Zeynep Oral

Zeynep Oral

Cumhuriyet
Kültür-Sanat 224 yazı 1 takipçi

İştahla okumak...

Yaz bitti. Okullar açıldı. Yazlıklar kapandı. Gezginler eve döndü. Hayvanlar sahipsiz kaldı. Sayısız STK'nin X hesabına erişim engeli geldi. LGBT+ bireylere karşı operasyonlar, hak aramalarının engellenmesi derken "cadı avı" da hızlandı. Bu ortamda okurlardan "Yetti gayri, artık güzel bir şeyler yaz!" çığlıkları da yükselir oldu. Tamam, söz dinliyo

Utanç duygusu

Bu yazının başlığı "Bizim iki 12 Eylül'ümüz" de olabilirdi. "Utanç duygusu, vicdan ve iki 12 Eylül" de olabilirdi. Daha nice olasılıklar içinden biri olabilirdi. Ama şu son günlerde yaşadığımız gerçeklikler arasında en ağır basanı "utanç duygusu" olduğundan, bu yukarıdaki başlığı yeğledim. (Bakınız: Üsküdar, Foça ve nice il ve ilçede yaşananlar.) U

Gümüşlük'ten...

İzmir'deki Nâzım Hikmet sergisinden sonra rüzgâr beni Bodrum-Gümüşlük'e attı. Yaşam kimi zaman, size "İyi ki yaşıyorum, iyi ki yaşıyorum" dedirten anlardan ibaret olabiliyor. O anı ya da o anları yaşamanın mutluluğu, yeryüzündeki ve ülkemdeki tüm yanlışları, haksızlıkları, ayrımcılıkları, rezillikleri unutmanıza değil, onlara karşı direnmenize yol

Nazım Hikmet müzesine doğru...

Dev boyutlarda, özenli, dikkatli, nitelikli bir sergi olacağını biliyordum. Ama doğrusu böylesi büyüleyici bir olayla, böylesi yaratıcı bir sergi dramaturjisiyle karşılaşacağımı hayal bile edemezdim. Dün Uluslararası İzmir Fuarı'yla birlikte, Kültürpark Atlas Pavyonu'nda herkese açılan "Nâzım Hikmet/Romantika: Bir Ömrün Seyrüseferi" adlı sergiden

Canım Şükran Soner

Canım Şükran, Dün sabah, önce Cumhuriyet gazetesinin bahçesinde, sonra Şişli Camisi'nin avlusunda tüm Cumhuriyet âşıklarının, emek tutkunlarının, örgütlü mücadeleye inananların, seninle ve senin aracılığınla birbirlerimizle kucaklaşmalarını görmeliydin. Şimdiden seni ne çok özledik, bilemezsin. Ya da bilirsin ve biraz sonra bizlere telefon edip "Sa

30 Ağustos

Mustafa Kemal Atatürk'ün "Nutuk" eserini okuyup anlamayanlar... Nâzım Hikmet'in "Kuvayi Milliye Destanı"nı, Kurtuluş Savaşı'mız üzerine yazılmış en muhteşem eserini özümsememiş olanlar... "Neden kurtulmuşuz ki" deyip okul kitaplarından "Kurtuluş Savaşı" sözcüklerini çıkarabilir. Gaflet ve hıyanet içindekiler, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nı yok sa

Sabancı Müzesi'nde Yoko Ono Sergisi: Hisset... Haykır... Hayal et...

Sabancı Müzesi'ndeki Yoko Ono Sergisi'ni gecikmiş olarak izledim ve çarpıldım. Arkadaşlarıma gördünüz mü diye soruyorum: "Ben o kadını hiç sevmem!" diye başlayan yanıtlar alıyorum.. Bilmez değilim, benim kuşağım ondan nefret etti. Onu, hayran olduğumuz "Beatles'ları dağıtan kadın" diye belledi. Yanlış! Yoko Ono, John Lennon'un hayatına girmeden önc

Bilgesu O Erenus'la...

Tiyatro, insanı insan yapan değerleri, emeği, insan onurunu, yaşama sevincini yüceltmeye yönelikse... Tiyatro, bizi daha güzel, daha adil, daha yaşanılası bir dünyaya -hiç değilse o dünyanın özlemine- hazırlıyorsa... Tiyatro, sahnede yalan söyleyenle sahici olanı, yozlaşmış olanla gerçek olanı birbirinden ayırmamıza yarıyorsa... Ve tiyatro; şiddete

Bilgesu Erenus'la...

Tiyatro, insanı insan yapan değerleri, emeği, insan onurunu, yaşama sevincini yüceltmeye yönelikse... Tiyatro, bizi daha güzel, daha adil, daha yaşanılası bir dünyaya -hiç değilse o dünyanın özlemine- hazırlıyorsa... Tiyatro, sahnede yalan söyleyenle sahici olanı, yozlaşmış olanla gerçek olanı birbirinden ayırmamıza yarıyorsa... Ve tiyatro; şiddet

Korkuyla umut arasında...

Sakın yukarıdaki başlığa bakıp politik bir şeyler okuyacağınızı sanmayın! İki haftadır yazmıyorum. Tatil yaptım desem değil. Dinlendim desem hiç değil. Bu memlekette insanın aklı dinlenmiyor ki! Daha doğrusu dinlenmesine izin verilmiyor. Adalet dinlenebilir, demokrasi sıra bekleyebilir, vicdan yok sayılabilir ama emekçiler, emekliler, muhalif olanl

Yazı söz dinlemiyor...

Yazmak böyle bir şey. Yazı, acayip bir şey. Kimi zaman söz dinliyor kimi zaman kendi başına buyruk kesiliyor; söz dinlemiyor, karşı çıkıyor, dilediği yana gidiyor, hatta isyan ediyor. Son günlerde bana yine böyle olmaya başladı: Yazıya söz geçiremiyorum. Yani kendi yazmakta olduğum yazıya söz geçiremiyorum. Beni dinlemiyor. Geçen perşembe canım kar

Genco'ya tiyatro yapalım!

31 Temmuz 2024. Tiyatromuzun o eşsiz insanı Genco Erkal'ın sonsuzluğa yürüdüğü gün. Onun hayatı tiyatroydu. Ancak hayatı boyunca çok çabalamasına karşın kendine ya da Dostlar Tiyatrosu'na ait, sabit, yerleşik bir tiyatro mekânı, bir tiyatro salonu hiç ama hiç olmadı. Şişli'nin ara sokaklarından kiralık sahnelere; okul bahçelerinden babadan kalma ha