Şemseddin Çakır

Şemseddin Çakır

Yeni Asya
Yaşam / Din 74 yazı 0 takipçi

Keramet haktır-3

Bir de "Bu kerametlerin ayet ve hadislerle münasebeti nedir" diye bir soruya muhatap olunursa, her birinin bir ayet ve hadisin izah, isbat ve şerhi olduğunu da ifade edebiliriz.Yani nasıl bir hadis ayet-i kerimeye tezat olamazsa keramet de, hadise tezat olamaz. Yani bilakis ayet-i kerimedeki kapalılığı, hadis ve kerametler deşifre etmiş olur. Şimdi

Keramet haktır -2

Evet, bu kerametler tam vakıa mutabık olup cerhedilemez delillerle müdellel oldukları halde yine de onları samimî cahil, kabul ederek, kerameti, lügavî ve istilâhî anlamlarıyla biraz açmak istiyorum, uzarsa mazur görülsün.Keramet lügavî olarak, "iyi ve ahlâklı olmak olmak"; terim olarak da, "Allah'ın takvalı, salih ve velî kullarından zuhur eden ol

Keramet haktır - 1

Bu konuyu ele almamızın sebebi, Hz. Ali'nin ifadesiyle, bidatlara taraf olan ulemaü's-sûnun, oryantalistlerin de etkisiyle, ayet ve hadislerin tefsiri ve açılımı ve hatta tabiri caiz ise güncellemesi olan işarî ve beşarî kerametlere, zülfüyare dokunduğu veya yaraları olup gocundukları için 18. Lem'a'ya dil uzatmalarıdır.Bir de meseleyi istihza konu

İman ve imkân

Bilindiği gibi imanın çok farklı tanımları vardır. Yani bağlamına göre tanımları değişse de, benim bu bağlamda en kısa tanımım; "İman, imkândır" şeklinde olacaktır.Yani iman, bütün imkânsızlıkları bertaraf edip mümkün kılmaktır. Diğer bir ifade ile, imkânsızlığı yok etmektir. Çünkü Cenab-ı Hak Alîm-i Külli Şey ve Kadîr-i Külli Şey olunca, bunun ist

En büyük cihad

Bilhassa günümüzde, bu çok zarurî olan hayatî gerçeğin, kavranılması için cihad tabir veya teriminin iyi anlaşılması şarttır.Cihad: Cehd kökünden lügavî olarak; çalışmak, gayret, himmet ve hamiyet gibi anlamlara gelir ve Üstad Bediüzzaman "Kimin himmeti, milleti ise o başlı başına bir millettir" demekle meselenin ne kadar önemli ve zarurî olduğuna

Kâinattaki en büyük hakikat

Evet şüphesiz kâinatta tek ve en büyük hakikat vahdaniyet hakikatidir.Diğer hakikat telâkki edilenler ise ancak onun türevleri olabilir. Onların başlıcaları da; elest bezmi ve neticesi olan mescid ve sacidlerdir. İman ve ibadet ise bu taahhüdün neticeleridir. Kim kendini sözleşmenin dışında addediyorsa o hiçbir şey değil, ancak aslından iraz etmiş

Fizik ve metafizik

Bu iki terim; birbirinin zıddı gibi görünen fakat birbirinin mütemmimi olan, can ve ten gibi iki meseledir.Daha doğrusu; fizik ilmini, fizik ve metafizik diye ikiye ayırmak gerekir. Bu konuda Bediüzzaman "Her şeyi maddede arayanların akılları gözlerindedir, göz ise maneviyatta kördür."1 demekle bu gerçeği çok veciz ifade etmiştir. Hatta bu vesiley

Almanya'dan selâmlar

Bir kısım arkadaşlarımın bildiği gibi, ben şu an; Üstadın bahtiyar Alman milleti dediği memleketteyim ve nasip olursa bayrama döneceğim.Dünyanın hâl-i pür melâline bir de buradan bakmak istedim. Çünkü burası; Almanlar gibi bizim de ahirzaman alâmeti olarak ineceğine inandığımız Mesihin şahs-ı manevîsidir. 19. asrın en meşhur feylesofu Prens Bismark

Konumumuz ve sorumluluğumuz -2-

Bu vadide birçok konumdan bahsedilebilir, fakat, ben bizim için aynı zamanda saadet-i ebediye vesilesi olan çok önemli iki konumu idraklerinize arz etmeye çalışacağım:1. İnsan olarak konumumuz; şöyle mahlukata bakıyorum. En alt tabaka olan cansız, taş ve maden değiliz. Onun bir üstü sadece canlı olan bitki değiliz. Onun daha üstü olan ruhu da olan

Konumumuz ve sorumluluğumuz - 1

İnsanın hayat serüveni içinde doğru ve başarılı olabilmesi, öncelikle konumunu ve sorumluluğunu çok iyi bilmesi ve mümkünse şartlara göre en stratejik şekilde ayarlaması gerekir.Aynen Efendimiz'in (asm) Bedir Savaşı'nda ordusunu Bedir kuyuları etrafına konuşlandırıp; 313 kişi ile üç kat daha fazla olan müşrik ordusunu mağlup etmesi gibi... Hatta bu

Zıtların dinamiği

Bu başlığın kapsama alanı alabildiğine geniş olduğundan, "Damla denize delalet eder" kabilinden bazı değerlendirmeler yapılacaktır.Birinci temel tesbit; "Tü'refü'l-eşya bi-ezdadiha" yani "Her şey zıddı ile bilinir" demektir; yani eğer zıtları olmasa biz hiçbir şeyi fark edip kavrayamayız. O halde zıtların yaratılması bize zahiren ters gelse de çok

İman ve bilim -2-

Akla bağlı olan fenni anlamak için, önce aklı ele almak gerekir. Böylece fennin de mahiyeti anlaşılır.Muhyiddin Arabî: "Akıl bir sınırlamadır, mutlak gerçek değildir" diyor. O halde fen veya deney, gözlem ne olur O da sınırlamanın sınırlaması olur ve Üstad'ın ifadesiyle "Her şeyi maddede arayanların akılları gözlerindedir. Göz ise maneviyatta kördü