol olur, onun için mi acaba
Yokuşa vurup Kazasker İvaz Efendi Camii'ne kadar çıkıyorum.
Bu İvaz Efendi Alanyalı'dır. Kendisine Manav İvaz derlermiş. 1581'de Anadolu Kazaskerliği'ne tayin edilmiş. Rumeli Kazaskeri iken 1586'da vefat etmiş. Caminin mihrabı önünde yatıyor. Camiden başka okul ve çeşme de yaptırmış. Çeşme hâlâ akıyor. İşin tuhafı Ayvansaray'da akar çeşmeler oldukça fazla. Demek henüz yapısı değişmemiş.

12