Ateş çemberinde millet olma sınavı

Dünya, büyük bir kırılmanın eşiğinde. Soğuk Savaş sonrası kurulan dengeler altüst olurken, uluslararası hukuk ve diplomasi, yerini kaba güce ve fiili durumlara bıraktı.

Kuzeyimizde Rusya'nın stratejik sessizliği, okyanus ötesinden gelip coğrafyamızı dizayn etmeye çalışan Amerika'nın kural tanımaz tavrı... Ve hemen güneyimizde; Gazze'de Filistin halkına uyguladığı vahşetle bir devletten ziyade terör örgütü gibi davranan, ilan edilen ateşkeslere rağmen kan dökmekten vazgeçmeyen İsrail'in pervasızlığı…

Bu manzara bize yeni bir şey söylemiyor aslında. Tarih tekerrür ediyor ve coğrafya, üzerindeki sakinlerine yine bedel ödetiyor.

Ancak bu toz duman arasında, bir Türk vatandaşı olarak zihnimizi berrak tutmak zorundayız. Çünkü yaşananlar, günlük siyasetin kısır tartışmalarına kurban edilemeyecek kadar hayati, parti rozetlerinin çok ötesinde bir "varoluş" meselesidir.

Sınırların Ötesindeki Güvenlik, Evimizin Kapısıdır

Bugün Amerika'nın sınırımızda kurmaya çalıştığı garnizon devletçikler veya İsrail'in vadedilmiş topraklar hayaliyle bölgeye yaydığı terör, doğrudan Anadolu'yu hedef almaktadır. Bu tablo karşısında Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin sınır güvenliği için attığı adımları, "siyasi bir tercih" olarak değil, "jeopolitik bir zorunluluk" olarak okumalıyız.

Devletlerin hafızası, hükümetlerin ömründen uzundur. Bugün sınır ötesinde kurulan güvenlik şeridi, hangi iktidar olursa olsun, Türkiye'nin uygulamak zorunda olduğu bir "Devlet Refleksi"dir. Çünkü komşudaki yangın söndürülmezse, kıvılcımın sıçrayacağı yer kendi bahçemizdir. Bu yüzden sınır güvenliği, sadece askeri bir operasyon değil, Misak-ı Milli'den bugüne uzanan stratejik aklın bir gereğidir.

Millet Olmak: Tasada ve Kıvançta Birleşmek

Tam da bu noktada, "İç Cephe"nin tahkim edilmesi devreye giriyor. Küresel güçlerin en büyük silahı, topla tüfekle gelmeden önce, toplumların fay hatlarını tetiklemektir.

Bizi biz yapan değerler; sandıktaki tercihlerimizden çok daha derindir.

Millet olmak; sınırda nöbet tutan Mehmetçik tetiğe bastığında, onun siyasi görüşünü merak etmek değil; onunla aynı duaya amin demektir.

Millet olmak; Kilis'e, Gaziantep'e, Edirne'ye, Artvin'e veya Hakkari'ye bir tehdit yöneldiğinde, İzmir'deki, İstanbul'daki, Çorum'daki, Antalya'daki vatandaşın yüreğinin titremesidir.