Zeynep Alkış

Zeynep Alkış

Milat
Gündem 31 yazı 0 takipçi

Gökyüzüne müdahale: bulutlar mı aşılanıyor, zihinler mi

Chemtrail teorisinden Diyarbakır uçuşlarına: gökyüzüne baktığımızda gerçeği mi, yoksa kendi şüphelerimizi mi görüyoruz?

İran, Şiilik ve Siyasetin Uzun Yürüyüşü: İnançtan Devlete, Devletten Savaşa

Ortadoğu'yu anlamak için yalnızca haritalara bakmak yetmez; hafızaya bakmak gerekir. Çünkü bu coğrafyada siyaset, çoğu zaman bugünün değil, dünün yankısıyla kurulur. İran'ı ve onun Şii kimliğini anlamak da tam olarak böyle bir çaba gerektirir: İnancın, tarihsel kırılmalarla nasıl bir siyasal akla dönüştüğünü okumak... Şiilik, yalnızca bir mezhep de

Ortadoğu'nun Kan Davası: İran ile ABD Neden Sürekli Çatışıyor

Ortadoğu'da tarih bazen tek bir günle değişir. 2026 yılının 28 Şubat gecesi de böyle bir eşikti. ABD ve İsrail'in İran'daki askeri hedeflere dönük geniş çaplı saldırılarıyla başlayan süreç, kısa sürede bölgeyi sarsan yeni bir savaş evresine dönüştü. Bugün artık mesele yalnızca iki devlet arasındaki bilek güreşi değildir; enerji piyasalarından küres

İran Savaşı ve Kürtler: yeni cephe mi, eski tuzak mı

Ortadoğu bir kez daha yalnızca devletlerin değil, aynı zamanda fay hatlarının da hareketlendiği bir döneme girmiş durumda. İran ile ABD-İsrail hattı arasında büyüyen askerî gerilim, kısa sürede klasik bir çatışmanın ötesine geçti ve bölgesel dengeleri doğrudan etkileyen bir krize dönüştü. Enerji hatları, hava sahaları ve güvenlik dengeleri yeniden

28 Şubat'tan "süslüman" çağa

28 Şubat 1997, Türkiye'nin yakın tarihinde yalnızca bir askerî müdahalenin değil, toplumu yeniden biçimlendirmeye dönük kapsamlı bir zihniyet müdahalesinin adıydı. Tankların Sincan sokaklarında yürütülmesi, MGK kararlarının hükümetten çok toplumsal hayatı hedef alması, "irtica" brifingleriyle yargıdan üniversitelere uzanan baskı zinciri... Bu sürec

Terörsüz Türkiye Raporu: Güvenlikten topluma uzanan yeni paradigma

TBMM'de hazırlanan rapor, yalnızca bir güvenlik dosyası değil; Türkiye'nin Kürt meselesinde yeni bir safhaya geçtiğinin ilanıdır. Asıl soru şu: Bu metin bir kapanış mı, yoksa yeni bir başlangıç mı TBMM'de kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun hazırladığı "Terörsüz Türkiye" raporu, satır aralarından okunduğunda yalnızca terör

Kökü unutulan siyaset meyve vermez..

Vaktiyle bir ağa, "Devir değişti" diyerek yıllarca yanında omuz omuza yürümüş, davanın yükünü taşımış, hangi taşın altında ne olduğunu bilen sadık adamlarını kenara çekmiş. Yerlerine yüzü taze, sesi gür, görünüşü parlak ama toprağın dilini bilmeyen delikanlıları getirmiş. Tarlanın tozunu yutmamış, harmanın sıcağında kavrulmamış bir ekip... Derken b

Kürt Muhafazakârlığı Neden Çözüldü, Nasıl Yeniden Kurulur

Geçen hafta bir gerçeğin altını çizdik: Kürt muhafazakârlığı çökmemiştir; yerinden edilmiştir. Bu yerinden edilme kendiliğinden gerçekleşmiş bir kültürel aşınmanın değil; bilinçli tercihler, yanlış siyasal ittifaklar ve uzun süreli ihmallerle şekillenmiş çok katmanlı bir kopuş sürecinin sonucudur. Bugün artık asıl soru "ne oldu" değil, "buradan nas

Kürt Muhafazakârlığının Çöküşü: Tarihsel Bir Paradoksun Anatomisi

Kürtler artık muhafazakâr değil. Bu cümle, bir ideolojik polemik değil; son yirmi yılın sosyolojik gerçekliğidir. Kürtler bugün belirgin bir ikiliğin içinde yaşıyor. Bir yanda tarihsel olarak muhafazakâr, din merkezli ve güçlü toplumsal bağlara sahip bir yapı; diğer yanda modern siyasette kendini ifade eden radikal seküler bir söylem. Bu ikilik, ba

Rojava: Bir Siyasal Laboratuvarın Anatomisi

Rojava, modern Ortadoğu'nun en güçlü siyasal mitlerinden biriydi. Bir halkın kendi kaderini tayin etme iradesinin, savaş ve kaos ortamında kurumsal bir düzene dönüşme teşebbüsüydü. Kobani direnişiyle küresel vicdana seslenen, kadın savaşçı figürüyle dünya kamuoyunda sembolleşen, yerel demokrasi söylemiyle sol-liberal çevrelerin ilgisini çeken bir d

Ümmet: Tek Ses mi, Ortak Vicdan mı

Müslüman coğrafyada, özellikle Ortadoğu'da bugün en çok tartışılan kavramların başında "ümmet" geliyor. Ancak bu tartışma, ne yazık ki çoğu zaman derinlikli bir muhasebeye değil; taraflaşmaya, saf tutmaya ve birbirine ayar vermeye dönüşüyor. İslam'ın kurucu kavramları, hakikat üretmekten çok, konum belirleme aracı hâline geliyor. Oysa asıl soru hâl

Muhafazarkarlığın geometrisi değişti

Muhafazakârlık, tarih boyunca katı bir ideoloji olmaktan çok, bir denge arayışı olarak var oldu. Geleneği kutsadı ama zamanı yok saymadı; değişimi reddetmedi fakat onu denetim altında tutmayı amaçladı. Bu yönüyle muhafazakârlık, sabit ilkeleri olan ama hayatın akışıyla birlikte esneyebilen bir düşünce biçimiydi. Gücünü dogmadan değil, ölçüden alıyo