Cenab-ı Hakkın, yokluk karanlıklarından çıkarıp bu aydınlık varlık âlemine gönderdiği her insanın üzerinde Allah'ın birçok hakları vardır. Buna hukukullah denir.
Muhtelif ayetlerin beyanına göre, Kâinatın Yaratıcısını tanımak, Ona iman etmek ve imanın gereği olarak emir ve yasaklarına itaat etmekten ibaret olan ibadet ile karşılık vermek her insanın aslî vazifesi olduğu gibi; haftada bir defa yıkanmak ve gerekli temizlikleri yapmak da, Allah'ın kulları üzerindeki haklarındandır.
Bunların yanı sıra, her insanın diğer insanlar üzerinde de karşılıklı hakları vardır. Karı-koca, anne baba ve çocuklar, komşular ve sair insanlar arasındaki bu haklara, din literatüründe kul hakları adı verilir. Modern terminolojide insan hakları olarak vasıflandırılan bu haklar, insanların doğuştan sahip oldukları ve kanunlar çerçevesinde muhakkak korunması gereken temel haklardır. Bu temel hak ve hürriyetlere hiçbir kurum ve hatta devlet dahi müdahale edemez ve ortadan kaldıramaz. Daha ötesi devlet temel hakların daha mükemmel yaşanmasına fırsat ve imkân verir. İleri demokrasiler bu hakların teminatıdır.
Ancak, uygulamaya bakıldığında dünya genelindeki devletlerin ekserisi, temel insan hak ve hürriyetlerinin ihlâl edilmesinin örnekleriyle doludur. Yarı demokrasi ile idare edilen ülkelerde kısmen bu haklar veriliyorsa da, verilen hakların tuzak gibi kullanılarak sonradan mahkûmiyetler için kullanıldığı görülür. Meselâ, fikir ve ifade hürriyeti insanların en temel hakkı olduğu halde, yazılarından dolayı hiçbir olumsuz hadiseye sebep olmamış nice yazarların mahkûm edildiği görülür. Türkiye'de bazı ceza kanunlarının, Demoklesin kılıcı gibi yazarların üstünde sallandığı bilinen bir geçektir.
İslâm dininin kul haklarına verdiği önemin emsali ne Batı toplumlarında ve ne de Uzakdoğu toplumlarında görülmüyor. Sevgili Peygamberimiz (asm) vefatından önce bütün Sahabelerine "Kimin bende hakkı varsa işte malım, gelsin alsın. Kimin sırtına vurmuşsam işte sırtım, gelsin vursun. Ben, kul hakkıyla Rabbimin huzuruna varmak istemem." buyurmuştur. Böylesine bir hak anlayışının tarihte başka bir örneği görülmemiştir.
Hz. Cebrail (as), komşunun komşusu üzerindeki haklarını sayarken, Hz. Peygamber (asm) "Neredeyse komşu komşuya mirasçı olacak zannettim." demiştir. Allah katında en yüksek makam olan peygamberlik ve sıddıkiyetten sonra şehitlik olduğu biliniyor. Allah'ın, şehit kulunun kul hakları dışında kalan bütün günahlarını bağışlayacağı haber veriliyor. Ancak şehit kulunun üzerindeki kul hakkı borcunun ödenmesini, bizzat Allah üstleniyor.

25