Meşhûr Köroğlu'nun dillere destan olmuş şöyle bir sözü var: "Tüfek icat oldu, mertlik bozuldu" diye. Teşbihte hata olmaz, bu söze binaen günümüz için şunu söylemek mümkün: "İnternet icat oldu, mertlik bozuldu."
Tabiî, bu sözler tüfeğin de, internetin de faydasını, lüzumunu, vazgeçilmezini ortadan kaldırmaz.
Asıl söylemek istediğimiz şudur: Bazı namert kimseler, internet üzerinden tutup her türlü yalanı, iftirayı, düzmeceyi üstelik kasten ve bilerek savurup duruyor.
İşte, ilmin haysiyetinden, fikrin namusundan nasipsiz o kimselere (isimleri lâzım değil) ve bilhassa onların söyledikleri doğruymuş gibi bunu etrafa yayarak bazı safdilleri menfî yönde etkilemeye çalışan "gafil kafalara tokmak" misali cevaplar verme ihtiyacı hasıl oluyor. Bu yazıyı da aynı kategoride değerlendirebilirsiniz.
*
TRT'de yayınlanan bir programın videosu internet üzerinden paylaşılmış. Bir tarihçi profesör, Hareket Ordusu tarafından İstanbul'da nasıl kumpaslı bir darbe yapıldığını, Sultan II. Abdülhamid'in tahttan nasıl indirildiğini, "Hall fetvâsı"nın nasıl hazırlandığını, bu işi için Âyân ve Mebûsân Meclislerinin nasıl iknâ edildiğini kendi üslûbunca anlatmaya çalışıyor.
Tarihçinin anlattıklarının çoğu doğrudur ve zaten az-çok bilinen genel doğruları anlatıyor.
Lâkin, söz konusu videonun altına yapılan öyle yorumlar var ki, insanı sadece hayretler içinde bırakmıyor, yer yer insanı âdeta çileden çıkarıyor.
Bunları okuyunca kendi kendine diyorsun ki, yahu bir insan bu kadar mı yalancı, müfteri, sahtekâr olur Bir insan ilmin haysiyetinden, fikrin namusundan bu kadar mı uzak düşer
İşte, yüzde yüz yalan yere yazılan ve bir noktada bize de iliştiren o yorumlardan birinde aynen şunlar söyleniyor:
"Said Nursî Efendi, hatıralarında diyor ki: Sultan Abdülhamid ülkeyi çok kötü yönetiyordu. Selanik'e gittim. Bir hafta boyunca köy köy dolaşarak Abdülhamid'in tahttan indirilmesi gerektiğini anlattım. Hareket Ordusuyla birlikte İstanbul'a geldik. Padişahı indirip yerine kardeşi Sultan Reşad'ı tahta oturttuk."
Aynı yalancı müfteri, bu saçmalıkları sıraladıktan sonra, yorumunu şu sözlerle bağlıyor: "Bu tür yazılar, Yeni Asya'da zaman zaman yayınlanıyor."

22