M. Latif Salihoğlu

Yeni Asya

Siyasete de "oruç arası" verilmeli

Mübarek Ramazan ayına girmeye az bir zaman kaldı.Haftaya bugün oruçluyuz inşallah. Yeme-içmeye karşı olan oruçlu halimizi, alabildiğine kirlenen siyasete karşı da koruyabilirsek iyi olur. Kendimizi koruyalım ki, o mülevves çamur üzerimize sıçramasın; aklımızı, kalbimizi, ruhumuzu kirletmesin. Bu noktaya dikkat çekmemizin önemli bir sebebi var. O da

Epstein, şayet Müslüman biri olsaydı...

Yıllarca İslâmiyeti terörizm ile bağdaştırıp aynîleştirmeye çalışanlar oldu. Aynı çabayı sinsice sürdürenler var hâlâ. Su uyur, onlar uyumaz. Her fırsatta İslâmiyeti ve Müslümanları karalamaya devam ediyorlar.Bunlar ayrıca İslâmiyet hakkında peşin hükümlü, hatta peşinen düşman oldukları açıktır. Zira, kendileri de gayet iyi biliyorlar ki, İslâmiyet

Şeriat, o medeniyeti reddeder

Medeniyet, müsbet ve menfî olarak ikiye ayrılır.Müsbet medeniyet, Kurân'la ve İslâmiyetle barışık olanıdır. Dünyayı güzelleştiren, hayatın zorluklarını kolaylaştıran, insanlığa faydalı hizmetler sunan bu medeniyet, aslında insanlığın ortak malıdır. Bunu tutup sadece Avrupa'nın, yahut başka bir topluluğun eseri olarak göstermek yanlıştır. Bu medeniy

"Vahşî Batı"nın İblis adası

Dünya ve insanlık âlemi, merkezi Epstein Adası olan organize kötülüğün nasıl bir vahşete dönüştüğünü hayretten dehşete düşerek izliyor. O da tamamını değil; sadece bir kısmını.Zararı yok. Her şeyin gösterilmesi gerekmez. Midelerin kaldıramadığı, vicdanların dayanamadığı ifade ve görüntülerin umuma sunulması, faydadan çok zarar getirir. Asıl olan,

Epstein vakası ve manevî buhran

Amerika'da lağım gibi patlayan ve dünyanın hemen her tarafına sirayet ettiği anlaşılan "Epstein Vakası", ibret almak isteyenler için sayısız derslerle doludur.Bu hadisenin üstü örtülmeye çalışılır mı, yoksa yeni şok dalgalarıyla daha da genişler mi bilinmez. Bilinen bir şey varsa, o dünyanın büyük bir "manevî" buhran geçirdiği gerçeğidir. Zira, bu

Derin yanılgılar ve ahkâm kesmeler

İnsan hatadan muaf değildir. Niyet ne kadar iyi olursa olsun, ne kadar dikkat edilirse edilsin, yanlış yapmak ve hataya düşmek yine de ihtimal dahilindedir.Asıl önemli olan, fazilet göstererek yanlıştan dönmektir. Hatayı telâfi etmeye çalışmaktır. Bir daha aynı hatayı yapmamaya azamî dikkat göstermektir. Yani, aynı delikten ikinci-üçüncü defa ısırı

Seyyidlikten ödü kopanlar

Nesillerin birbirine olabildiğince karıştığı bir zamanda yaşıyoruz. Kimin hangi etnik kökenden geldiği bilinmiyor. Levh-i Mahfuz açılsa, ancak o zaman kimin hakikî Türk, Kürt, Arap, Acem, Çerkes, Pomak, Boşnak, Arnavut olduğu anlaşılır.Yakın tarihte e-Devlet üzerinden soy şeceresini araştıranlar oldu. O iş, önce büyük bir heyecan dalgasıyla başladı

"Ümmeten vasatan" mûcizesi

Kur'ân-ı Azimüşşân'ın altı ciheti (sağ, sol, ön,arka, alt, üst) mûcizedir. Ayrıca, Kurân'ın kırk vech-i i'câzı vardır.Bu hususlara dair detaylı bilgi, İşârâtü'l-İ'câz ve 25. Söz olan Mucizât-ı Kur'âniye Risalesinde mevcuttur. Bu yazının ana konusu ise şudur: Kurân-ı Kerîm, Ümmet-i Muhammed'e "vasat," yani "orta yol"u tavsiye ediyor. Bu tavsiyenin

Yeni bir iftira dalgası

Hemen başta ifade edelim: Bahsini edeceğimiz bu yeni iftira dalgasının başını çekenler Kemalist diye geçinenlerdir.Kemalistler tep tip değil, yekpâre vaziyette hiç değil. Kemalizm, ahtapot gibidir. ok sayıda elleri-kolları var. Bir başka ifade ile, Kemalizmin değişik kisveleri var: Dindarı, seküleri, ırkçısı, milliyetçisi, komünisti, devrimcisi, da

"Ermeni" iftirası

Bu vatanda Said Nursî'ye yapılmayan eziyet, atılmayan iftira kalmadı.Peki, sonuç Ona eziyet edenler zalim, iftira atanlar müfteri, asılsız iddialarda bulunanlar da birer yalancı olarak kayıtlara geçti. Asıl hesaplaşma ise Mahkeme-i Kübrâ'da görülecek. Şunu herkes bilir ki: Hz. Bediüzzaman'ın ekser ömrü harp meydanlarında, esaret zindanlarında, mahk