Seyahat sanatı

İnsan neden yola çıkar Meraktan mı İnançtan mı Savaştan kaçmak için mi Yeni dünyalar keşfetmek için mi Yoksa kendinden uzaklaşmak, kendine başka bir yerden bakabilmek için mi Yoksa insan, aslında hep kendini aradığı için mi düşer yollara...

Beyoğlu Meşher'de açılan "Seyahat Etme Sanatı" sergisini gezerken aklımda bu sorular da dolaştı durdu. ünkü bu sergi yalnızca Osmanlı topraklarına yapılan yolculukları anlatmıyor; insanlığın bitmek tükenmek bilmeyen hareket arzusunu, dünyayı tanıma tutkusunu ve "öteki"yle karşılaşma ihtiyacını anlatıyor.

15. yüzyıl sonlarından 20. yüzyılın ilk çeyreğine uzanan geniş bir zaman diliminde, seyyahların, diplomatların, tüccarların, askerlerin, ressamların, araştırmacıların izini sürüyor sergi. Ama bunu kuru bir tarih anlatısıyla yapmıyor. Kronolojik sıralamanın güvenli limanına sığınmıyor. Onun yerine insan ruhunun pusulasını izliyor: merakı, korkuyu, inancı, ticareti, ihtirası, keşif duygusunu... Tıpkı insan belleği gibi dolaşarak çağrışımlarla ilerliyor. Ve belki de serginin en güçlü yanı burada başlıyor. ünkü etkileşimi, dönüşümü ortaya koyuyor.

KEŞFETME TUTKUSU

Koç Topluluğu'nun 100. yılı kapsamında, Sadberk Hanım Müzesi ve Ömer Koç koleksiyonlarından seçilen 300 kadar eser arasında dolaşıyorum. Küratörlüğünü Merve Uca'nın, koordinasyonunu Hülya Bilgi'nin yaptığı sergide seyahatnameler, haritalar, gravürler, günlükler, objeler, çizimler, eşsiz tablolar... Sadece geçmişi anlatmıyor. Her biri bir karşılaşmanın izi gibi duruyor. Bir bakışın izi... Bir şaşkınlığın izi...

Bazen hayranlığın, bazen kibirin, bazen sömürme arzusunun izi... Her seyahat masum değildir. Bazı yolculuklar bilgi taşır, bazıları yağma. Bazıları kültürler arasında köprü kurar, bazıları savaşların öncüsüdür. Sergi bunu saklamıyor. Diplomasiyle savaşı, ticaretle turizmi, inançla merakı yan yana getirerek insanlık tarihinin karmaşıklığını görünür kılıyor.

Farklı temalar çerçevesinde başarılı sergileme. Ayrıntılara yerim yok, minicik ipuçları vermekle yetineceğim:

Merak: Seyahatnameler, albümler, doğa tarihi yayınları.

İnanç: Kutsal mekânlara yolculuklar etrafındaki görsel ve yazılı belgeler.

Savaş: Seferler, kuşatmalar, haritalar, gravürler. "Eyvah Türkler geliyor" korkusu!

Diplomasi: Armağanlar furyası, lüksü kışkırtan "Türk imgesi". (Unutmayalım: Savaşlarda da elçilik ziyaretlerinde de sanatçılar, ressamlar eşlik ediyor ordulara ya da heyetlere.)

Ticaret: Zevkler, estetik değerler, mallar dolaşıma giriyor. Halılar, tekstil, biblolar, tablolar, gizem ve fanteziyle yükselen oryantalizm akımı.

Turizm: Başlangıç noktasına geri dönmekten, "tour" sözcüğünden kaynaklanan bir terim. Yaşasın buharlı gemiler, demiryolları! Yaşasın deneyim ve yolculuk kültürü!

Meşher'de, bir kattan ötekine, bütün bu bölümlerden ve 500 yıllık bir süreçten geçerken bu sergi ne müthiş bir birikimi, ne olağanüstü titiz ve özenli bir çalışmayı ortaya koyuyor demekten kendimi alamadım. Bir yandan günümüzü de düşünmeden edemedim.