Tarafgirâne tarihçilik olmaz

Yıllardır yazıyoruz, her vesileyle söyleyip duruyoruz "Yakın tarih yeniden yazılmalı" diye.

Sebebi gayet basit ve açık: Bilhassa okullarda ders verilen "resmî tarih" doğru yazılmamış. Kronolojik ve ansiklopedik bilgiler dışında, Nisan 1909'dan bu yana olan metinlerde neredeyse doğru bilgiye rastlayamıyorsunuz.

O tarihte, bir ismi "Selanik Ordusu" olan 3. Ordu darbe yaptı. Yönetime el koydu. Sıkıyönetim ilân etti. Sultan Abdülhamid'i tahttan indirdi. Kendilerine muhalif gördüklerini de en ağır şekilde cezalandırarak tarihin seyrini değiştirdi. Her türlü inisiyatifi ele geçirdi. Diyebiliriz ki, 115 seneyi aşkın süredir "resmî tarih"e dair inisiyatif hâlâ ellerinden çıkmış değil. Bu geniş zaman zarfında, o kadar çok ve çeşitli hükûmetler geldi geçti; ama, yine de doğru tarihin yazılmasına muvaffak olunamadı.

Demek ki, tarafgirlik çok şiddetli. Oysa, tarafgirlikle doğru tarihçilik bir arada olmaz, olamaz.

«

Resmî görüşün jakoben tarafgirleri, yeni Türkiye tarihini 19 Mayıs 1919'dan başlatıyorlar. Ondan öncesi âdeta yok hükmünde; ondan sonrası da yalan ve düzmece bilgilerle yakın tarih yeni nesillere yutturmaya çalışıyorlar.

Bakın, o tarihte İstanbul işgal altında. Başta İngiliz kuvvetleri olmak üzere, işgal komiserliğinin onayı-vizesi olamadan boğazlardan hiçbir gemi giriş-çıkış yapamıyor.

Peki, o meşhûr Bandırma vapuru ve içindekiler İstanbul Boğazından nasıl çıkış yapabildi İngiliz vizesi olmadan mümkün mü Kat'iyyen. Kezâ, aynı vapur yine İngilizlerin işgali altındaki Samsun limanına nasıl girip demirledi Orada günlerce nasıl durabildi 15. Kolordunun başındaki Karabekir Paşa, Mustafa Kemal ve beraberindeki heyeti bir aydır Trabzon'da beklerden, onlar neden başka bir rotaya yöneldiler

Dahası, İstanbul'da bulunan padişah, sadrâzam ve ordu komutanlığının izni olmadan, herhangi bir Osmanlı subayı veya subay grubu kendi başına buyruk bir şekilde kalkıp Anadolu'ya gidebilir mi Mümkün değil.