M. Latif Salihoğlu

Yeni Asya

İran'a kimler nasıl bakıyor - (Âl-i Beyt muhabbeti esastır-1)

Savaş, maddî-manevî bir belâdır; istenilmez. Zira, savaşın kazananı, kâr edeni olmaz. Çarpışan taraflardan biri zafer kazansa bile, yine de kayıplar vermekten kurtulamaz.Yani, harp vakasına hangi açıdan bakılırsa bakılsın, gerek maddî ve gerekse insanî yönden kayıplar vermenin kaçınılmaz olduğu görülecektir. Sadece tarafların kayıpları ve uğradıkla

Gazzeli İmam-ı Şâfii

Dört büyük imamdan (Eimme-i Erbaa) biri olan İmam-ı Şâfiî hakkındaki detaylı bilgilere geçmeden evvel, birden hatıra gelen "4'ler tevâfuku"na dair kısa kısa bazı hatırlatmalarda bulunmaya çalışalım. Şöyle ki:4 büyük halife: Hz. Ebûbekir, Hz. Ömer, Hz. Osman, Hz. Ali (ra). 4 büyük imam ve 4 hak mezhep: Şâfiî, Hambeli, Malikî, Hanefî. 4 hak kitap: Ku

İmam-ı A'zam Ebu Hanîfe

Hanefî mezhebinin kurucusu olan İmam-ı A'zam Ebu Hanîfe, Milâdî 5 Eylül 699 tarihinde Irak'ın Kûfe şehrinde doğdu. Eylül 767'de Bağdat'ta vefat etti. Mezarı da aynı yerdedir.Asıl adı Nu'man bin Sabit'tir. Dürüst ve mümtaz bir şahsiyet olduğu için kendisine ''Hanif'' ismi verilmiş. « Ebu Hanîfe, bir taraftan ilimle uğraşırken, bir taraftan da ticar

Mehdî-i Abbasî

Risale-i Nur'da ondan senâkârane söz edilen Mehdî-i Abbasî, Halife-Sultan el-Mansur'un oğlu olarak Milâdî 746 senesinde doğdu. Babasının vefatından sonra 3. Abbasî halifesi olarak aynı makama geçti. Saltanat müddeti 10 sene (775-785) devam etti. Vefat ettiğinde 40 yaşındaydı.Mehdî-i Abbasî ile ilgili kaynaklarda ittifakla anlatılan bilgiler var. Bu

İkinci Ömer/ Ömer-i Sâni

Hak ve adâlet timsâli Hz. Ömer'e (ra) hem çok benzediği, hem de bir cihette onun neslinden olduğu için "İkinci Ömer", yahut "Ömer-i Sâni" denilen Emevî Sultanı Ömer bin Abdülazîz'den (Milâdî 680-720) söz ediyoruz.Halife-Sultan Ömer bin Abdülazîz, Milâdî 680 senesinde Medine'de doğdu. Babası, bilâhare Mısır valisi de olan Abdülazîz bin Mervân'dır. A

Cafer-i Sâdık'ın oğluna nasihati

Bir önceki yazıda manevî şahsiyetinden kısaca söz ettiğimiz Zeynelâbidîn, Hz. İmam-ı Ali'nin torunu olduğu gibi, Cafer-i Sâdık da Zeynelâbidîn'in torunudur.Her ikisi de Hz. Hüseyin'in neslinden olup seyyiddirler. Aynı zamanda, yüksek ilim, zühd ve takvâ ehli olup büyük imamlar silsilesinin sâff-ı evvelinden sayılan mümtaz şahsiyetlerdir. Garip bir

Zeynelâbidîn'den Cevşen ve siyasete dair

İmam Zeynelâbidîn (ra), seyyidler silsilesinin ilk halkalarındandır. Kerbelâ'da şehid edilen Hz. Hüseyin'in (ra) oğludur. Dolayısıyla, Hz. Ali'nin (kv) torunu ve Hz. Muhammed'in (asm) neslinden olan çok mübarek bir zâttır.Milâdî 659 senesinde Medine'de doğduğu kabul edilen Zeynelâbidîn'in annesi, son İran/Sâsânî hükümdarı III. Yezdicerd'in kızı Şeh

Veysel Karanî'nin üç şahsiyeti

Önce Yunus Emre'nin onun hakkındaki meşhûr olmuş birkaç kıtasını alalım, ondan sonra Veysel Karanî'nin üç şahsiyetini sırasıyla tarif etmeye çalışalım.Yunus Emre'ye izafe edilen "Yemen illerinde Veysel Karanî" isimli İlâhî tarzındaki şiir biraz uzuncadır. Buraya bir kısmını aldık. Ayrıca, değişik nüshalara baktığımızda, bazı mısraların, hatta bazı

Bilâl-i Habeşî: Kölelikten hazinedarlığa

Müezzinlerin efendisi olan Hz. Bilâl-i Habeşî, Habeşistanlı (Etiyopya) köle bir ailenin çocuğu olarak 580 senesinde Mekke'de doğdu.Vefat tarihi ise, 641 yılı olarak biliniyor. Buna göre, Hicrî takvim itibariyle 63 yaşında iken vefat etmiş oluyor. Mezarı Şâm-ı Şerif'tedir. « Bi'setten, yani Hz. Muhammed'e (asm) vahiy geldikten sonra İslâmiyeti kabul

Selmân-ı Pâk-i Fârısî

Muhammed- i Arabî'nin (asm), Arap olmadığı halde en çok sevdiği ve en çok yanında-yakınında tutmaya çalıştığı Sahabe arkadaşlarından biri Bilâl-i Habeşî ise, bir diğeri de Selmân-ı Fârisî'dir.Gariptir ki, ikisi de sahipli, yani alınıp satılan birer köle durumunda idiler. Hz. Peygambere (asm) biat ettikten sonra büyük bir emek ve gayretle azat edild