Süleyman Seyfi Öğün

Süleyman Seyfi Öğün

Yeni Şafak
Yaşam 228 yazı 4 takipçi

Riskler ve fırsatlar için bâzı sâbiteler

Birinci ayını tamamlamak üzere olan savaş tırmanarak devâm ediyor. Soğukkanlı yorumcular hâlâ neticenin belli olmadığını , her şeyin ortada olduğunu ifâde ediyorlar. Elbette pek çok açıdan haklılar. Kesin hükümlerden uzak durmak , ihtiyatlı, teennili olmak her zaman en doğrusudur. Ama gidişâta bakacak olursak bâzı tahminlerde bulunmak da mümkün. Da

Jeopolitik nereye kadar

İsrâil -ABD ittifâkı ile İran arasındaki savaş tırmanıyor. Bu tırmanma her nev'i kâideyi de berhava ediyor. Sokak dövüşlerinin diliyle ifâde edecek olursak belaltı vuruşlara evriliyor. Fitili ateşleyen İsrâil-ABD ikilisi oldu. İlk bel altı vuruş Ayetullah Hamaney'in ve çok sayıdaki İranlı idârecinin öldürülmesiydi. Savaş hukûkunun asla kabul etmeye

ABD'de yaşanan kırılmalar

Çocukluğumda iki şehrin güreş kulübü arasında yapılan müsabakaları seyretmiştim. Bizim şehrin takımı fırtına gibi esiyor, hemşehrilerimizi coşturuyordu. 74 kilo müsabakasına kadar bizimkiler peşpeşe rakip takımın güreşçilerini ezdi geçti. Hiç unutmam, bu sıklette rakip takımı temsilen sarışın, sırım gibi bir güreşçi mindere çıktı. Bizim takımın spo

İran açılır kapanır bar kapısı mı

Artık sistemik/küresel savaşlar devri olarak niteleyebileceğimiz yeni bir evreye girdiğimiz anlaşılıyor. Bunun ik ayağı Rusya-Ukrayna savaşı ise, ikinci ayağının Körfez Savaşı "03"; yâni ABD- İran savaşı olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Sistemik savaş kavramından biraz bahsetmek gerekebilir. Bunun o bildik dünyâ savaşı şeklinde cereyan etmesi ge

Savaşı kim kazanacak

Meselâ II. Umûmî Harbe giden yolda yaşanan buydu. Belle Epoque olarak bilinen zamanların temel müracaat kaynağı olan itibârî değerler aşınmış, insanlık Hitler gibi fanatiklerin mâceralarına sürüklenmişti. II. Umûmî Harp sonrasında kurulan ve Dünyâ Düzeni olarak bilinen dünyâda itibârî değerler yeniden târif edilmişti. Siyâseten bakıldığında, katılı

Komşuluk bâki kalır

Savaşın ilk haftasına dâir umûmî bir değerlendirme yaparak başlayalım. Sapık bir zihniyete sâhip , gırtlağına kadar günaha ve suça batmış bir kara alıcılar zümresi, yaşamakta oldukları küresel ve bölgesel sıkışmışlıktan çıkabilmek adına hesapsızca İran'a saldırdılar. Bu savaş onların aleyhine seyrediyor. Bu coğrafyada asırlar boyu Türkler ve İranlı

Dinime küfreden bâri Müselman olsa

İran-ABD-İsrâil arasında patlak veren, üzerine kirli teopolitik hezeyanların benzini dökülerek büyütülen savaş devâm ediyor. Her savaşta olduğu gibi bu savaşın da temelde ekonomik bir boyutu var. Bunun bir tarafında ekonomisi ağır kayıplar yaşayan ABD var. Petrodolar ile beslenen ve tekmil dünyâya dayatılan, dünyâ sistemi olarak taçlanan bir ekonom

Büyütülürken küçültülme riskine dâir

Tahmin edilen gerçekleşti. ABD ve İsrâil, İran'a büyük bir saldırı başlattı. Yazılacak, söylenecek çok şey var. Bunların hepsini tek bir yazıda toplamak son derecede zor. Allah ömür ve takat verirse önümüzdeki günlerde bunlara teferruatlı bir şekilde gireceğim. Bu yazıda ise çok mühim bulduğum bir iki husûsu ele alacağım. Evvelemirde bu savaşın her

Muhtemel İran savaşının Türkiye'ye yansımaları üzerine

Bu yazıyı zorlanarak yazdığımı itiraf etmeliyim. Ümidim ve temennim ,son anda bir şeylerin devreye girmesi ve burada yazılanların çöp olması. Ama tâkip edebildiğim kadarıyla artık savaşın çıkıp çıkmayacağına dâir değil; ne zamân çıkacağı ve nelere sebebiyet vereceğini düşündüren alâmetler baskın hâle geliyor. Maalesef böyle. Trump'ın Kongre'de yapt

Ufuktaki İran-ABD savaşına dâir

ABD İran'a saldıracak mı Son günlerin en baskın tartışma konusunun bu olduğu son derecede âşikâr. Çeşitli medyalarda hemen her gün "uzmanlar" bu mesele etrâfında kafa patlatıyorlar. Esâsen bunun yadırganacak bir tarafı yok. Tırmanarak yaşanan gelişmeler muhtemel savaşı medyatik gündemin merkezine yerleştiriyor. ABD, yüzlerce uçakla takviye ettiği d

Tuhaf medeniyet târifleri

Münih Konferansına hâkim olan bir kelime vardı. Hem çeşitli başlıklarda, hem konuşmalarda çok sık vurgulandı: Yıkım... Esâsen ABD kaynakları hanidir bunu dile getiriyordu. Yakın zamanda, ABD'nin hatırı sayılır kurumlarında bu minvâl üzere; bir medeniyetin çöküşüne işâret eden bâzı raporlar neşredildi. Hedeflenen Avrupa'ydı.. Üstelik imâ yollu bir d

Güvenlik mi dediniz

Yeni bir Münih Güvenlik Toplantısını idrâk ediyoruz. 2026 Toplantısı bunun 62.'si. Yâni ilkinin, daha Soğuk Savaşın yerini Yumuşama olarak bilinen başka bir tarz yapılanan bir uluslararası iklimde tertip edildiğini görüyoruz. . Bunu onun konvansiyonel târihi olarak değerlendirmekte bir beis olduğunu zannetmiyorum. Barış ve daha güvenli bir dünyânın