Süflî hislerden uzaklaşarak ve arınarak ulvî hisler dünyasına giriş yapabilen bahtiyardır. Yaptığı iş zordur, kat' ettiği mesafe büyüktür; bu sebeple, o bahtiyar kişi ayrıca tebrike, takdire lâyıktır.
Netice itibariyle şunu söylemek mümkün: Allah'ın inayeti ve hidayetiyle, manevî değerlere sıkı sıkıya bağlanmak, bir fânî için büyük bir mazhariyettir, imrenilecek bir mürüvvettir.
*
Demek ki, sağlam bir yere bağlandığına emin olmak, bir insan için büyük bahtiyarlıktır. Aynı yerden kişiyi koparmak, yahut koparmaya çalışmak ise bir nevi ihanettir, cinayettir.
Ne yazık ki, bazı herifler bu ihanet ve cinayeti bilerek ve isteyerek işliyor. Bu tehlikeye karşı son derece dikkat etmek ve teyakkuzda bulunmak icap ediyor. Aksi halde, zararın telâfisi çok zor olur ve çok pahalıya düşer.
Bu noktanın ehemmiyetine dair olarak, Üstad Bediüzzaman 17. Lemâ'nın 7. Notasında şu sözlerle nidâ eder:
"Ey Müslümanları dünyaya şiddetle teşvik eden ve san'at ve terakkiyât-ı ecnebiyeye cebirle sevk eden bedbaht hamiyetfuruş!
"Dikkat et! Bu milletin din ile bağlandığı rabıtalar kopmasın. Eğer böyle ahmakane, körü körüne topuzların altında bazıların dinden rabıtaları kopsa, o vakit hayat-ı içtimaiyede bir semm-i katil [öldürücü zehir] hükmünde o dinsizler zarar verecekler.
"ünkü, mürtedin vicdanı tamam bozulduğundan, hayat-ı içtimaiyeye zehir olur."
Evet, mü'minler arasındaki kuvvetli manevi bağları kesen, zaafa uğratan, ehemmiyetsiz görerek bunları yıpratmaya çalışanlar, sosyal huzur ve içtimaî hayatın âhenkli şekilde işleyişi noktasında adeta öldürücü zehir etkisi yapar.

23