Süleyman Seyfi Öğün

Yeni Şafak

Savaşı kim kazanacak

Meselâ II. Umûmî Harbe giden yolda yaşanan buydu. Belle Epoque olarak bilinen zamanların temel müracaat kaynağı olan itibârî değerler aşınmış, insanlık Hitler gibi fanatiklerin mâceralarına sürüklenmişti. II. Umûmî Harp sonrasında kurulan ve Dünyâ Düzeni olarak bilinen dünyâda itibârî değerler yeniden târif edilmişti. Siyâseten bakıldığında, katılı

Komşuluk bâki kalır

Savaşın ilk haftasına dâir umûmî bir değerlendirme yaparak başlayalım. Sapık bir zihniyete sâhip , gırtlağına kadar günaha ve suça batmış bir kara alıcılar zümresi, yaşamakta oldukları küresel ve bölgesel sıkışmışlıktan çıkabilmek adına hesapsızca İran'a saldırdılar. Bu savaş onların aleyhine seyrediyor. Bu coğrafyada asırlar boyu Türkler ve İranlı

Dinime küfreden bâri Müselman olsa

İran-ABD-İsrâil arasında patlak veren, üzerine kirli teopolitik hezeyanların benzini dökülerek büyütülen savaş devâm ediyor. Her savaşta olduğu gibi bu savaşın da temelde ekonomik bir boyutu var. Bunun bir tarafında ekonomisi ağır kayıplar yaşayan ABD var. Petrodolar ile beslenen ve tekmil dünyâya dayatılan, dünyâ sistemi olarak taçlanan bir ekonom

Büyütülürken küçültülme riskine dâir

Tahmin edilen gerçekleşti. ABD ve İsrâil, İran'a büyük bir saldırı başlattı. Yazılacak, söylenecek çok şey var. Bunların hepsini tek bir yazıda toplamak son derecede zor. Allah ömür ve takat verirse önümüzdeki günlerde bunlara teferruatlı bir şekilde gireceğim. Bu yazıda ise çok mühim bulduğum bir iki husûsu ele alacağım. Evvelemirde bu savaşın her

Muhtemel İran savaşının Türkiye'ye yansımaları üzerine

Bu yazıyı zorlanarak yazdığımı itiraf etmeliyim. Ümidim ve temennim ,son anda bir şeylerin devreye girmesi ve burada yazılanların çöp olması. Ama tâkip edebildiğim kadarıyla artık savaşın çıkıp çıkmayacağına dâir değil; ne zamân çıkacağı ve nelere sebebiyet vereceğini düşündüren alâmetler baskın hâle geliyor. Maalesef böyle. Trump'ın Kongre'de yapt

Ufuktaki İran-ABD savaşına dâir

ABD İran'a saldıracak mı Son günlerin en baskın tartışma konusunun bu olduğu son derecede âşikâr. Çeşitli medyalarda hemen her gün "uzmanlar" bu mesele etrâfında kafa patlatıyorlar. Esâsen bunun yadırganacak bir tarafı yok. Tırmanarak yaşanan gelişmeler muhtemel savaşı medyatik gündemin merkezine yerleştiriyor. ABD, yüzlerce uçakla takviye ettiği d

Tuhaf medeniyet târifleri

Münih Konferansına hâkim olan bir kelime vardı. Hem çeşitli başlıklarda, hem konuşmalarda çok sık vurgulandı: Yıkım… Esâsen ABD kaynakları hanidir bunu dile getiriyordu. Yakın zamanda, ABD'nin hatırı sayılır kurumlarında bu minvâl üzere; bir medeniyetin çöküşüne işâret eden bâzı raporlar neşredildi. Hedeflenen Avrupa'ydı.. Üstelik imâ yollu bir değ

Güvenlik mi dediniz

Yeni bir Münih Güvenlik Toplantısını idrâk ediyoruz. 2026 Toplantısı bunun 62.'si. Yâni ilkinin, daha Soğuk Savaşın yerini Yumuşama olarak bilinen başka bir tarz yapılanan bir uluslararası iklimde tertip edildiğini görüyoruz. . Bunu onun konvansiyonel târihi olarak değerlendirmekte bir beis olduğunu zannetmiyorum. Barış ve daha güvenli bir dünyânın

İran masasında ABD versus İsrâil

ABD İran'a saldıracak mı Bu soru hâlâ asılı kalmış bir soru. Medyada, âdetâ bir savaş totoya dönüşmüş vaziyette. Kimileri ABD'nin, önünde sonunda İsrâil'in tazyiklerine yenileceğini; İran'a saldıracağını ve rejimi yıkacağını iddia ediyor. Başkaları ise ABD'nin, İran'ın sert bir direniş göstereceğini hesap ettiğini ve muhtemel bir saldırının ABD'nin

Epstein dosyasının katmanları üzerine (2)

Soğuk Savaş sonrasında ortaya çıkan özgürleşme fetişinin ikinci sütunu ise kültürel özgürleşmedir. Bundan güdülen gâye , ulusal/toplumsal yapıların çökertilmesidir. Bu talepler , ulusal yapının esâsen sun'i bir oluşum olduğunu, târihî kültürel varlıkların onun içinde bastırıldığını ve yok edilmek istendiğini iddia eder. O hâlde yapılması gereken on