Sami Cebeci

Sami Cebeci

Yeni Asya
Yaşam / Din 55 yazı 0 takipçi

Kul hakkı yemekten korkmak

Cenab-ı Hakkın, yokluk karanlıklarından çıkarıp bu aydınlık varlık âlemine gönderdiği her insanın üzerinde Allah'ın birçok hakları vardır. Buna hukukullah denir.Muhtelif ayetlerin beyanına göre, Kâinatın Yaratıcısını tanımak, Ona iman etmek ve imanın gereği olarak emir ve yasaklarına itaat etmekten ibaret olan ibadet ile karşılık vermek her insanın

Eğitimde Bediüzzaman modeli

Konyalı bir talebesi Bediüzzaman Hazretlerini ziyaret ettiği zaman "Hazret-i Mevlâna benim zamanımda gelseydi Risale-i Nur'u yazardı. Ben de onun zamanında gelseydim Mesnevî- i Şerif'i yazardım. Çünkü, o zamanda İslâm'a hizmet Mesnevî tarzındaydı. Bu zamanda ise, Risale-i Nur tarzındadır" diyen Bediüzzaman Hazretleri gerçek bir eğitimciydi.Bediüzza

Risale-i Nur penceresinden çocuklar ve gençler

Telif ettiği Risale-i Nur tefsirleriyle iman kurtarma ve kuvvetlendirme hareketini başlatan ve taklit mertebesindeki imanları tahkik mertebesine yükseltmeyi başaran Bediüzzaman Hazretlerinin, en önemli hedef kitlesi çocuklar ve gençler idi.Gaflet içindeki büyüklerden ziyade çocuklar ile ilgilenir, onlara ciddi selâm verir ve selâmlarını alırdı. ünk

Başarılı olmanın kudsî yolları

Bu dünya hayatında her insanın bazı meselelerde başarılı olmak istemesi fıtratının gereğidir. Başarısızlık, insan ruhunda ister istemez manevî tahribat yapar.Bütün meselesi dünya olanlar, maneviyatı yok sayarak hedeflerine giderken, hiç beklemedikleri engellerle karşılaştıkları zaman adeta yıkılırlar. Gerçek anlamda inanan mü'minler, bu dünyanın çe

Hayat bir yaprak dökümü gibi

Dünya hayatına gelen her insan, bu âlemde ebediyen kalacakmış gibi bir duygu içinde hayatını yaşar.Bir gün mutlaka bu dünyayı ölümle terk edeceğini bile bile devamlı kalacakmış hissi çoğu insanları aldatır. İnanan müminler ise, hayatın anlamını bildiklerinden hem dünya, hem de ahiret hayatlarını kazanmak için elinden gelen gayreti gösterirler. Bir

Kalp ve ruhtan ahirete bakan pencere

Bütün varlıklar içinde çok yüksek bir istidat ve kabiliyette yaratılan insanın kalbine, ebedî olarak yaşamak ve sonsuza kadar saadetli bir hayat sürmek arzusu verilmiştir.Bütün dünya o kalp ve vicdana verilse yine de tatmin olmamaktadır. Demek ki kalp, ebedî bir âlem için yaratılmıştır ve bu fânî dünyaya razı değildir. Ancak, kalp dediğimiz şey vüc

Dünya kalınacak değil, geçilecek bir imtihan meydanıdır

Bu dünya hayatına gelen her bir canlıda, ebedî olarak burada kalmak isteği vardır.Fakat, üzerine Cenab-ı Hak tarafından fânîlik damgası vurulan bu âlemde, hiçbir varlık ebedî olarak kalamamış, ecel vakti geldiği zaman istemese de, bu dünyayı terk etmek zorunda kalmıştır. İlk insan ve ilk peygamber olan Hazret-i Âdem Aleyhisselâm bin yıl yaşadığı ha

İnsan zulmü içinde hükmeden kaderin adaleti

Bu dünya denilen imtihan meydanında, insanoğlunun başına her çeşit sevdiği veya sevmediği nice olaylar gelir.İnsan imanı sayesinde böyle olaylar ile karşılaştığı zaman "Her şeyin iyisini al, fenasını bırak." kaidesiyle, hoşuna giden hadiseler için Allah'a şükreder, hoşuna gitmeyen ve beğenmediği olaylar için de sabreder. Her iki halde de mü'min ola

Gerçek musibet, dine gelen musibettir

Dünya hayatına Cenab-ı Hakkı tanımak ve Ona iman ile ibadet etmek üzere gönderilen insanların başına, ömür boyunca nice imtihanlar gelir ve onlarla Allah kullarını imtihanlardan geçirir.Hastalıklar, belâlar ve çeşitli musibetler bu imtihanların görünen yüzleridir. İnsan ise, imanı sayesinde o musibet ve belâların Allah'tan olduğunu bilir sabır ve ş

Şevk-i mutlak ve gayretle çalışmak

Bediüzzaman Hazretlerinin ifadesiyle, Risale-i Nur bu memleketin manevî bir halâskârı ve kurtarıcısıdır. Risale-i Nur Talebeleri de, Kur'ân'ın bir elmas kılıcı hükmündeki bu kuvvetli tefsirlerin hakiki sahipleri ve sâdık kahramanlarıdır.Bütün bir milletin imanını kurtarmak ve kuvvetlendirmek maksadıyla, Nur Talebeleri bir asırdan beri bütün gayretl

Riyakârlık fiilî bir yalancılıktır

Cenab-ı Hak tarafından İslâm fıtratı üzerine yaratılan her çocuk, anne babası ve çevresinin tesiriyle zamanla ya Hıristiyan veya Musevî olur ya da Müslüman kimliğini korur.İslâm coğrafyasında dünyaya gelen ve Müslüman olma özelliğini koruyan insanlar ya ihlâslı mü'minler olarak hayatını devam ettirir veya bunun aksine bir hayat sürerek dünya ve ahi

Hâlis mü'minler ve nifak hastalığı

İnsanlık tarihi mü'minler, kâfirler ve münafıklar olarak üç grup halinde günümüze kadar gelmiş ve kıyamete kadar da böyle devam edip gidecektir.Samimi olarak Allah'a, ahirete ve diğer iman rükünlerine inanmış olan insanlar, hem bu dünyada hem de ahiret diyarında Cennet lezzetleri içinde yaşarlarken, kâfir ve münafıklar ise, her iki âlemde maddî ve