Turgut Tunç

Yeni Birlik

Takip mesafenizi koruyunuz

Karayollarında direksiyon sallayan he şoförün ezbere bildiği, levhalarda en sık gözümüze çarpan o meşhur uyarıdır: "Takip mesafenizi koruyunuz." Kural basittir; hızınız neyse, en az yarısı kadar metre boşluk bırakırsınız öndekiyle aranızda. Neden Çünkü öndeki araç aniden frene bastığında, o şeritte beklenmedik bir çukur çıktığında ya da bir kaza ol

Kendi hikâyenizin başrolü müsünüz

"Masada değilseniz, menüdesinizdir." Evet, cümle sert. Ama bazı gerçekler pamuk şekerle söylenince anlaşılmıyor. Hayat da çoğu zaman nezaketle uyarmıyor zaten. Ya oyunun kurallarını koyanlardan oluyorsunuz ya da kurallara uymak zorunda kalanlardan. Bir düşünün…Bir toplantı masası hayal edin. Kararlar alınıyor, yön belirleniyor, gelecek şekilleniyor

Kendi yurduna yabancılaşanlar ve gökkubbede çınlayan o ses: 'Hu Der Allah!'

Her yıl benzer tartışmalar… Takvimler aralık ayını gösterdiğinde okulların koridorlarını süsleyen çam ağaçları, sınıflarda yapılan hediye çekilişleri, pencerelere asılan kar tanesi figürleri ve "yılbaşı coşkusu" adı altında düzenlenen etkinlikler büyük bir itirazla karşılaşmıyor. Çoğu zaman bunlar kültürel bir atmosfer, mevsimsel bir neşe olarak gö

Hoş Geldin Ya Şehr-i Ramazan

Takvim yapraklarından daha ağır, daha anlamlı bir gelişin var senin. Kapıyı çalmıyorsun; doğrudan kalbe giriyorsun. Gürültüyü kısıyor, fazlalıkları görünür kılıyor, insanı kendisiyle baş başa bırakıyorsun. Ramazan her yıl geliyor ama biz her yıl aynı yerden karşılamıyoruz onu. Kimi zaman yorgun, kimi zaman kırgın, kimi zaman da neden bu kadar uzakl

Cezerî'nin ışığı, bugünün ufku

"İlim, insanın elini güçlendirir; aklı ise yolunu aydınlatır."El Cezerî asırlar önce söylemiş bunu. Aslında tek cümlede bir medeniyet özeti var. El güçlenmeden üretim olmaz.Ama akıl aydınlanmadan istikamet olmaz. Bu cümleyi yıllardır okuruz.Fakat bazı sözler ancak bir yerde, bir anda, insanın içine gerçekten düşer. 2025 yılında yolum Cizre'ye düştü

Gündem değil, zihinler yoruluyor

Bu hafta yine her şey konuşuldu. Bir sabah uyandık, herkes aynı videoya kilitlenmişti. Öğlene doğru başka bir uygulamaya göç başladı. Akşamına "Çocuklar sosyal medyadan uzak tutulmalı mı" tartışmaları…Ama kimse şunu sormadı: "Biz gerçekten ne yaşıyoruz" Eskiden bir haber günlerce konuşulurdu. Şimdi bir video üç saat dayanırsa "önemli" sayılıyor. Tr

Bir çağın ciddiyet erozyonu

Zaman içinde yaşanılan değişiklikler devletleri, üsluplarını da güncellemeye götüren bir süreci başlattı. Eskilerin dili ile şimdikilerin devlet stratejileri bir duvar misali daha görünür hale geldi. Diplomasinin ağırlığı, mektupların mührü, sözlerin tartısı o bilinmezlik duvarında daha ağır bir ciddiyetin garantisiydi. Bilinmezlik belki de dönemin

Sahi biz nereye koşuyoruz

Dünya baş döndürücü bir hızla dönüyor. O kadar hızlı ki, artık manzarayı seyretmiyor, sadece önümüzden akıp giden görüntülerin rüzgarıyla savruluyoruz. Eskiden aylar, yıllar süren değişimler artık saniyeler içinde telefon ekranımıza düşüyor ve biz daha ne olduğunu anlamadan bir sonraki "flaş habere" geçiyoruz! Sahi, en son ne zaman gerçekten şaşırd

Ateş çemberinde millet olma sınavı

Dünya, büyük bir kırılmanın eşiğinde. Soğuk Savaş sonrası kurulan dengeler altüst olurken, uluslararası hukuk ve diplomasi, yerini kaba güce ve fiili durumlara bıraktı.Kuzeyimizde Rusya'nın stratejik sessizliği, okyanus ötesinden gelip coğrafyamızı dizayn etmeye çalışan Amerika'nın kural tanımaz tavrı... Ve hemen güneyimizde; Gazze'de Filistin halk

Vitrindeki mutluluk, kalpteki haset: Yüzyılın vebası

Kapitalizmin sadece bir ekonomik model olduğunu sanıyorsak, büyük bir yanılgı içindeyiz. O, artık sofradaki ekmeğimizden ziyade, ruhumuzun derinliklerine sızan sinsi bir yaşam biçimi. Bizi maddi olarak belki "var" kılan ama manevi olarak yavaş yavaş "yok" eden, içten içe kemiren bir düzenek.Son yüzyılın en büyük hastalığı ne kanser ne de viral salg