Ünal Bolat

Türkiye

Tedbirli öz güven kazandırmak

"Ortak bir dert vardı annelerin yüzünde. Kendi kanatlarıyla uçmayı bilmeyen çocuklar..."Aynur her zamanki gibi Dilek'in elini sıkıca tutuyordu. Dilek çantasını sırtlamış, başını öne eğmiş, sanki kalabalıktan utanıyordu. O sırada yanlarına saçları örtülü, gözleri yorgun ama sevecen bir kadın yaklaştı. Sesini alçaltarak konuştu:"Kolay gelsin hanım. S

"Biz sana güveniyoruz"

"Dilek usulca başını salladı. Küçük adımlarla kapıya yöneldi. Eline parayı sıkıca tutmuştu."Kızımla ilgili hatırama bugün de devam ediyorum... İçimden dedim: "Biz çocukken yalnız bırakıldık. Şimdi ise bizim kızımız tek başına bir adım atamıyor. Bu da başka bir yara…"Diz çöktüm, Dilek'in göz hizasına geldim."Kızım" dedim yumuşak bir sesle, "sen cesu

"Anne tek başıma gidemem"

"İçime bir kor düştü. Kendi çocukluğum geldi aklıma. Babamın kalın sesini hatırladım..."Kızımla ilgili hatırama bugün de devam ediyorum. Eşim Aynur sessizce yanıma oturup fısıldadı:"Bizim geçmişimiz zordu Hamit… Ama onunki öyle olmayacak, değil mi" Başımı salladım, gözlerim dolmuştu: "Olmayacak Aynur… Olmasın diye çalışıyorum işte. Tozun içinde, gü

Çocukluğum ve çocuğum

"Bu sözleri duyunca içimden bir burukluk geçti. Kendi çocukluğum geldi aklıma…"Demirci'nin sabah ayazı yüzüme vururken fabrika sireninin sesi kulaklarımda çınlıyordu. Henüz gün doğmamıştı ama halı fabrikasının demir kapısından giren onlarca işçi gibi ben de vardiyanın içine karışıyordum. İçerideki hava ağırdı; yün kokusu, iplik tozu, makinelerin ho

Hoş gelsin yeni yaşım

"Rabbim, kalan ömrümüzü geçenden hayırlı eylesin ve bizi doğru istikametten ayırmasın..."Çocukluğumun bir bölümü, Almanya'nın gri bulutlarının altında, dünyanın karmaşasını henüz bilmeden geçti. O küçücük Gülçin, haberlerde İran-Irak Savaşı'nın haritaları çizilirken, o kırmızı çizgilerin zihnine korkuyla kazındığını çok net hatırlar. Her uçağın rot

'Allah yedirmeyi nasip etsin'

"O ekmekçi amcanın bu güzel duası aklımda kaldı. Hem hoşuma gitti hem garip geldi."İşim gereği sık sık seyahat ederim. Bir keresinde İzmir'e gitmem gerekti. Yaklaşık sekiz yüz km'lik uzun bir yol. Yoldaş olur düşüncesiyle hanımı da yanıma aldım. İzmir'de birkaç gün kalıp işlerimizi hallettik, dönüş yoluna çıktık. Afyonkarahisar'a geldiğimizde akşam

Taze balık nasıl olurmuş

"Solungaçları kıpkırmızı, derisi gergin; gözleri canlı, parlak ve dışa bombeli olmalıymış."Gördes'in balıkçısıyla ilgili hatırama bugün de devam ediyorum. Leyla, beş yaşında, kocaman meraklı gözleriyle her şeye hayran hayran bakan bir kız çocuğuydu. Annesiyle birlikte pazartesi pazarına geldiğinde, ilk durağı hep Abdullah Amca'nın aracı olurdu. Ley

"Dede mahrumu" mu

"Dağarcığı ikiye bölüp gece vakti bizi doyurup yatmışlar. Adam karakola şikâyet etmiş..."Hatırama bugün de devam ediyorum... Dedemin evinde dört tane oda alt katında da dört tane ayrı ayrı ahır vardı. Evindeki eşyaları da dört tane büyük tencere, ona yakın tabak o kadar da kaşık vardı. Bir tane bile çatalı, su bardağı yoktu. Babamın ısrarlarına rağ

Kendi çocuklarıyla beraber

"Kız tarafı kızını, gelin arabası yapılan kağnıya götürürken bile gözyaşıyla uğurlardı..."Uzun kış gecelerinde evimiz dolar taşardı. Bazen dedelerimizin bazen mahallemizin ihtiyar kadınlarının anlattıkları hikâyeler ve acı yaşanmışlıkları dinlerken üzülür bugünkü hâlimize şükrederdik.Savaşlar ve göçler yüzünden bu güzel topraklarda nice zaman huzur

Hiç helva yemez miydiniz

"O yıllarda gaz, tuz ve bez dışında para ile aldığımız bir şey yoktu; desem yalan değil."Antalya'ya bağlı Akseki ilçesinin tarihsel bir köyü olan Gödene'deki çocukluğumla ilgili unutulmaz hatıralarımı paylaşmaya devam ediyorum...Sığırlarla yük hayvanlarımızı yazdan hazırladığımız saman ve kuru ot olan halkamsı burmalarla doyururduk. Onlar sayesinde