Yâ Vedûd Sultan

Haliç Köprüsü'nün dibindeyim, Ayvansaray önündeyim.

Aslında Yâvedûd (Şeyh Abdülvedûd) Türbesi'ndeyim.

Burada bir türbenin olduğu, etrafının mezarlarla kaplı bulunduğu pek anlaşılmıyor. Koca köprünün ezici kütlesi her şeyi karartmış. Mezarlığı çalılar, fundalar basmış, öyle ki yılan geçmez olmuş.

Buhara'dan gelip İstanbul'un fethine katılan erenlerden biri Yâvedûd hazretleri. Buraya bir mescit ve zaviye yaptırmış, vefat edince Fatih'in emri ile zaviyesi yakınına defnedilmiş.

Ayvansaray önünde Yâ Vedûd Camii.

Kapısı kilitli, camları ve pancurları olmayan, çamur ve tozdan görülmeyen bir türbe.

Tam karşısında Yâvedûd Camii. Etrafından kopmuş, yapayalnız. Kapısı bile kilitli. Tarihi eser diye orada sipsivri kalıvermiş. Acaba cemaatı da onu terk etmiş mi Bu merak ile aranıyorum, birilerini bulup soracağım lakin nerede

Dalan'ın Haliç Projesi uyarınca yeşillenen, lalelere, çiçeklere boğulan sahilde bir bahçıvan çalışıyor. Esmer, kavruk biri. Yaklaşıp soruyorum. Zaralı'ymış. Sivas'ın Zara'sından. Caminin ismini bilmiyor. Ancak namaz vakitleri açıldığını söylüyor. İmam Eyüp'te oturuyormuş. Zaralı hemşehrime Yâvedûd Türbesi'ni gösteriyorum. Orası diyor, ulu bir zatın mezarı. Bu köprü yapılırken bir iki yıkmaya kalkmışlar ama dozer işlememiş.