Zeynep Oral

Zeynep Oral

Cumhuriyet
Kültür-Sanat 199 yazı 1 takipçi

Darbeler arası festival

Her sabah gözümüzü açtığımız anda yeni bir haber: Ekonomiye darbe. Hukuka darbe. Siyasete darbe. Üniversiteye darbe. CHP'li belediyelere darbe. İfade özgürlüğüne darbe... Ekranlarda aynı görüntüler: gözaltılar, soruşturmalar, sert açıklamalar, bitmeyen polemikler. İktidarın "Vallahi de billahi de bizim ilgimiz yok, onlar birbirini yiyiyor" safsatas

Korkuyorlar...

Dünyanın çivisi çıktı. Ruhlarımızın da... Dışarıdan baskılanan komplolar, bitmek bilmez senaryolarla içeriden kuşatıldığımız ahlaksızlıklar arasında bir uçtan ötekine savrulup duruyoruz. Örneğin, üç gün önce "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" ve "gizliliğin ihlali" suç iddialarıyla 75 gündür tutuklu bulunan BirGün muhabiri İsmail Arı, serbest b

Sevgili Osman, Çiğdem, Can, Mine ve Tayfun

Bu mektubu size Gezi'nin yıldönümünde yazıyorum. Aslında yalnız size değil, bu ülkenin, bu devletin, bu milletin vicdanına yazıyorum. Gezi'den bu yana 13 yıl geçti. Taksim'deki ağaçlar büyüdü. Atatürk Kültür Merkezi yenilendi. ocuklar genç; gençler ana baba oldu. Kimi çocuklar hiç büyümedi hep aynı yaşta kaldı. Kentler değişti. Dünya değişti. Ama s

Bayram gibi bayramları özlerken

Tam bayram öncesiydi. Şikago'da Northwestern Üniversitesi'nde Keyman Modern Türkiye Araştırmaları bölümünde düzenlenen "James Baldwin'in İstanbul'unda" konferansında dünyanın her yerinden gelmiş akademisyenlerle, dolu dolu birkaç gün yaşamanın keyfini sürerken ülkemden gelen haberlerle kafamıza balyozlar inmeye devam etti. (Bakınız: üç gün önceki "

Nefes alamıyoruz

Sevgili okurlar, Chicago'dayım. Northwestern Üniversitesi'nde Keyman Modern Türkiye Araştırmaları bölümünde düzenlenen "James Baldwin'in İstanbul'unda Özgür Olmak ya da Olmamak" başlıklı konferansında ana konuşmacıyım. evrem ABD'nin her yerinden, Avrupa'dan ve Türkiye'den gelme profesör, bilim insanı, akademisyen dolu. Daha konferans başlamadan mut

Diktatörlerin ortak dili: Maval

"Bana maval okuma" deriz karşımızdaki aklımızla alay ettikçe, yalan söyledikçe, iftira attıkça, yalanlarla iftiralarla bizi oyalamaya kalktıkça, karşımıza geçip bize "masal" okudukça... Nereden çıktı şu "maval" sözcüğü şimdi demeyin. Fesatlık etmeyin. ok sevdiğim olağanüstü bir yazarın Peter Weiss'ın yazdığı ve yine çok sevdiğim, olağanüstü bir dil

Müzik ve Vicdan

Kimi akşamlar vardır; yalnızca bir konser dinlemezsiniz. İnsanlığın neyi kaybettiğini ve neyi hâlâ kurtarabileceğini hatırlarsınız. Önceki akşam öyleydi. Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası konser mevsimini, Beethoven'ın 9. Senfoni'siyle kapattı. Carlo Tenan yönetimindeki orkestraya dört seçkin ve bol ödüllü solistsoprano Enkeleda Kamani, mezzoso

Karadeniz'den

Sevgili Merdan Yanardağ, Ekrem İmamoğlu, Necati Özkan: Esir alınmış ama teslim olmayan sizler, dünyanın en hukuk dışı "casusluk davası"yla uğraşırken inanın başka herhangi bir konuda yazı yazmak, bana zulüm gibi geliyor. Özgürlüğümden utanıyorum. Aynı utancı yıllardır haksız yere tutsak edilen tüm arkadaşlarım için de yaşıyorum. Haksız yere hapiste

Seyahat sanatı

İnsan neden yola çıkar Meraktan mı İnançtan mı Savaştan kaçmak için mi Yeni dünyalar keşfetmek için mi Yoksa kendinden uzaklaşmak, kendine başka bir yerden bakabilmek için mi Yoksa insan, aslında hep kendini aradığı için mi düşer yollara... Beyoğlu Meşher'de açılan "Seyahat Etme Sanatı" sergisini gezerken aklımda bu sorular da dolaştı durdu. ünkü b

Yumruklar havada yürüdük tek polis görmedik!

Yedi gün önceydi. 1 Mayıs'tı. evrem rengârenk afişler, çiçekler, bayraklarla doluydu. En çok kızıl bayraklar. Kiminde orak çekiç, kiminde "Kahrolsun emperyalizm". Yumruklar havada yürüyorduk. İnanması zor: evrede barikat, toma, polis, asker, jandarma yok! Tanrı'm, yoksa rüyada mıyım Hayır, Endülüs'te Cordoba'dayım. Eski Roma köprüsünde yürüyorum.

Emek ve söz: Aynı kavga

İki gün arayla iki tarih: 1 Mayıs ve 3 Mayıs. Biri emeğin, diğeri sözün bayramı. Biri alın terinin, diğeri hakikatin günü. İlki Emek ve Dayanışma Bayramı. İkincisi Dünya Basın Özgürlüğü Günü. Ama gelin görün ki bu ülkede ne emek bayram ne de söz özgür. "Emeğimiz, kimliğimizdir" diyoruz. Evet. Doğru. Ama bu ülkede kimlikler bile değersizleşmişken ve

Savrulurken oradan oraya...

Akıl sistemli tasfiye ediliyorken, sanat ve bilim alanında direniş gösterenler neden bu kadar yalnız kalıyor?