Ünal Bolat

Türkiye

Vatan sağ olsun kızım...

"Nazife teyzem nişanlısının Sarıkamış'ta şehit olduğunu öğrenince hayata küsmüş..."Dedemden dinlediğim hatırayı anlatmaya devam ediyorum...Sarıkamış'ta donarak şehit olan askerlerin künyeleri açıklanırken komutana ağabeyinin akıbetini sorunca komutan"Vatan sağ olsun kızım, Sarı Emin oğlu Ramazan şehittir" demiş.Eline de bir yazı vermiş. Halam elind

Nazife teyze niye ağlar ki!

"Halalarımın sevmesine alışmıştım ama beni onlar gibi çok seven birisi daha vardı..."Çocukluğumun kışları ayrı bir güzeldi. Kasabamıza henüz elektrik gelmemişti. Elektrik sadece orman işletmesinde vardı. O da akşamları jeneratörle iki üç saat verilirdi. Tabii ki kendi memurlarına. Bize elektrik, ben dördüncü sınıftayken gelmişti.Bizim eve elektrik

İlk gelen o teyzeydi

"O gün bir kapı önündeki konuşmanın, bir hayatın yönünü değiştireceğini ne bilirdik.."O gün, Sosyal Dayanışma Merkezi projesi kapsamında mahalle ziyareti yapıyorduk. Planlı bir ziyaret değildi bu; sokak sokak yürüyerek, kim bizimle konuşmak isterse onu dinleyerek ilerliyorduk.Dar bir sokağın başında, kapısının önünde oturan bir teyze seslendi:"Evla

Suç değil fakat yasak!..

"Ah, dedelerimizin yediği üzümün parasını asma dalına asıp gittiği geçti hafızamdan..."Dünkü hatıramı yayınlamaya bugün de devam ediyorum... Almanlar paskalya bayramı diye vatandaşına indirim yaparken benim ülkemde ismi Ahmet, Mehmet, İsmail, Ayşe, Fatma vb. olanların "çocuklar ramazan ve oruç ayında fiyatları yükseltip kasalarımızı dolduralım" gay

Avrupa gezimden birkaç not

"Bu geçtiğimiz nisan ayında yine Almanya'ya gezmeye gittim bu onuncu gidişimdir..."Bizim şanlı İslam Türk tarihinde okuyup hâlâgıpta ettiğimiz bazı uygulamalar vardı, bunların birkaçını yazayım. 1. Emniyet. 2. Dürüstlük 3. Kul hakkı 4. Hayvan hakkı. 5. Çevre temizliği (temizlik imandandır dinimizin düsturu) 6. Komşu hakkı komşu komşunun malından ca

Şükran borcum var

"Hastaneye giderken "Siz beni öldürmek mi istiyorsunuz" sözleri hatırıma geldi"Değerli eşimle ilgili hatıramı anlatmaya bugün de devam ediyorum. Beden dilinden ve halden anlamak meğer ne kadar önemli ne kadar değerliymiş... Bıçak yarası geçer de dil yarası geçmez dedikleri hal meğer ne kadar doğruymuş... Aradan yıllar geçtiği halde o travmayı bir ö

Ümit yoksa, hayat da yok!

"Benim kayınpederim kırk kilo bile yokken acilde beş ünite kan verildi ve komaya girdi."Değerli eşimle ilgili hatıramı anlatmaya bugün de devam ediyorum... Ona gerçekten çok muhtaç idik. Çünkü benim eşim, çocuklarımın annesi olmasından çok öte bir rol üstlenmişti. Biz onunla aynı zamanda birbirini tamamlayan iki arkadaştık. İnsan zamanla her şeyden

Ben bu kızla evlenmiştim...

"Yenge, analık şefkatiyle çocuğu zarar görmesin diye boynundaki altınları koparıp verir..."Ailemizde birden daha fazla üveylikler söz konusuydu. Daha güzel olanı da ailedeki bir ferdi hariç hepsinin birbirine saygılı hadlerini bilen kişilerden oluşmasıydı.O bir kişi de çocukluğundan beri sarhoş edici derecede alkol müptelasıydı. Aynı zamanda işin b

Limoncudan dinlediklerim

"Bir müddet sonra baş dönmeler, mide bulantıları derken zehirlendiklerini fark ediyorlar"Her pazar gidip limon aldığımız bir limoncu vardı semt pazarında... O bizim limoncumuzdu ama beraberinde de mevsimine göre mantar ve sarımsak satardı. Sarımsak da dört mevsim bulunurdu kendisinde. Hakiki Kastamonu Taşköprü sarımsağını gözü kapalı bir tek oradan

"Utanmaz mı vicdanlar"

"Çocuk olarak bizler için annesizlik ve babasızlık belki hayatın en büyük cezasıydı"Yetiştirme yurdundaki hatıramı anlatmaya bugün de devam ediyorum...Biz sözde geniş bir aileydik ama konuya "aile" formatında bakacak olsaydık şayet, arkadaşlarım benim kardeşlerim sayılırdı Çünkü onlarla birlikte yiyor, birlikte eğleniyor, birlikte oyun oynuyor, bir